Anı türü mü desem deneme mi kestiremedim ama ben sevdim. Bir kısmı İstanbul'da bir kısmı Paris'te geçen yaşam örgüsü. Haşim'in kalemini sevenler için tavsiye edebilirim.
Bize GöreAhmet Haşim · 3F Yayınları · 20064,452 okunma
Liseye başlayan çocuklara aldırdıkları kitabı merak ettim. İnce ve kolay okunan bir kitap; bi yere kadar konular karışık, yarısından sonra Ahmet Haşim in Avrupa seyahati anıları ile devam ediyor. Bazı kelimeler eski Türkçe den olmasına rağmen cümlelerdeki anlam ve edebiyat insanı mest ediyor. Ama henüz ortaokulu bitirmiş bi çocuğun sevebileceği bir kitap değil,cümleler bu yaş çocuğuna çok ağır, konular çok sıkıcı gelecek. Heleki yazıldığı dönem ve şartları bilmeden okuduğu için birçok meseleyi anlamayacak. Kitap üniv öğrencilerine tavsiye edilse yeridir. Çocuklara kitap okuma alışkanlığı kazandıralim diye çabaladığımız yaşlarda böyle ağır ve alakasız kitaplarla soğutmasak onları daha iyi olmaz mı? Kitaba döneyim; yazarın her 5-6 denemede bir kadınlara laf atması ve aşağılaması hiç hoşuma gitmedi. Tipik bir özgür kadın düşmanı (boş) lafları; kadını sosyal hayatta istediği gibi giyinen,süslenen,gezen, var olan haliyle kabullenememe durumu! Neymiş hayvanların postlarına bürünüp, tırnaklarını uzatan kadın acaba neye dönüşmeye çalışıyormuş. O yüzündeki boyalar olmasa ne yaparmış, neye benzermiş, kim bağenirmiş!.. Yüzünü gözünü kapattığınız,yok saydığınız, insan yerine koymadığınız kadın evet artık görünüyorum en doğal, en vahşi, en süslü, en kadın halimle diye görünmediği yıllara inat,her şeyi abartarak, fazlalaştırarak, yaşayarak gözünüze gözünüze sokmak istemiş olabilir mi?!!! Kitabın ortalarında bolca Paristen bahsederken ben de birkaç kere Paris e gitmenin verdiği tecrübeyle o yılların Parisi ile bol bol karşılaştırma yaptım ve yine o güzel şehre hayran kaldım. Ve Paris yazıları bittikten sonra hayli sıkıldım hızlıca göz gezdirerek bitirdim. Bilmem çocuğum bu kitabı okur mu sorarsa onun yerine özet geçerim artık
Bize GöreAhmet Haşim · 3F Yayınları · 20064,452 okunma
Yazar "Bize Göre" kitabında Batı medeniyetinin insanımız üzerinde bıraktığı yıkıcı etkiyi günlük hayatın ayrıntılarına işaret ederek anlatmaya çalışıyor.
Bazen mizaha yakın anlatımıyla doğu ve batı arasında kalan bir toplumun dünyasını, bir şair gözüyle tasvir etmekte.
Bize GöreAhmet Haşim · 3F Yayınları · 20064,452 okunma
Deneme deyince aklıma iki yazar geliyor Ahmet Haşim ve Nurullah Ataç , ikisi de söz ustası ...Bize göre parça parça olmuş kelimeleri ören bir kitap , yoksa daha okumanız mi ?
Bize GöreAhmet Haşim · 3F Yayınları · 20064,452 okunma
Ahmet Haşim’in “Bize Göre” kitabı deneme türündeki köşe yazılarından oluşuyor. Dış çevrenin insan üzerindeki etkilerini ve izlenimlerini anlatmayı amaçlamış. Paris günlerinde edindiği bu izlenimlerini de bir kitapta toplamış. Denemenin konu olarak sınırlaması olmadığı için yazar birçok konu hakkında kendi duygu ve düşüncelerini belirtmeye çalışmış. Kişisel deneyimlerini, bilgi birikimine dayanan görüşlerini kendi hayatından derlediği fikirlerini paylaşmış. Daha çok gündelik hayattan esintiler yer almış. Kişi, olay ya da durum karşısında yaşamdan edindiği intibaları kendisine ne hissettirdiyse ne düşündürttüyse onları yansıtmış. İnsanı ve toplumu anlatırken aslında kendisinden de izler taşır.
