Aslında kitabı iki yıl önce almıştım. Şu an okumak çok güzel bir tevafuk diye düşünüyorum. Kitabın ilk sayfalarındayım ve dayanamayıp biraz inceleme yazacağım.
Sayfa 11’de dediği gibi, ölümden kaçmak için yaptığımız bütün planlarımız başarısız çıkıyor. Biz, gerçekten ölüme karşı gelebilmek için; kimimiz daha bilgili, zeki, güçlü, zengin, şöhretli, statü sahibi oluyoruz. Ama nafiledir ki, ölümden kaçış yok.
Başarılı olma arzusunun en büyük etkeni, ölümle savaşmak; ölümden güçlü olmaktır. Kimimiz bu yarışa başlamadan yeniliyor, kimimiz yüz yaşına kadar çabalıyor. Bütün koşmalarımıza, çabalarımıza, streslerimize, hüzünlerimize, çilelerimize rağmen yenilgimizle yüzleşiyoruz. Barış içinde bunu bilip, tekrar bunun için savaşacağımızı da biliyoruz.
Ama bazen, bazı kararların alındığı anlarda, bu bilginin aklımızın bir köşesinde olması çok daha mantıklı hareket etmemizi sağlayacaktır. İşte burada da dinin, İslam’ın güzelliği tekrar vuku buluyor:
Enbiyâ Suresi 35. Ayet: “Her nefis ölümü tadacaktır.”
Ve Hadis-i Şerif (Tirmizî, 2307): “Ağızların tadını kaçıran ölümü çokça hatırlayın.”
Bunları bilmemize rağmen, hayata geçiremiyoruz.