Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Okurken kendimi o kadar kaybettim ki alıntı bile yazamadım buraya , okurken her sayfada kendinden bir şey bulabiliyorsun ve okurken gerçekten de böyle aslında düşününce evet diyorsun sürekli bu kitap bana göre sadece psikolojiyle ilgili değil, hayatla ve kendinle barışmakla ilgili bir kitap En çok sevdiğim şey, yazarın yargılamadan konuşmasıydı.
“İnsan olmanın kusurlu, karmaşık ama aynı zamanda güzel bir şey” olduğunu hissettiriyor.
Okurken ne kadar bastırdığım duygularım olduğunu fark ettim.
Geçtan, sanki elinden tutup “kendine biraz daha dürüst ol” diyor. Kitap, insanın hem kendisiyle hem de çevresiyle olan çatışmalarını çok güzel anlatıyor.
Mesela, insanların çoğu zaman toplumun beklentilerine göre yaşadığını, bu yüzden de kendilerini kaybettiklerini söylüyor.
Bu kısım bana çok tanıdık geldi; çünkü hepimiz bazen sırf “uyum sağlamak” için kendimizi geri plana atıyoruz.