Merhaba arkadaşlar. Yağmurlu bir İstanbul gününden herkese selamlar. 2 cilt halinde muazzam bir külliyat olarak yayınlanan bu 30 yıllık baskıyla sonunda buluşmayı başardık. Güncel tekil baskısı 700 sayfa kadarken bu 2 cilt toplam 1000 sayfayı aşıyor ki daha kapsamlı, açıklamalı bir baskı olduğunu düşünüyorum. Bölüm açıklamalarını da ayrı bölümler halinde orijinal (Fransızca) başlıklarıyla yayımlanmasını da içeriğindeki konuları da ayrı ayrı beğendim. Diğer baskıda da buna değineceğim. Ancak her fikre katılmamızın mümkün olmadığını belirtelim. Zaten öyle olsaydı boşuna Voltaire okumuş olurduk ve bunu yaptığımızı duysaydı bizi eminim ki meşe odunuyla kovalardı. Ve bunu yapacak kadar da çılgın biri olduğunu biliyorum. Peki, birinci cilt bizlere neyi anlatıyor? Bunu görselle aktarmak istiyorum:
hizliresim.com/itvu9v6hizliresim.com/irkoygx
Eserin en güzel yanlarından birisi, daha önce de söylediğimiz üzere konuların daima güncel kalabilmesi. Çünkü örnek o kadar güzel ki. Ve basit. Sadeliğin en büyük ihtişam olduğunu düşünenlerdenseniz sizin de fikriniz aynı olacaktır. Misal, ev telefonlarını ve büyüklüğünü sorgulayan bir dönem kitabı yazsaydınız, cep telefonları çıkınca kitabınız artık güncel olmayacaktı. Yine aynı misalden, cep telefonlarının (özellikle Nokia, Ericson gibi) büyüklüğünden ve kabalığından bahsetmiş olsanız bu sefer de dokunmatik telefonlar çıkınca güncellik gidecekti. Bu örnek böyle uzar gider. Ama iletişim araçlarını ve kullanımını eleştiren bir yazı yazarsanız, işte bu her dönem için güncelliğini korur. Voltaire de felsefesinde işte bunu yapıyor. İnsanı, insanlığı sorgulayan birinin eseri bütün insanlık yok olmadan güncelliğini kaybeder mi? Hayır.
Fransız politika ve fikir tarihi için oldukça sağlam, geçerli ve güvenilir bir kaynak olduğunu belirtelim bu eserin. Aynı zamanda bir yer sahibi olmayanların, toprakların yönetimlerine de karışmaması gerektiğini savunması bakımından önemlidir bu eser. Nasıl? Ülkemizde yıllardır siyasi seçimler var. Demokrasi yönetim şekli olduğundan beri. Özellikle son seçimlerde ortaya çıkan bir durum da var. Yurt dışında yaşayan insanlar, o topraklarda yaşamadığı halde hiç yaşamadığı ülkenin geleceğini belirleyen insanlar gibi oy kullanıyorlar. Bu, tamamen bir saçmalıktır. Bütün oylarını iktidar yanlısı verseler de saçmalıktır, bütün oyları muhalefete verseler de saçmalıktır. Benimle aynı ülkede yaşamayan insanlar neden benim geleceğimi şekillendirecek bir durum için fikir belirtsinler ki. Mantıklı bir durum mu? Voltaire de benzer bir konuyla bu duruma karşı çıkıyor ve sorguluyor. Ve Fransız milliyetçiliğinin ne kadar sert olduğunu bir kez daha görme şansı elde ediyoruz.