Ayrıca Batı medeniyetinin bizim toplumumuz üzerinde bıraktığı tesirleri, doğu-batı kıyaslamasını gözlemlerine dayanarak iç dünyasında harmanlayıp kendine has üslubuyla aktarmış. Yazar okuyucuyu yoğun bir düşünsel çabaya zorlamadan içten gelen bir söyleyiş havasında hatta kendisiyle söyleşerek düşüncelerini dile getirmiş.
Aslında yazar düşünceyi az sözcükle anlatmayı planlamış, betimlemeleri de kullanarak ilgi uyandırıcı bir etki bırakmak istemiş bazı anlatımlarında mizahtan da yararlanmış. Olayların gülünç yanlarını göstermek, farklı yönlerini vurgulamak, insanı güldürürken düşündürmek ve de yazılarına dikkat çekmek için bu yöntemlere başvurmuş. Birde Ahmet Haşim’in gözünden bakmak onun kaleminden okumak gerekir.
Kitabın sanatsal bir yönü olmasıyla birlikte, sade bir şekilde yazılmış olması eserin Türk edebiyatı içinde önemli bir yere sahip olduğunu gösteriyor. Bir Klasik olarak okunmasını tavsiye ederim.
Kitabın Adı: Bize Göre
Kitabın Yazarı: Ahmet Haşim
Tür: DENEME
Türk şiirinin dev ismi Ahmet Haşim’in Bize Göre eseri; başta sanat, edebiyat meseleleri olmak üzere; tabii ve sosyal çevre, çevre ve psikoloji, kadın, içkinin olumsuzluğu üzerine yazılardan oluşur.
Ahmet Haşim, Paris seyahati sonrasında orada edindiği izlenimleri uzun yıllar yazdığı İkdam gazetesinde fıkralar halinde yayınlamıştır. Çeşitli tarihlerde İkdam'da yayınlanan bu yazılar, 1928 yılında İkdam'da Bize Göre adı altında kitaplaştırılmıştır. Bize Göre'de fıkra türünde 42 yazı bulunmaktadır.
Ahmet Haşim "Bize Göre"de Batı medeniyetinin insanımız üzerinde bıraktığı yıkıcı etkiyi günlük hayatın ayrıntılarına işaret ederek anlatmaya çalışır. Bazen mizaha yakın anlatımıyla doğu ve batı arasında kalan bir toplumun dünyasını, bir şair gözüyle tasviridir.
Okuduğum ilk kitabıydı Ahmet Haşim’in, şiirlerini çok seviyorum. Tamamen kendine has düşünceleri olan biri, birçoğuna katılamasam da okurken keyif aldım, kitabın son kısımları Paris seyahatinden gözlemledikleri ve eleştirileri diyebiliriz. Tavsiye ederim.
AHMET HAŞİM
Ahmet Haşim, edebiyatımızın düşünce ve gözlem hususunda farklı bir gücü bulunan ve yaşadıklarıyla tekâmül mirasını devam ettirmiş bir şair, bir yazardır. Şiiri elzem bir merhale olarak görmüş ve bakış açısının gelişmesinde şairliği büyük ölçüde etkili olmuştur. Bununla birlikte şiirlerinde duygusallığa ve anlam karışıklığına önem veren sanatçımız için önemli olan sözcüğün anlamı değil, söyleniş değeridir. Yaşadığı dönemin sosyal ve siyasal gelişmeleri fikir dünyasında farklılıklar oluştururken, sahip olduğu şark kültürüyle beraber garp kültüründen beslenerek güçlü bir bakış açısı kazanmıştır. Gözlem gücünün getirdiği yetenek tedricen hayal gücünü geliştirmiş ve çeşitlendirmiştir. Kendisiyle alakalı yaşadığı buhranlı dönemlerinde kendini beğenmemesi ve çirkin bulması şiirlerinde akşam ve karanlık temasının fazlaca yer verdiğini görebiliriz.
