Puan vermedi·184 syf.··
Beğendi
·
2025 67. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 20 Ekim 2025 01:03
Jean-Jacques Rousseau (1712-1778) Eser yayın tarihi 1782 Edebi tür: Felsefi-otobiyografik deneme Yalnız Gezenin Düşlerinde içsel huzur ve doğayla bütünleşme üzerine düşünceler yer alır. Eser, onun doğa içinde yaptığı yürüyüşler sırasında kaleme aldığı 10 “düşünce” ya da “gezinti”den oluşur.Rousseau’nun hem itiraflarının hem de toplumdan uzaklaşmış yalnız ruhunun en içten ifadesi kabul edilir. Rousseau halk ve din adamları tarafından dışlanmıştı çünkü: Özgürlüğü Tanrı’dan değil vicdandan, otoriteyi kraldan değil halktan, inancı kiliseden değil kalpten başlatıyordu. Bu yüzden dönemin yöneticileri onu tehlikeli bir devrimci; din adamları ise sapkın bir düşünür olarak gördüler. Ama tarihin ilerleyen yılları onu modern özgürlük, vicdan ve doğa felsefesinin öncüsü saydı. Rousseau çevresi tarafından dışlandığı için güvensizlik ve kırgınlık hisseder. Doğada yeniden arınma ve içsel huzur bulma çabasına girer Düşünceleri ve eserleriyle Fransız İhtilali'ne zemin hazırlamış . bütün dünyayı değiştirmiş bir düşünürün , dönemin toplumu tarafından dışlanması , kendini “ parasız “ görerek çocuklarını yetiştirme yurduna vermesi çelişkili bir hayat. Demek ki ruhsal sağlamlık ve zihinsel zenginlik her zaman bir arada olamayabiliyor Rousseau, kendi çağında anlaşılmadığını — hatta yanlış anlaşıldığını — dile getiriyor. Yaşadığı dönemde hem kilise hem de aydınlar onu dışlamış, “tehlikeli bir düşünür” ilan etmişti. Rousseau toplum tarafından aşağılanmış, eserleri yasaklanmış, dostları tarafından terk edilmiştir. Fakat tüm bu yalnızlığa rağmen hâlâ kendini savunmaya çalışmaz, sadece “zamanın adaletine” sığınır. Bu nedenle o, bugünün insanlarının adaletsizliğinden umudunu kesiyor; ama geleceğin insanlarına bir tür güven duyuyor. Rousseau artık tartışmaktan değil, anlamaya çalışmaktan zevk aldığı bir dönemdedir. O artık “haklı olmak” istemez; sadece “doğruyu içinden duymak” ister. Bu, onu rasyonalizmden mistisizme doğru taşıyan dönüşümün özüdür. Yaşam bir sınavdır. Acılar bu sınavın sorularıdır. Önemli olan doğru cevap değil, o sorulardan erdemle geçmektir. Çünkü ödül, dışarıda değil, insanın içindeki sükûnettedir. Rousseau ‘nun hayatındaki olaylar özeti 1. “Emile” ve “Toplum Sözleşmesi” kitaplarının yasaklanması 1762’de Rousseau, iki büyük eserini yayımladı: • Emile ya da Eğitim Üzerine • Toplum Sözleşmesi Bu kitaplarda şunu söylüyordu: • “İnsan doğası gereği iyidir; kötülük toplumdan gelir.” • “Gerçek otorite halkın iradesinden doğar, kraldan değil.” • “Dinsel inanç, içten gelen bir vicdan işidir; kilise aracılığıyla dayatılmamalıdır.” Bu düşünceler: • Kilise otoritesine, • Krallığın meşruiyetine doğrudan meydan okumak anlamına geliyordu. Sonuç olarak: Paris Parlamentosu bu eserleri yasakladı ve yaktırdı. Rousseau hakkında “dinsizlik ve toplumsal düzeni bozma” suçlamasıyla tutuklama emri çıkarıldı. 2. Cenevre’de vatandaşlıktan atılması Rousseau, doğduğu şehir olan Cenevre’ye döndüğünde de aynı tepkiyle karşılaştı. Cenevre yönetimi (Protestan olmasına rağmen) kitabı “dini değerlere saldırı” olarak gördü. Böylece: • Vatandaşlıktan çıkarıldı, • Eserleri orada da yakıldı. Bu olay Rousseau’yu derinden sarstı. Kendini hem Katolik hem Protestan dünyasında istenmeyen kişi (persona non grata) gibi hissetti. 