Eser, Haşim'in İkdam gazetesinde 1928 yılı boyunca sanat ve edebiyat sütunlarında kaleme aldığı köşe yazılarından mürekkep. Yayına hazırlayan Mustafa Çiçekler'in, kitabın ön sözünde söylediğine göre sadeleştirmede aşırıya kaçılmamış fakat ben buna rağmen oldukça anlaşılır buldum. Ya Haşim nesirde çok açık bir dil kullanıyor ya da Çiçekler'in aşırıya bakışı biraz farklı.
Eserin dili ve üslubunu bir kenara bırakacak olursak, editöryal işçilik bakımından dağınık buldum. Kitabın ikinci kısmı olan seyahat bölümünde bu durum gözlenmese de kitaba ismini veren "Bize Göre" kısmında, daldan dala atlanmış gibi duruyor. Kronolojik sıralama yerine içerik bakımından birbirine daha benzer nitelikte köşe yazıları birbiri ardına sıralanabilirdi bana kalırsa. (Gazi başlıklı yazı hariç. O diğerlerine göre daha geç bir tarihte yazılmış olmasına rağmen, önemi bakımından girişten hemen sonraya yerleştirilmiş.)
Haşim, köşe yazılarının konularını günlük hayatta karşılaştığı durumlardan ve edebiyattan alıyor. Edebiyat ve sanattan bahsederken (özellikle şiirden) sızlanmayı andıran bir öfkeyle eleştiriler savuruyor. Ama Haşim'in onu haklı kılacak bir özelliği var: O, mevcut durumu eleştirirken durumu değiştirmek için hiçbir şey yapmayanlardan değil. Özellikle "Mecmua" ve "Münekkit" başlıklı yazılarına katılmamak elde değil.
Edebiyatta yeniliğin ve diriliğin yanında yer alan Haşim, toplumsal değişiklikleri hazmedebilmiş görünmüyor. Arada bir kendini tutamayıp serpiştirdiği kadın karşıtı yazıları önce 19. asırın son demlerinde yetişmiş bir adamın bu kadar modern olabileceği düşüncesiyle hoş görülebilir geldi. Fakat seyahat yazılarının yer aldığı bölümde Fransız kadınını pervasızca övüşüyle kafamı karıştırdı ve epey de kızdırdı. Özellikle "Erkekleşme", "Kürk", "Cazibe", başlıklı yazılarında