Puan vermedi·256 syf.····Okunma: 08 Ekim 2025 10:29 Gülcan Özer’i uzun zamandır takip ediyorum; hem kitaplarını hem de konuşmalarını çok besleyici buluyorum. Daha önce de Herkes Kendi Hayatının Kahramanı kitabını okumuştum. Bu eser ise yeni evli biri olarak benim için bir rehber niteliğinde oldu. Gülcan Hanım'ın Yenal Bey'le karşılıklı konuşmaları halinde giden bu eserde dili ne akademik bir mesafede soğuk ne de kişisel gelişim kitaplarındaki gibi yüzeysel. Tam aksine, yaşamın içinden süzülmüş bir bilgelik taşıyor.
Bazı kavramların altını çizmek istiyorum.
Hayat, kendinden insan yaratma macerası
Kitabın en etkileyici tarafı, hayatın kendisini bir “insan olma serüveni” olarak ele almasıydı. İlişki, bu serüvenin en yoğun biçimde yaşandığı yerlerden biri. Yazar, ilişkileri yalnızca romantik bir birliktelik değil, insanın kendini tanıma alanı olarak anlatıyor. Evliliğe, kişisel gelişim yolculuğunun en sahici laboratuvarı gibi bakıyor. Bu bakış, özellikle evliliğin ilk döneminde insanın kendi duygularına ve davranışlarına daha iyi bakmasını sağlıyor.
İlişkinin “biz” değil, “ben, sen ve o” oluşu
Gülcan Özer’in “ilişki biz değil, o’dur” yaklaşımı, evlilikte sınırları yeniden düşünmek için çok kıymetli. Bu cümle bile tek başına, ilişkilerdeki bağımlılığı ve kimlik bulanıklığını anlatmaya yetiyor. “İlişki”yi üçüncü bir varlık gibi görmek, hem kişisel alanı hem karşılıklı saygıyı korumayı mümkün kılıyor. Bu kavrayış, sevginin içinde kaybolmadan, aynı anda hem kendin hem de birlikte olabilmenin yollarını gösteriyor.
Nezaketin omurga oluşu
Kitap boyunca ilişkide karşılıklı nezaket kavramı tekrar tekrar vurgulanıyor ve bu vurguyu çok yerinde buluyorum. Evliliğin devamında en çok unutulan şeyin nezaket olduğu çok doğru. Gülcan Özer’in de dediği gibi, incelik ilişkiyi taşıyan görünmez bir omurga. Benim için bu cümle, evlilikte en çok hatırlamak istediğim ilke oldu.
Samimiyetli mesafe kavramı
Belki de kitabın en vurucu düşüncelerinden biri buydu. “Mesafeli bir samimiyet değil, samimiyetli bir mesafe.” Bu tanım, sevmenin içinde boğulmadan, sevdikçe alan açabilmenin inceliğini anlatıyor. Evliliğin en büyük sınavı, tam da bu mesafeyi koruyabilmekte gizli. Gülcan Özer bu konuyu o kadar sade ama o kadar derin anlatıyor ki, okurken hem içini hem zihnini düzenliyor insan.
Son olarak bilgelik damlayan sonsöz de şahaneydi. Bu kitap yalnızca bir okuma deneyimi değil, aynı zamanda evliliğe, insana ve sevgiye dair yeni bir bakış kazandıran bir farkındalık yolculuğu. Siz hep yazın Gülcan Hanım biz de hep okuyalım...