Gönderi

15. YÜZYIL SÛFÎ ŞAİRİ EŞREFOĞLU RÛMÎ
Puan vermedi·239 syf.··
2025 102. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Ekim 2025 20:47
15. yüzyıl sûfi şairlerinden olan Eşrefoğlu Rûmî "Eşrefoğlu", "Eşref-zâde", "Eşref-i Rûmî" diye meşhurdur. Kaynaklarda ismi ve tam künyesi Abdullah Rûmî b. Seyyid Ahmed Eşref b. Seyyid Muhammed Süyûfî (Mısrî) şeklinde geçmektedir. Eşrefoğlu Rûmî, Kadirî tarikatının kollarından Eşrefiyye şubesinin kurucusu olan, Allah’ın velî ve âşık kullarından bir zâttır. İrşatlarının başlangıcı kayınpederi Hacı Bayram-ı Velî’dendir. Feyizlerini ise Abdülkadir Geylânî’nin torunlarından Hüseyin Hamevî Hazretleri’nden tamamlamıştır. Tasavvuf yoluna girme arzusu ile önce Bursa’da ‘Abdal Muhammed’ adıyla bilinen zât ile tanışmıştır. Onun işareti üzerine Emir Sultan Hazretleri’ne, onların vasıtasıyla da Hacı Bayram-ı Velî Hazretleri’ne ulaşmıştır. Ona bağlanarak on bir yıl boyunca imamlık görevinde bulunmuş ve tasavvufî eğitimini sürdürmüştür. Manevî yolculuğunu tamamladıktan sonra, halifelik verilerek İznik şehrine gönderilmiştir. Böylelikle Hacı Bayram-ı Velî’nin postunda seyr ü sülûku başlamıştır. Eşrefoğlu Rûmî, Hacı Bayram-ı Velî’nin kızı Hayrunnisâ Hanım ile evlenmek suretiyle onun damadı da olmuştur. Eşrefoğlu Rûmî’nin şairliği yanında sûfî özelliği de baskındır. Özellikle seyr ü sülûkta daha ileriye gitme arzusu, onun Anadolu’dan Hama’ya varan uzun ve çileli bir yolculuğa çıkmasına sebep olur. Eşrefoğlu Rûmî Hazretleri, mertebelerde daha da yükselme arzusuyla niyazda bulununca, özel bir işaret üzerine Hama’da bulunan Kadiriyye şeyhlerinden Şeyh Hüseyin-i Hamavî Hazretleri’ne yönlendirilir. Hanımıyla birlikte Hama’ya doğru yolculuğa çıkar. Oraya varır varmaz kırk günlük halvete (erbain) alınır. Otuz birinci günün akşamı, hizmet etmekle görevli derviş yanında bulamaç yemeği olduğu hâlde hücreye geldiğinde, Eşrefoğlu’nu hücrenin bir duvarına dayanmış, hareketsiz durur hâlde bulur. Onu uyandırmak ister ancak hareket etmediğini görünce hemen şeyhin huzuruna giderek, ‘Efendim, Rûmî vefat etmiş. Başınız sağ olsun.’ der. Bunun üzerine Şeyh, hücrenin kilitlenip anahtarının kendisine teslim edilmesini emreder. Bu duruma rağmen kırk gün tamam olur. Şeyh ve ihvanı hücreye gelirler. Şeyh, ‘Ey Rûmî!’ diye seslenir; fakat bir cevap gelmez. Şeyh ikinci kez seslenir, yine cevap yoktur. Üçüncü defa Eşrefoğlu kendine gelir ve ‘Ah azizim! Bize kıydınız.’ der. Bu durumdan, Eşrefoğlu Rûmî’nin esas amacının bu yoldaki aklî değil, manevî hallere vâkıf olma isteği çok net bir biçimde görülür. Nihayetinde erbaindeki bu hâlin açıklaması şudur: ‘’Bizi istiğrak makamından (tamamen Allah’a dalıp dünyayı unutma hâlinden) çıkardınız; manevî hazlar âleminden bizi duyular âlemine geri getirdiniz.’’ “Eşrefoğlu Rûmî’nin bu ahvali hiç şüphesiz şiirlerini beslemiştir. Çünkü o, şu beytinde geçtiği üzere, duyular âlemini değil; Cenâb-ı Allah’ın fenâsını yeğlemiştir: «Bana sen cân yetersin cân gerekmez seni gerek seni kevnyn gerekmez» Eşrefoğlu Rûmî’nin irtihal tarihi olarak Sefine-i evliyada miladî 1471 tarihi verilmiştir. Mübarek kabirleri doğum yeri olan İznik’tedir. Mensur eserlerinden basılmış olan «Müzekkin-Nüfûs» ile «Divân-ı Âşıkâne»lerî meşhurdur. Bir de basılmamış «Tarikatname» leri vardır. Basılmış divanları yazmasına nazaran noksandır. «Müzekki'n-Nüfûs» heyeti mecmuası itibariyle aşk ve mücahede vadisinde yazılmış bir eserdir. Divanlarında aşk ve irfana dair pek çok mütalâa vardır.
Eşrefoğlu Rumi - DivanEşrefoğlu Rumi · Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınlarıa · 2014126 okunma
··
2 +1'leme
·
451 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.