·320 syf.··Beğendi
···Okunma: 19 Eylül 2025 20:12 ; 6/10
sanırım ben soğuyan havalarla birlikte ayda bir tarihi aşk okuma serüvenime geri dönmüş bulunmaktayım. yaşasın!
şimdi bu serinin ilk kitabını bir sene önce falan okuyup seriyi bir köşeye atmıştım sonunda o serinin bizde çevrilmiş olan tüm kitaplarını bu kitapla bitirmiş bulunmaktayım. kitap serideki en iyi kitaptı açık ara farkla ama çevrilmemiş olan son kitap bu kitapta tanıştığımız justin karakterini anlatıyormuş ondan da çok ümitliyim de ancak bizde çevirisi gelirse okurum pegasus böyle bir iyilik yapmayacağı için en iyisi ben bu seriyi unutayım.
neyse şimdi lydia diğer iki kitapta gördüğüm kadarıyla benim için sıkıcı, pasif, soluk ve gereksiz duygusal bir karakterdi ama kendi kitabında o kadar sevdim ki onu. bence bu bir karakter gelişimiydi ve bu konuda tanner'ın etkisi çok büyük.
ana karakterimiz lydia abisinin asker arkadaşına aşık oluyor ve adamda onu seviyor ama savaşa gitmesi gerektiği için birbirlerine söz verip ayrılıyorlar. lydia aşkla asker yolu gözlüyor ve okuduğumuza göre adamda ona dönmek için aşkla savaşıyor derken adamın savaştan ölüm haberi geliyor. bu olay serinin ilk kitabında oluyor haberi de adamın asker arkadaşı getiriyor birde ölmeden önce söz verdiriyor adama ve diyor ki lydia'ya sahip çıkacaksın karşı tarafta bu sözü veriyor. karşı taraf kim mi? tanner tabii ki!
neyse haberi tanner getiriyor ve lydia ölüm haberini ondan aldığı için psikolojik olarak adamdan nefret ediyor. bir yılları bu şekilde geçiyor, kız içine kapanıyor, yürüyen bir ceset gibi takılıyor falan derken kız kardeşi kendine bir flört bulunca bu da tek kalmasın diye tanner buna o sezon eşlik etmeyi teklif ediyor ve bir şekilde koca sezonu birlikte geçiriyorlar. bu ikisinin de birbirine aşık olması için yetiyor.
ama sonra inkar kısmı geliyor. lydia ilk aşkının arkadaşına aşık olamayacağını, ona ihanet edemeyeceğini, ondan bu kadar çabuk vazgeçmemesi gerektiğini düşünerek tanner'dan uzak duruyor. tanner da bunu fark ettiği için ona biraz alan tanıyor ama gönül laf söz dinler mi? hayır. tanner bir kere abayı lydia'ya öyle bir yaktı ki yani lydia onu kabul edecek bunu biliyor ama ne zaman olursa olsun bunu beklemeye hazır. bekliyor da.
lydia da bir noktaya kadar direnip sonunda aşık olduğunu kabul ediyor. sonra da başka bir sorun ortaya çıkıyor tanner'ın ölüm döşeğindeyken babasına vermiş olduğu bir söz, babasının bir arkadaşının kızıyla evleneceğine dair ve tanner sözünün eri bir adam olduğu için bu sorunu bir şekilde ortadan kaldırmaları gerekiyor. bunun içinde tanner'ın dük mülküne küçük bir arkadaş grubuyla gezi düzenliyorlar. grup şöyle, lydia, tanner, tanner'ın evlenmek zorunda olduğu kız, lydia ile yalandan flört edip tanner'ı gazlamaya çalışan justin.
bu hikayenin gerisini siz düşünün. ama güzeldi kitap her ne kadar yavaş okusam da karakterler iyiydi, ortada bir sır vardı beni kudurtan yani sonunda şey dedim son elli sayfa kötü karakter justin herhalde falan dedim o kadar herkes şüpheliydi gözümde. o yüzden güzeldi ve açık ara serinin en iyisiydi. bir yandan da yazarın kalemi beni öldürdüğü için şükürler olsun ki bitti...