Giriş
Eserde değindiği sorunları anlatma ve aktarma biçimi Ahmet Haşim’in tenkit hususundaki becerisini gösterdiği gibi tenkit çemberine aldığı konular döneminin değişen sosyal-siyasal yapısı ve toplumu arasındaki paralelliği gözler önüne sermiş ve etkili bir anlatımla ortaya koymuştur. Eserin adından da anlaşılacağı gibi meselelere yaklaşımı ait olduğu kültürün doğasıyla, gördüğü ve tanıdığı kültürlerin anlayışı ile şekillenmiştir. Ustaca işlenmiş dili ve anlatım gücü bazı yazılarında hafif bir istihza barındırdığı gibi üslubu yalın, açık ve anlaşılırdır. Nitekim eleştirmiş olduğu ‘Mecmualar’ hakkındaki yazısında; “Aynı şeyleri aynı tarzda söylemek için bu kadar nesillerin biri biri arkasından gelmesine ne lüzum vardı? Bu mecmuaların sahifelerini açan kari sanki yanlışlıkla viranede bir bodrumun kapısını aralamış gibidir: Burun, keskin bir taaffün kokusuyla kırışıyor ve kulak, güya yeraltında bir ölüyü gömmek için ve
Eser, Haşim'in İkdam gazetesinde 1928 yılı boyunca sanat ve edebiyat sütunlarında kaleme aldığı köşe yazılarından mürekkep. Yayına hazırlayan Mustafa Çiçekler'in, kitabın ön sözünde söylediğine göre sadeleştirmede aşırıya kaçılmamış fakat ben buna rağmen oldukça anlaşılır buldum. Ya Haşim nesirde çok açık bir dil kullanıyor ya da Çiçekler'in aşırıya bakışı biraz farklı.
Eserin dili ve üslubunu bir kenara bırakacak olursak, editöryal işçilik bakımından dağınık buldum. Kitabın ikinci kısmı olan seyahat bölümünde bu durum gözlenmese de kitaba ismini veren "Bize Göre" kısmında, daldan dala atlanmış gibi duruyor. Kronolojik sıralama yerine içerik bakımından birbirine daha benzer nitelikte köşe yazıları birbiri ardına sıralanabilirdi bana kalırsa. (Gazi başlıklı yazı hariç. O diğerlerine göre daha geç bir tarihte yazılmış olmasına rağmen, önemi bakımından girişten hemen sonraya yerleştirilmiş.)
Haşim, köşe yazılarının konularını günlük hayatta karşılaştığı durumlardan ve edebiyattan alıyor. Edebiyat ve sanattan bahsederken (özellikle şiirden) sızlanmayı andıran bir öfkeyle eleştiriler savuruyor. Ama Haşim'in onu haklı kılacak bir özelliği var: O, mevcut durumu eleştirirken durumu değiştirmek için hiçbir şey yapmayanlardan değil. Özellikle "Mecmua" ve "Münekkit" başlıklı yazılarına katılmamak elde değil.
Edebiyatta yeniliğin ve diriliğin yanında yer alan Haşim, toplumsal değişiklikleri hazmedebilmiş görünmüyor. Arada bir kendini tutamayıp serpiştirdiği kadın karşıtı yazıları önce 19. asırın son demlerinde yetişmiş bir adamın bu kadar modern olabileceği düşüncesiyle hoş görülebilir geldi. Fakat seyahat yazılarının yer aldığı bölümde Fransız kadınını pervasızca övüşüyle kafamı karıştırdı ve epey de kızdırdı. Özellikle "Erkekleşme", "Kürk", "Cazibe", başlıklı yazılarında
Bize Göre için "ince bir zevk kitabı" diyebiliriz sanırım. Haşim'in dünyaya bakışı çok özgün, dili sade ama gözlemi keskindir. Onun yazıları iç dünyası zengin, duyarlılığı yüksek insanlara iyi gelir. Şiirlerinde yüksek estetik zevk ön plandadır, herkesin anlayacağı bir dil kullanmaz. Zaten poetikasında "Şiir anlaşılmak için değil duyulmak için yazılır." der. Ancak nesirlerinde (düz yazılarında) durum farklıdır. Sade, akıcı, çarpıcı... Bir de herhangi bir insanın önemsemediği bir konuya bile müthiş bir gözlemle değinmiş. Mesela kitapta "Tuhaf Bir Böcek" başlığı ile tahtakurusundan bahsediyor :)
Sessiz, dingin, hafif alaycı ama bir o kadar da şiirsel bir üslubu var yazılarında.
