Gönderi

8/10
·288 syf.··
2025 10. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2025 17:32
Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslanın hayatları ve sonlarının anlatıldığı, diğer bazı thko davası sanıklarının yargılanma sürecini ve bu 3 fidanın memleket uğruna darağacına gidişini anlatan tüyler ürperten romanlardan biri. Erdal Öz bu kitabi Mamak'ta yazmistir.Denizler hücrede, o, diger tutuklu ve mahkumlar gibi kogusta kalıyordu.Yazarın kitabın başında da yazdığı gibi Erdal Öz Mamak askeri ceza evinde bulunduğu süre içinde karşılaşır Deniz Gezmişle ve onunla söyleşi fırsatı bulur.Deniz dışında Yusuf Aslan, Mehmet Asal, Mete Ertekinin de söyleşileri vardır.Ek olarak yazar, Mustafa Yalçınerin gerilla günlüğüne de kitap içinde yer vermiş. İrfan Uçarın maruz kaldığı işkenceyi anlattığı bir bölüm var ki okurken içi parçalanmayan yoktur.acısını kendi içimde hissettim okurken. Roman değil... Çünkü kurgu değil. anı, belge, anlatı karışımı kitap diye tanımlıyor Erdal Öz bu kitabı. "Herkes ne zaman ölür, elbet gülünün solduğu akşam. Kitabın adı da Turgut Uyar'ın bu dizisinden geliyor. Deniz Gezmiş'in Erdal Öz'e Mamak cezaevi'nin çay ocağında "sen iyi belgeliyorsun reis, yaz bizi. boku bokuna asılıp gideceğiz. yazar mısın?" şeklinde hitabı sonrası Erdal Öz'ün yazmayı seve seve kabul ettiği politik roman. thko mensubu devrimci gençlerin ülkeyi emperyalizm'in pençesinden kurtarmak adına kendi hayatlarını ortaya koyuşlarını son derece akıcı bir dille anlatır. Okurken gözleriniz dolar. Bir avuç gencin ölümü göze alarak ellerinde silahlarla dağa çıkışlarını hayretler içerisinde okursunuz. İrfan Uçar'ın falakaya yatırılıp parçalanmış ayaklarının tuzlu suya batırılmasının, Mete Ertekin'in elektriğe bağlanmasının ve Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan'ın idam edildiği anlarının anlatıldığı kısımlar kesinlikle insanın o acıları hissetmesine yetiyor. Devrimci olmanın ne kadar zor bir iş olduğunu hatırlatır. Maruz kaldığı işkence dolu satırları okurken, ister istemez onların çektikleri fiziksel ve ruhsal acıları da içinizde hissediyorsunuz. zamanında bu acı olayların yaşanmış olmasına, bir kez daha, içten lanet ediyorsunuz. Üç genç fidanın, ölüm sehpalarındayken ağızlarından dökülen son sözler ise beyninize kazınıyor. Kitaptan bazı alıntılar: "Deniz Gezmiş anlatıyor:O sahneyi çok iyi somutladım:idam günü gelip çatınca o sevdiğim, alıştığım giysileri giyeceğim: postallarımı, parkamı.beyaz ölüm gömleğini giydirmek isteyecekler, giymeyeceğim. kesin. direneceğim ve giymeyeceğim.öyle her zamanki eyleme gidiş tavrımla gideceğim.yok, tıraş falan da olmayacağım.gidip, oturup önce bir sigara yakacağım orada.sonra demli, sıcak, güzel bir çay içeceğim.ha bak, rodrigo'nun o ünlü gitar konçertosunu dinlemek isterim orada. bak, bunu çok isterim. sanırım, asılacak bir insanın son isteğini geri çevirmezler. bunu isteyeceğim." "Yusuf Arslan anlatıyor:Buraya, mamak cezaevi'ne gelmeden iki gün önce babamla konuştum. burada görüş olmadığını söyledim."belki bir daha görüşemeyiz baba, bu son görüşmemiz olabilir." dedim.çok üzüldü."ben bir adamını bulurum." dedi.kalktı. sendeledi. düştü yere. gözleri bana dikilmişti. çıkardılar.ağzından kan gelmiş dışarıda; ağlıyormuş, üzüntüden mide kanaması geçirmiş. hastaneye kaldırmışlar. " "İnsanlığın büyük kültür mirasını, en iyi bir devrimci anlayabilir, en iyi o değerlendirebilir. bilime inananların ötekilere üstünlüğüdür bu. Sıradan bir burjuva, inan ki, beethoven’ın yedinci senfonisini bir devrimci kadar anlayamaz bence, bir devrimci gibi yaklaşamaz ona.ne bileyim, bir lorca’nın, bir neruda’nın şiirinin tadına bir devrimci gibi varamaz. ispanya iç savaşını yaşayan biri, rodrigo’yu nasıl bizlerden daha iyi anlarsa, bu da öyledir.” "İnsanlar doğar, büyür, ölürler. Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir. Oğlun ölüm karşısında aciz değildir. O bu yola bilerek girdi. Sadece senin değil Türkiyede yaşayan herkesin beni anlayacağına inanıyorum. Yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymuyorum. " "Falakadan sonra ayaklarımı tuzlu suya sokunca başıma falan da pat küt vuruyorlar bir yandan. Müthiş seviniyorum buna. Bir an önce haşat olmaayı bekliyorum. Ve tavırlarından bu işe bir son vermeyi düşünmedik lerini anlıyorsun. Bayılmayı umutla bekliyorsun. Ama hayır, insanoğlu ne kadar dayanıklı. İnsanın niye bu kadar dayanıklı olduğuna kızıyorsun. Hem kızıyor hem şaşırıyorsun. " "Burada ölen yalnızca benim bedenimdir, ki zaten ölümlüydü. Ama düşüncemi öldüremeyeceksiniz, ölmeyecek yaşayacak. "
Gülünün Solduğu AkşamErdal Öz · Can Yayınları · 20217,6bin okunma
·
79 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.