Diğer yandan orta sınıfın görevinin çalışmak olduğunu belirtmekten de asla çekinmediğini görebiliyoruz. Yani yan gelip yatayım gibi düşüncelere sahip insanları adeta tokat manyağı yapıyor. Ama bunu haksızlık olarak yapmıyor. Çalışırsanız emeğinizin karşılığını alırsınız yoksa aç kalırsınız düşüncesinden hareketle yapılıyor. Eğer öyle olmasa vicdani özgürlüğe ve bireyciliğe bu kadar düşkün olmasını bekleyemeyiz ondan. Peki, emeğimizin karşılığını alamıyorsak ne olacak benzeri sorular gelebilir. Gerçekten kaçımız emeğimizin karşılığını alıyoruz zaten? Hatta daha açık söylemek gerekirse, emeğimizin karşılığını gerçekten alabileceğimiz bir dünyada mı yaşıyoruz. Böyle bir şey mümkün olsaydı zaten en azından mutlu olurduk. Ayrıca yazar bu yüzden insanların kurallarından ziyade gerçek yaratıya ait doğal bir yasa olduğunu savunuyor zaten. Ve açık açık söylemese de ben bunun ‘Adalet’ olduğuna inanıyorum. Ya da özellikle bizlerin, toplumumuzun, hayatımızın tam da ihtiyacının bu olduğuna inandığım için bu şekilde düşünmüş olabilirim.
Yine yazarın, yasayı ‘Töre, Gelenek, Adet’ gibi kavramlar yerine ‘Adalet’ üzerine kurulu bir Anayasa olması gerektiği yönünde savunması da onun öncülük ettiği durumlar olabilir. Nasıl? Töre dediğimiz bir şekilde yönetildiğimizi düşünelim. Büyüklerin sözü geçerlidir. Küçüklerin hiçbir geçerliliği yoktur. Ve çok basit. Bir cinayet bile işlense ‘Yanlış Görmüş’ diyen iki kişinin sözü bütün dengeyi bozar ve bitirir. Ama! Adalet olduğunda herkes dinlenir ve doğru yol bulunur. Olması gereken budur. Olmalıdır. Oluyor mu? Tartışılır.
Peki, bunlar dışında bir şey yok mu? Elbette var. Hatta o kadar var ki 2 cilt seri halinde ancak sığdırılmış. Yani bizler birkaç satır veya sayfada bunu anlatamayız. Ancak ilgi çektiğine inanabiliriz. O halde ilgisini çeken herkesi de bekleriz. Ve son not olarak da büyük ihtimalle içindeki konular da konularda verilen mesajlar da değişmeyeceği için diğer cilde de aynı incelemeyi yazacağız. Sorun değil. Yalnızca 1 kişinin bile okumasına katkıda bulunsak, bize yeter bile. O hale geldik.
Son olarak şunu söyleyerek / sorarak veda edebiliriz. Voltaire’nin sorunu kiminleydi? Aslında bunun geniş bir cevap haznesi var. Ancak onun başta kendisi olmak üzere yürüyen, yüzen, uçan ne kadar canlı hatta cansız tüm varlıklarla bir problemi var gibi. Aslında bir problem demeyelim de daha çok anlamak için sorguluyor diyelim. İlk cildin NOTLAR bölümünün ise bir kitap kadar yani neredeyse yaklaşık 200 sayfayı kapladığını da belirtelim. İkinci cilde geçmeden önce yine bu cilt için söyleyebileceğimiz neler var bunlara odaklanalım istiyorum çok kısa da olsa.
Bu düşünce ansiklopedisi için özellikle kısa, alaycı ama keskin, içerisinde tarihi karşılaştırmaları da kullanan bir dile sahip olduğunu söyleyebiliriz. Dümdüz, bu kadar uzun metin katlanılması zor bir ürün olurdu zaten kanımca da. Özellikle ‘Hoşgörü’ kavramına odaklanan eser, inanç farklılıklarını bir zorbalama unsuru olarak değil de vicdan özgürlüğünden sıkça bahsederek ahlaki bir unsur ve toplumsal barışın da şartı olarak öne çıkarır. Şimdi, diğer cilde geçmek istiyorum, elimden geldiğince bugün okuyacağım.
İncelemeler:
#44239790#82462209#134439477#134461222#134483184#134508516#284340956
Okumalar:
Ateizm
Babil Prensesi
Cahil Filozof
Candide ya da İyimserlik
Felsefe Sözlüğü - Cilt 1
Micromegas
-Memnon ya da İnsanın Bilgeliği
-Avunan İki Kişi
-Scamentado’nun Seyahatlerinin Öyküsü
-Micromegas
-Akla Kara
-Babil Prensesi
Sadık ve Safdil
-Sadık
-Safdil
Voltaire’den Yeğenine Aşk Mektupları
Hepimize iyi okumalar dilerim..