Beyza Tümsek Akarsu

Beyza Tümsek Akarsu
@beyzatumsek
İstanbul
2 Eylül
226 okur puanı
Mayıs 2018 tarihinde katıldı
%21 (42/200 syf.)
Halis Aydemir
8.5/10 · 15 okunma
Kul, Allah için bir başkasına iyilik eder, Allah da kuluna ihsanda bulunur. Kul, Allah için bir başkasının derdine çare olur, Allah da kulun derdine çare olur. Kul, Allah için bir başkasının sıkıntısını giderir, Allah da kulun sıkıntısını giderir. Kul, Allah için bir başkasının ayıbını örter, Allah da kulun ayıbını örter. Kul, Allah için kardeşine destek olmazsa Allah da kula destek olmaz. Görüldüğü üzere, yapılan eylem bir başkasına olduğu hâlde, kuldan Allah’a, Allah’tan da kula dönen başka bir döngü söz konusudur. İşte bu dikey boyut, yatayda gerçekleşen her türlü eyleme sonsuz bir anlam kazandırması bakımından son derece önemlidir. Zira niyette hep Kadir-i Mutlak olan Allah Azze ve Celle vardır. Karşılık ancak O’ndan umulur. Amaç, sadece O’nun rızasıdır. Hâl böyle olunca da Allah Teala mükâfat verir. Cenab-ı Hakk’ın karşılık vermesi, kulların karşılık vermesi gibi sınırlı ve geçici değildir. O’nun ödülleri ebedî ve sonsuzdur.
Sayfa 31·Kitabı okuyor
Alıntı
Cenab-ı Hakk’ı tanımak, kulun bakış açısını değiştirir. İmanla birlikte artık hesap Ben ve Sen’den ibaret değildir. Allah’ın dâhil olduğu bir denklemde beklentiler artık Allah’tan olur. O’nun rızası uğruna insanların birbirleri için yapabilecekleri fedakârlıkların bir sınırı yoktur. Bireysellik ve bencillik ortadan kalkmış yerine diğerkâmlık ve kardeşlik gelmiştir. Zira insanlar ancak O’nun nimeti ve rahmeti sayesinde kardeş olabilirler. (Al-i İmran, 3/103) Yeryüzündeki her şeyi harcayacak olsak böylesi bir kardeşliği oluşturamayız. Çünkü bu kardeşlik ancak iman sayesinde, Cenab-ı Hakk’ın kalpleri birleştirmesiyle mümkün olur. (Enfal, 8/63)
Sayfa 26·Kitabı okuyor
Alıntı
Her şeyin kayıp trendinde olduğu ve öylece hüsrana doğru gittiği bu hayatta, imanla birlikte durum değişir. Kulun hayatı artık Sen ve Ben’lerden ibaret değildir. Şimdi Yüce Allah yani “O”, kulun hayatında, idrakinde, niyetinde ve kararlarında asli bir yer tutmaya başlar. Bütün ilişkileri Ben ve Sen’lerden ibaret insanların seküler dünyası ne kadar sığ ve kapalıysa, hayatına Hayy ve Kayyum olanı (O’nu) dâhil eden müminlerin dünyası o denli derin ve açıktır. Ben ve Sen’den ibaret bir dünya aslında ayrıdır, birleşemezler; onları birbirleriyle yakınlaştırıp tevhid edecek bir etkiden yoksundurlar. Dolayısıyla her zaman yalnız kalırlar. “Ben, Sen ve O” yaklaşımıysa bundan çok farklıdır. Buradaki yaklaşımda ilişki ve beklentiler karşılıklı oluşmaz; çünkü hesap ikili değildir. Burada hesap O’nun (Allah’ın) üzerinden yürür. O, var edendir. O, mutlak zengindir. O, hesapsız verendir. O, ölümsüz diridir. Vuslat O’nadır.
Sayfa 25·Kitabı okuyor
Alıntı
Dikey boyuttan yoksun Ben ve Sen’den ibaret seküler anlayış, özünde bencildir. Habis ve fasit bireysel bir dairenin içerisine hapsolur; diğerkâmlı değildir. Seküler hayat anlayışı, gerçek manada sevgi temelli sosyal bir doku oluşturamaz. Çünkü bireyler, birbirlerine sadece “al gülüm ver gülüm” esasıyla parazitçe bir tavırla yaklaşırlar. Bu yüzden, istisnalar ve göstermelik olanlar hariç, zayıf ve çaresiz kimselere el uzatmazlar. Çünkü bunu yapmak için “iyi” bir nedenleri yoktur.
Sayfa 24·Kitabı okuyor
Alıntı