Hakkında övgü dolu sayısız yorum duyduğum bir kitaptı "Annemin Otobiyografisi" Araya giren başka kitapların ardından nihayet elim bu kitaba gittiğinde, elime alıp ilk paragrafı okuduğumda kitabın oldukça sarsıcı bir içeriğe sahip olduğunu anladım.
Konusu genel olarak şöyle:
Xuela doğar doğmaz annesini kaybeder, babası tek başına küçük bir bebeğe bakma sorumluluğunu almak istemediğinden kendisinin de küçük bir bebeği olan çamaşırcı kadına kızını bakması için teslim ediyor. Sevmeyi ve sevgi göstermeyi bilmeyen bu kadının elinde son derece ilkel şartlar altında, büyük bir fakirlik içinde büyüyen Xuela bir gün mektup yazmayı öğrenmesiyle hayatının gidişatını değiştirecek bir hamle yaparak babasının onu yanına almasını sağlıyor.
Xuela bugün yetmişinde, geriye dönüp geçmişini, kendisini, yaşadıklarını sorgulayan yaşlı bir kadındır bunlardan bahsettiğinde. Yaşamı boyunca kendisiyle ilgili fark etmediği bazı şeyleri bu sorgulama esnasında keşfedip yaşamına bir anlam katma arayışında. Kaybettiği annesinin yasını tutan, onun ne sesini duyan, ne yüzünü gören, hayatı boyunca annesizliğin getirdiği köksüzlük duygusuyla yaşayan, hiçbir yere, hiç kimseye ait olamayan, sevgiyi, sevilmeyi bilmeyen, kalbinde çok derin bir yarık taşıyan ve bunu herkesten gizlemeyi beceren, içinde kopan yalnızlık fırtınalarında güçlü durmaya çalışan bir kadın. Annesiyle bağ kuramayışından, kendini hiç kurtaramadığı köksüzlük hissinden, sahip olma ihtimali olan çocuklarından gönüllü olarak vazgeçen, tam olarak öksüz, tam olarak yalnız bir kadın.
Karakterin annesine yaktığı bir ağıt bu kitap adeta. Yakın zamanda anne kaybı yaşamış veya bu konuda hassas olan okurların bir süreliğine bu kitabı okumayı ertelemesini veya daha dikkatli bir okuma yapmasını öneririm. Çünkü kitabın içinde gerçekten derinlere dalıp çıkılması zor olan çok fazla cümle var.
Kitabı çok sevdim, elbette tavsiye ederim. Fakat hassas bir yapınız varsa sizi derinden sarsacağı uyarısını yapmam gerekir.
Okuyacak herkese keyifli okumalar dilerim.