Kafaya yük bindirmeden ruhu okşayan tonda yazılar da diyebiliriz.
Ahmet Haşim'in o küçük gündelik şeyleri büyük bir dikkatle anlatma tarzını -elbette mukayese edemem ama- yazılarıma da benzettim biraz. Bir ara ben de gündelik şeyleri sade, dikkatli bir gözlemle, bazen mizahi bir üslupla yazardım. Sanırım bu yüzden içimi ısıttı bu yazılar. Güzel bir kafede kahve eşliğinde enfes bir gün oldu benim için. Çerez tadında okunacak çok güzel yazılar. Ben çok sevdim. Tavsiye ederim.
Ahmed Haşim, Fecr-i Ati topluluğu üyesi Türk şair ve yazardır.
Bağdat'ta doğmuştur. Babası mülkiye kaymakamlarından ve Bağdat'ın eski ve bilinen ailelerinden biri olan Alusizadelere mensup Ahmet Hikmet Bey; annesi ise yine Bağdat'ın ileri gelenlerinden Kahyazadeler'in kızı Sara Hanım'dır. Meşhur tefsir alimi Mahmud el Alusi Ahmet Haşim'in babasının dedesidir. Babasının Arabistan vilâyetlerindeki memuriyetleri sebebiyle düzensiz bir ilkokul tahsili gördü. Aynı sebepten dil olarak da sadeceArapçayı öğrendi. Annesinin ölümü üzerine 12 yaşında babasıyla birlikte İstanbul'a geldi. 1897'de Galatasaray Sultanisi'ne yatılı olarak verildi. 1907'de mezun olunca Reji İdaresine memur olarak girdi. Bir taraftan da Mekteb-i Hukuk'a devam etti. I. Dünya Savaşı'ndaki askerliği (1914 - 1918) sırasında Çanakkale Cephesinde bulundu. Ayrıca Anadolu'nun çeşitli yerlerini görme fırsatı buldu. 1924'te Paris'e, 1932'de de hastalığı sebebiyle Frankfurt'a gitti. Çeşitli yerlerde memur olarak çalışan Ahmet Hâşim, daha çok öğretmenlik yaptı. Sanâyi-i Nefise Mektebi'nde (Güzel Sanatlar Akademisi) mitoloji dersleri hocalığı ve Mülkiye Mektebi'ndeki Fransızca öğretmenliği görevlerine ölünceye kadar devam etti.
Hâşim'in sanat ve edebiyata ilgisi Galatasaray Sultanisi'nde başlar. Bilinen ilk manzumesi "Leyâl-i Aşkım" 1901'de "Mecmua-i Edebiyye"de yayınlandı. Bu dönemde Muallim Naci, Abdülhak Hâmid, Tevfik Fikret ve Cenab Şahabeddin'in tesiri altında kaldı. Son sınıfta iken Fransız şiirini ve sembolistleri tanıdı. Bundan sonra kendi şahsiyetini gösterdi ve ilk şiirlerini kitaplarına almadı. 1905 - 1908 yılları arasında yazdığı ve Piyâle kitabına aldığı "Şi'r-i Kamer" serisindeki şiirleri hayal zenginliği, iç ahenkteki kuvvet ve büyük telkin kabiliyeti ile dikkat çekti ve beğenildi. 1909'da kurulan Fecr-i Âti'ye girdi. "Edebiyatı ideolojinin değil, estetiğin emrine vermek" prensibinden hareket eden Fecr-i Âti grubunun yayın organı Servet-i Fünûn dergisinde şiirler yayınladı ve Servet-i Fünûn - Edebiyat-ı Cedide - topluluğuna yapılan hücumlara makaleleriyle katıldı. 1911'de yayınlanan Göl Saatleri adlı şiirleriyle haklı bir şöhret kazandı. Fecr-i Ati dağıldıktan sonra siyasi ve edebi akımların dışında kendisine has bir şiir ve nesir anlayışının tek temsilcisi olarak kaldı.
Dış dünya gözlemlerini kendi prizmasından geçirerek anlatır; sonbahar, akşam kızıllığı ve karamsarlık önemli temalardır. Ahmet Haşim fıkraları, denemeleri ve gezi yazılarıyla da önemli bir yazardır. Düz yazılarında dili sade ve oldukça başarılıdır.