·242 syf.····Okunma: 07 Ekim 2025 13:50 Zafer KILINÇER - Akrep Kadını
#okudumbitti
#alıntı
'Bazı yerler, yalnızca yanında götürmek istediklerinle anlam kazanır.'
Bu aralar o kadar güzel kitaplarla çapraz okuma yapıyorum ki hep aklım diğerinde kalıyor. Tamam bir itirafta bulunayım. Bu kitabı okurken çapraz okuma falan yapamadım. Meraktan bitirene kadar elimden bırakmadım. Zeniketes’in günlüğü Phaselis kıyılarındaki limanları, gölgeli sokakları, fırtınalı denizleri bir tür canlı arka plan gibi işlerken, Akrep Kadını’nın karakteri esrarengiz bir manyetizma ile romanın merkezine yerleşiyordu. Zeniketes, Roma ajanları ile kedi-fare oyununa girerken aslında asıl savaşı kendi duygularıyla veriyordu. Akrep Kadını’nın adını dahi bilmediği halde her adımı, her bakışı, her nefesi onda yankılanıyor ve o kadınla kurduğu hayali bağ, zekice örülmüş engellerin ve gizli tehditlerin ardında bile kırılgan ama inadına tutkulu kalıyordu. Karşılıklı gizlilik, suskunluk ve geriye dönüşlerle örülmüş bir iletişim tarzı ortaya çıkarken aşk teslim olmayı değil, karşı koymayı öğütlüyor gibiydi.
Kitabın ortalarına doğru Akrep Kadını’nın gizli geçmişi ve kimliği açığa çıktığında, romandaki romantizm yalnızca tutkuya indirgenmiyordu. Onun ardında kayıplar, ihanete uğramış dostluklar ve bedeli ağır seçimler bulunuyordu demek doğru olacaktır. Zeniketes’in bu kadın uğruna yaptığı fedakarlıklar, denizlerin caydırıcılığıyla birleşince aşkın sınırları zorlanıyordu. Daha çok bir limanda buluşma arzusu Roma’nın gölgesi altında bir ölüm tehlikesiyle eşleşiyor gibiydi. Sonunda ikisinin kaderini değiştiren an, Akrep Kadını’nın sessiz kırılganlığı ile Zeniketes’in gözüpek direnişinin kesiştiği noktada geliyordu. Bence ne yazık ki bu an, ikisinin de geleceğini bambaşka doğrultulara savuruyor gibiydi. Kitapta deniz, korsan gibi detaylar işlensede ana fikir pusulanın aşk olduğuydu diyebilirim. Uzun zamandır beni bu kadar etkileyen bir kitap okumadığımı da eklemek isterim. Canı gönülden tavsiyemdir.