Konuşmak ve dinlemek üzerine türlü türlü cümleler kurulur. Konuşanlar kendilerini dinleyecek bir kulak ararlar, dinleyenler ise varlıklarından haberdar olunmasını isterler. Kimisine konuşmak iyi gelir kimisine dinlemek. Kimi konuşarak iyileşir kimi dinleyerek… Konuşmanın da binbir çeşidi vardır tabiki. Her konuşma karşısında bir muhatap bir kulak bulamaz. Bu yüzden neyi konuştuğumuz kadar nasıl konuştuğumuzda önemlidir. İbrahim Kalın da kitabında şöyle anlatır: “Meşhur bir tanımlamadır: kalpler uzaklaştıkça sesin volümü artar. muhatabınızın sizi aklen ve kalben duymadığını düşündüğünüz için bağırmaya başlarsınız. fakat kalpler yakınsa fısıltıyla konuşmaya başlarsınız.” işte konuşmanın mahiyetini ortaya koyan kıstas budur. Kalplerin yakınlığı. İki kalp arasındaki mesafe. Mesafe arttıkça ses yükselir. Ne zaman ki sesini alçaltırsın ve bağırmak zorunda da kalmazsın tam olarak doğru yeri bulduğunu farkedersin. Kendini oraya ait hissedersin ve orada çiçeklenirsin.
İbrahim Kalın’ın her bir cümlesi insanın ufkunu açan ve dünyaya bakışını değiştiren cümlelerden . Yıllar önce sadece bir kitabını okumuş olmama rağmen hala cümleleri zihnimde dolanır ve zamansız bir şekilde aklıma düşer. Şimdi ikinci kitabını da okudum. Yine bana hesap edemeyeceğim şeyler kattı. Bu duygu bir kitaptan beklenilen şeylerin çok daha ötesinde…. Gök Kubbenin Altındaİbrahim Kalın