Afganistan da iki çocuk.. İkisi çok farklı. Emir ve Hasan, birlikte büyümüş iki çocuk olsa da sosyal konumları çok farklıdır. Emir, zengin ve saygın bir Peştun ailesinin oğludur. Hasan ise Baba’nın hizmetçisi olan Ali’nin oğlu, bir Hazara’dır; yani Afgan toplumundaki etnik olarak aşağı görülen bir gruba aittir. En dramatik an, Hassan’ın Assef tarafından taciz edildiği sırada Emir’in müdahale etmeyip kaçmasıdır. Emir Hasan'ı koruyamaz bu durum vicdanını uzun yıllar rahatsız eder. Kitabı okurken sizde rahatsız olurdunuz. Emir'e kızar Hasan'a içiniz parçalanırdı. Hatta alçak Emir olaydan sonra Hasan’a suç atmaya çalışır, uzaklaşır, onu evden kovdurur. Daha sonra Hasan’a yapılan kötülüğe göz yumduğu için derin bir suçluluk duygusuyla yaşamaya başlar. Emir ile Hasan arasındaki arkadaşlık, romanın duygusal kalbidir. Emir'in babası ise kendi çocukluğunda yaşadığı travmalar ve zorluklar yüzünden sevgisiz bir babadır.
Afganistan’ın siyasi kargaşası bitmez tükenmez. Sovyet işgali ve Taliban rejimi, herkesin hayatlarını değiştirir.
Emir yıllar sonra, Rahim Han’dan gelen mektupla Hasan’ın ölümünü öğrenir. Hasan’ın oğlu Sohrab’ın kurtarılması, Emir için kefaret fırsatıdır. Emir “Bir şeyi doğru yapma zamanı gelmişti.” der. Sohrab’ı kurtarmak için Taliban’ın eline düşmeyi göze alır.
Tekrar çocukluklarına gidelim..
Hasan, en çok sevdiği kişi tarafından yalnız bırakılıyor. Ama asla şikâyet etmiyor.
Emir, sevdiği insana ihanet ettikten sonra bile, onun yüzüne bakamadan yaşıyor.
Evet... Hasan’a üzülmemek neredeyse imkânsız.
O, sadece bir karakter değil sadakatin, masumiyetin ve sessizce sevmeye devam etmenin ete kemiğe bürünmüş haliydi. (Koşulsuz sevdi. Hiçbir karşılık beklemeden.) “Senin için bin kere yaparım, Emir Ağa.” demesi, hâlâ boğazda düğüm gibi durur. O cümle,
bir çocuğun temiz kalbiyle ettiği en içten bağlılık yeminiydi. Ama karşılık bulamadı.
İşte o yüzden bu kadar can yakar. Aslında... Hasan’a üzülmek, içimizdeki adalet duygusunun bir yansımasıdır. Çünkü iyi insanlar hep en çok yaralanıyor gibi gelir.
Hasan’ın sevgisi, romanın karanlığındaki tek ışık gibiydi. Gitti ama silinmedi.
Emir’in dönüşümünü sağlayan güç de, Hasan’ın saf kalbinden başkası değildi.
Khaled Hosseini, çok etkileyici ve samimi bir dille, affetmenin, sevginin ve cesaretin gücünü anlatıyor.
Hasan'a çok üzüldüm.. ;(