3. Neuchâtel ve Montmollin olayı Bu sürgünlerden sonra Rousseau, Prusya kralına bağlı olan Neuchâtel bölgesine sığındı. İlk başta halk onu sevgiyle karşıladı; ancak kısa süre sonra: • Papaz Jean Montmollin, Rousseau’yu “sapık fikirler yayan bir dinsiz” olarak vaazlarında hedef aldı. • Halk da onun etkisiyle Rousseau’nun evine taş attı, tehditler savurdu. Bu olay, Rousseau’nun inancını değil ama insanlara olan güvenini tamamen yıktı. Yalnızlığı ve doğaya yönelişi bu dönemden sonra başladı. 4. Sonuç: İçsel sürgün Tüm bu dışlanmalar sonucunda Rousseau: • Toplumdan uzaklaştı, • İnsanların kötülüğüne karşı vicdanın ve doğanın saf sesine sığındı. • Böylece Yalnız Gezenin Düşleri’ni yazdığı içsel inziva dönemine girdi. Özetle Rousseau halk ve din adamları tarafından dışlanmıştı çünkü: Özgürlüğü Tanrı’dan değil vicdandan, otoriteyi kraldan değil halktan, inancı kiliseden değil kalpten başlatıyordu. Bu yüzden dönemin yöneticileri onu tehlikeli bir devrimci; din adamları ise sapkın bir düşünür olarak gördüler. Ama tarihin ilerleyen yılları onu modern özgürlük, vicdan ve doğa felsefesinin öncüsü saydı. ÖNEMLİ Rousseau burada hayatındaki en çok eleştirilen ve kendisinin de en derin pişmanlık duyduğu davranışı: beş çocuğunu kimsesizler yurduna vermesi. Olayın Gerçeği Rousseau’nun hizmetçisi ve hayat arkadaşı Thérèse Levasseur ile olan ilişkisinden beş çocuğu doğdu. Rousseau, o dönem yoksulluk içindeydi; düzenli bir işi yoktu, yazılarını yeni yayımlamaya başlamıştı. Çocuklarını büyütecek gücü olmadığını düşünerek onları Paris’teki “kimsesiz çocuklar yurdu”na gönderdi. Ancak o dönemde bu kurumlar son derece kötü koşullardaydı; birçok çocuk hayatta kalamıyordu. Bu nedenle Rousseau, hem çağdaşları hem de sonraki kuşaklar tarafından “bencil ve vicdansız bir baba” olarak suçlandı. Rousseau’nun Gerekçesi ve Savunması Rousseau, İtiraflar’da bu olayı inkâr etmez — tam tersine, açıkça anlatır. Ama nedenini şöyle açıklar: “Ben onların yaşaması için uygun bir ortam sağlayamazdım; kötü bir babadan çok, yoksul bir adamdım.” Yani kendine göre düşüncesi şuydu: • Fakir, eğitimsiz bir ortamda büyümektense, • Devletin bakım evinde daha iyi bir eğitim alabileceklerini sanmıştı. Fakat ilerleyen yıllarda bunun büyük bir hata olduğunu anlamış ve defalarca derin pişmanlık dile getirmiştir. Toplumun Tepkisi Bu olay, Rousseau’nun eserleri yayımlandıktan sonra ona karşı yürütülen karalama kampanyalarının da merkezinde oldu. Din adamları ve düşmanları, bu olayı onun “ahlaksız ve sahtekâr” olduğunu göstermek için kullandılar. Rousseau ise hem İtiraflar’da hem Yalnız Gezenin Düşlerinde, toplumun bu acımasız yargısına karşı içsel savunma yapar: “Beni kötü bir baba ilan ettiler; oysa ben sadece çaresizdim.” Felsefi Önemi Bu olay, Rousseau’nun düşüncesinde şu büyük temayı doğurur: “İnsan doğası gereği iyi, ama toplumun yargıları acımasızdır.” Yani kendi yaşamı, yazılarında savunduğu felsefenin canlı bir çelişkisidir. Bu çelişki onu derin bir vicdan muhasebesine götürür; Yalnız Gezenin Düşleri işte bu pişmanlık, yalnızlık ve içsel arınma sürecinin ürünüdür.
Yalnız Gezenin DüşleriJean-Jacques Rousseau · Bordo Siyah Yayınları · 20045bin okunma
·
44 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.