Gönderi

Puan vermedi·256 syf.··
2025 88. kitabı
Houellebecq’e bu kez bir itirazla geliyorum. İnsan hep aynı yüzle çıkıyor karşımıza: hayattan kopmuş, depresif, yalnız bir Batılı erkek. Bu figür artık Houellebecq evreninin değişmez sesi haline gelmiş. Üstelik bu kez, anlatının içinde çok fazla yeni düşünce de yok. Roman, kırklı yaşlarında bir tarım mühendisi olan Florent-Claude’a odaklanıyor. Hayatla bağını yitirmiş bir adam bu. Genç Japon sevgilisi Yuzu’nun pornografik videolarını bulduktan sonra onu sessizce terk ediyor; işinden ayrılıyor ve yaşamını yavaş yavaş dağıtıyor. Bir süre sonra geçmişten bir dostunu, iflas etmiş bir çiftçiyi ziyaret ediyor. Bu dost da tıpkı Florent gibi sistemin dışında kalmış, umudunu yitirmiş biri. Hikâye boyunca hem bireysel hem toplumsal bir çöküş duygusu hâkim; herkes bir tür tükenmişlik içinde yaşıyor. Houellebecq modern insanın içini kemiren umutsuzluğu anlatıyor, ama bu kez eleştirisi daha derinden değil, yüzeyden geçiyor. Romanın merkezinde basit bir fikir var: insan sade bir hayatla mutlu olabilir. Olabilir, evet. Ama üç romanın sonunda, artık bunun biraz da olabildiğini göstermesine ihtiyaç duyuyor insan. Karakterlerinin yorgunluğu, okuru da yormaya başlıyor. Kadın temsilleri yine tartışmalı. Kadınlar, anlatıcının bakışında çoğu zaman arzu nesnesi ama bu durum romanın karakteriyle uyumlu. Yazarın kişisel düşüncelerini doğrudan okumak zor; yalnızca romanlarından yola çıkarak onu “kadın düşmanı” diye etiketlemek doğru olmaz. (Kendisini henüz araştırmalara girişemedim, yazarım bir kanıya varırsam:) ) Kısaca bitireyim: Serotonin, karanlık bir dünyanın fotoğrafını çekiyor ama bu kez kadraj biraz dar. Öte yandan Houellebecq’e başlamak için uygun bir kitap olabilir; dili daha sade, akışı daha rahat, genç okurlar için daha anlaşılır. Yine de doğru zamanı yakalamak önemli. Çünkü Houellebecq, arka arkaya okunduğunda insanın içini bir süreliğine karartabiliyor.
SerotoninMichel Houellebecq · İthaki Yayınları · 202435 okunma
·
52 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.