İncelemelere baktığımda genel olarak beğenilen bir kitap olmuş. Ama ben maalesef aynı şekilde düşünmüyorum. Roman sonuna kadar beni o kadar rahatsız etti ki. Muhafazakar bir yazarın elinden çıkmasa, İslami unsurlar barındırmasa bu kadar rahatsız olmazdım bence. İki evli adamın eski aşklarının peşinden koşması; birinin şeytani arzularına yenik düşmesi, birininse güya ebedi aşka ulaşması. Babanın aşkının şeytani olduğu aşikar zaten ama Emre'nin aşkını ilahi ve masum bir tarzda anlatması rahatsız etti. Evli bir adam, tamam geçmişi unutamamis olabilir ama bunu hastalık ve saplantı haline getirmesi İslami açıdan garip geldi. İlk başta ilk ve son mektubum diye başlayan mektup süreci, mektuplar silsilesine dönüyor. Yazmaya bile haya ettiği şeyleri bir sure sonra rahat bir sekilde kizin yüzüne söylediğini görüyoruz. Mektup, telefonlasma, buluşma... Sorsan dünyevi bir beklentisi yok. Okurken gercekten hikayeden ve anlatımın yumuşaklığından hiç hoşlanmadım. Amaç neydi, ana fikir neydi, bize ne kazandirdi bilemiyorum. Hayal kırıklığı. Tanımış oldum tek kazancım bu.