TABU
(Felsefe – Mitoloji)
James George Frazer
1854–1941 yılları arasında yaşamış İskoç asıllı antropolog, tarihçi ve mitoloji araştırmacısı James George Frazer tarafından kaleme alınan Tabu, insanoğlunun en temel deneyimlerinden ve sorun alanlarından biri olan “tabu” üzerine yazılmış değerli bir mitoloji ve felsefe incelemesidir.
Aslında bu küçük ama özlü kitap, Frazer’in büyük eseri Altın Dal’ın içinden “tabu”ya dair bölümlerin derlenmiş hâlidir.
Kitabın Anlattıkları
• Tabu kavramı, Polinezya kültürlerinden gelir; “yasak”, “dokunulmaz” anlamına gelir.
• Frazer, tabuyu hem kutsal hem tehlikeli olan şeylerin etrafındaki yasaklar olarak tanımlar.
• Tabular toplumda üç ana alanda görülür:
1. Kişilerde tabu → özellikle krallar, rahipler, büyücüler; onlara yaklaşmak bile yasak olabilir.
2. Durumlarda tabu → ölüm, doğum, hastalık, cinsellik gibi dönemler.
3. Nesnelerde tabu → kutsal eşyalar, silahlar, ölü bedenler.
• Tabu, ilk insanların doğaüstü güçlere karşı korku ve saygıyla geliştirdiği bir toplumsal düzen mekanizmasıdır.
• Frazer’e göre tabunun hem koruyucu bir işlevi (kutsalı muhafaza etmek) hem de tehlikeyi uzak tutma işlevi (insanı görünmez güçlerden sakınmak) vardır.
Ana Fikir
İlkel toplumlarda din, ahlak ve hukuk birbirinden ayrılmamıştı; tabu bu üç alanın da kökeninde yer alıyordu.
Yani tabu, insanlık tarihinde toplumsal düzenin ilk “anayasal yasakları” gibiydi.
Kitap, insan kültürlerinin en eski yasaklarının nasıl ortaya çıktığını ve neden bu kadar güçlü olduklarını anlatıyor.
Kitaptan Alıntılar
• “Tabu, hem kutsal olanı korur hem de sıradan insanı kutsalın gücünden sakınır.”
• “Krallar, rahipler ve büyücüler, taşıdıkları doğaüstü kudret nedeniyle toplum için tehlikeliydiler; bu yüzden en katı yasaklara onlar tabi tutulurdu.”
• “Ölüm, doğum ve kan —insan hayatının dönüm noktaları— neredeyse her yerde tabu yasaklarıyla çevrilmiştir.”
• “Tabular, yalnızca batıl inanç değil; toplumun düzenini ve sürekliliğini sağlayan görünmez yasalar olarak işlev görmüştür.”
Günümüze Yansımaları
• Eskiden kralın gölgesine basmak tabu sayılırdı; bugün de toplumda “ayıp” veya “yasak” kabul edilen davranışlar benzer işlevi görüyor.
• Eskiden kutsal eşyalara dokunmak yasaktı; bugün hâlâ dinî mekânlarda, kutsal metinlerde veya bayrak gibi sembollerde dokunulmazlık anlayışı var.
• Frazer’in işaret ettiği gibi, doğum ve ölüm tabularla çevrilidir; günümüzde de cinsellik, regl, ölüm gibi konular hâlâ birçok toplumda konuşulmaz ya da ayıp sayılır.
• Sosyal medyada bazı fikirleri dile getirmek veya bazı kelimeleri kullanmak “tabu” gibi algılanabiliyor; toplum dışına itilme ya da “iptal edilme” (cancel culture) bu tabunun modern biçimi.
Sonuç
Tabu, insanlık tarihi boyunca değişse de hiçbir zaman yok olmadı. İlkel toplumda tanrı korkusundan doğmuştu; bugün ise daha çok sosyal baskı ve kültürel normlar tarafından korunuyor.
Okunabilir, düşündürücü ve kısa bir kitap