Puan vermedi·78 syf.····Okunma: 09 Ekim 2025 03:05 Selam. Bu ayın bir diğer okuduğum kitabı Selim İleri'den "Ayışığı" adlı şiirleri oldu.
Daha önce denemelerini okuduğum yazar şiirleri ile de yoğun bir anlatımı tercih etmiş.
Duyguların derinine inen, şiirlerin pek çoğunun melankolik yönü ağır basıyor. Geçmişin izlerine daldıran, yer yer eleştirel üslupla ilerleyen zamanın dışına çıkan şiirler yer alıyor.
#kitapalıntıları
o ev
gitgide siliniyor o ev
o eski zaman evi
kadife sokak
o ev
o yaz
nedense o yaz akşamları hep
körüklü radyo, o şarkı
-o ağustos, o ürperiş-
o evden dönerken
bir burukluk kalırdı
o ev, orası
çardakta beylik hanımeli
bahçede paslı kova
bayram ziyaretlerinde
menta yeşili nane likörü
o ev
dinmeyen orası
Eski dünyanın dramatik yaşamı
çoktan karanlığa gömüldü
çoktan yapayalnız, toplumdışı
ancak yıkıntılarında tiyatroların
-kemerler, mermer alınlık-
yankıları işitiliyor -Bizans!-
sapkın oyuncular yüz kızartıcı figanları
Orada iki hayal birden vardı.
İlki, birbirini takip eden elemlerle, gönül yaralarıyla, insanı aşağılayıcı zaaflarla istikbalde ümidini kesmiş, aciz, zavallı, daima kalbini kemiren bir illetle muzdarip, çehresine keder rengi veren siyah röp dö şambrı içinde sonbahar çiçeği kadsr solmağa hazır... ötekisi, birbirini takip eden kahramanlıklarla, zaferlerle, cinnete varan gururlarla kendinden geçmiş, özvarlığını güçlülüğe adamış, hayatın ve tarihin akışını hızlandıracak mütehakkim bir kişi.
suların paslı bulanık aynasına
yosun tutmuş sesi dağılıyor:
“Ben mânen ölmüş insanım...”
ince keskin haykırışları
pembe köpükler boğuyor
her gece donuk ayışığına savrulan
yarasalar... giderler gelirler
giderler, gelirler