Puan vermedi·160 syf.····Okunma: 11 Ekim 2025 16:12 Herkes içinde karanlık ve karmaşık başka bir yüz gizler. Ve : içinde saklı duran bu varlığın bilincinde olmak, kim olduğunu bilmeye imkan tanır
Merhaba sevgili kitapseverler, 17. yüzyıl Mont-Aime Katliamı'nın toplu mezarlarının gölgesinde, arşivlerden süzülüp gelen gerçek bir hayat hikayesi.
Juette.. 13 yaşında evlendirildi. Çocuk yaşta anne oldu.Toplumun, kilisenin ve en yakınındaki Hugues'in bile içindeki 'farklı' ve 'tutkulu' ruhu terbiye etmeye çalıştığı bir kadın.
Yazar, 'Taşların Ağırlığı' kitabında bize hissettirdiği o tarihsel ve insani dokunuşu bu kez daha da güçlendiriyor. Tarihi belgeleri bir romanın ruhuyla dokuyup, Juette'yi iradesi ve inancı uğruna savaşan bir kadın olarak resmediyor. Anlatımındaki lirik melankoli ile tarihsel gerçeklik iç içe geçiyor. Cümleler adeta bir çiviyi çakar gibi sağlam, ama aynı zamanda bir kadının yüreğinin atışı gibi nazik ve duyarlı.
Bir din adamının bile 'Bana ne söyleyecekti?' diye sorarak yüzyıllar sonrasına fısıldadığı bir hayatın edebi dirilişi diyebilirim.
Bu kitap, sadece Juette’nin değil; susturulmuş, yargılanmış, hayatları başkaları tarafından çizilmiş tüm kadınların sesi. Ve yazar, bu sesi, bir çığlığa dönüştürmeden, bir fısıltının gücüyle bize ulaştırıyor.
Kitabı kapattığımda zihnimde dönüp dolaşan bir soru kaldı: Juette bize ne söyleyecekti?
Peki ya biz kadınların yüzyıllardır susturulan seslerini duyurmak için yeterince ses çıkarıyor muyuz?
Çok beğendim.
Herkese keyifli okumalar, sevgiyle