El Kızı
Orhan Kemal’in El Kızı romanını okurken en çok merhamet ve üzüntü hissettim. Özellikle Nazan’ın yaşadıkları beni derinden etkiledi. Hacer Hanım’a karşı büyük bir öfke, Mazhar’a karşıysa bir süre umut hissettim ama sonunda o umut da boşa çıktı.
Romanın ana karakteri Nazan, saf ve iyi niyetli bir kadın. Ailesi olmadığı için kocasına ve onun ailesine tutunmaya çalışıyor. Ancak kayınvalidesi Hacer Hanım’ın kıskanç, memnuniyetsiz ve fesat tavırları yüzünden Nazan’ın düzeni tamamen bozuluyor. Nereye gitse, kimle karşılaşsa iyi niyeti suistimal ediliyor ve kullanılıyor. Onun bu kadar temiz kalpli olup da sürekli incinmesi beni çok üzdü.
Nazan’a gerçekten değer veren tek kişi Nesrin’di ama o da hastalığı nedeniyle hayatını kaybedince Nazan bir başına kaldı. Mazhar’ın ölümünde ise sadece oğlu Haldun için üzüldüm. Romanı okurken sık sık aklıma “Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste” atasözü geldi. Gerçekten de hayat, kimsenin yaptığıyla kimseyi bırakmıyor.
Yazar, karakterlerin hayatını öyle gerçekçi anlatmış ki insan kendini hikâyenin içinde buluyor. Özellikle toplumdaki adaletsizlik, kadınların ezilmişliği ve insanların çıkar ilişkileri çok etkileyici biçimde yansıtılmış. Neriman’ın hayatının nasıl devam ettiğini de merak etmedim desem yalan olur.
El Kızı’nı kesinlikle herkese öneririm, çünkü bu roman bize gerçek hayatları gösteriyor. Zaman zaman can sıkıcı bir yüzleşme gibi hissettirse de, sürükleyici, merak uyandıran ve insana dokunan bir hikâyeydi. Benim için hüzünlü ama keyifli bir okuma yolculuğu oldu.
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,4bin okunma