Puan vermedi·304 syf.··
2025 67. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Temmuz 2025 19:09
İNTERNET ÇAĞININ PEYGAMBERİ SEMAVİ Yapay zekayla evlendi, yapay zeka yüzünden intihar etti, yapay zeka insanların yerini alacak mı, duyguları öğrenecek mi… ''Neleri yapmaması gerektiğini daha ayrıntılı kodlamalıydık. Elbette kendi kendine vicdan geliştiremez. Vicdanın bizim kodlamamız gerekir. Kendi kendine zeka geliştirebiliyor ama. Aradaki farkı göremiyor musun?'' Son zamanlarda bu tarz haberleri/fikirleri ne kadar sık duymaya başladık değil mi? Peki, bunların hepsinin bir romanda düşünüldüğünü hayal edelim. Afşin Kum’un KUBRA adlı romanı tam da bunu yapıyor. Romanın ana karakteri Gökhan’a KUBRA'dan mesaj gelir: “Sen farklısın.” Elbette ki insan ırkının o yenilmez güdüsüne karşı koyamaz Gökhan: Narsizm… Birilerinden farklı olma isteği… Önce kız arkadaşıyla kavga eder elbette bu mesaj yüzünden ancak bu mesaj bir insandan gelmemektedir. Kısa sürede mesajlar daha yönlendirici hâle gelir. Bu mesajlarla Gökhan artık çevresindeki insanlar tarafından sahte bir peygamber olarak algılanmaya başlar çünkü mesajlar Gökhan’a insanların hiç kimsenin bilemeyeceği sırlarını söyleyip Gökhan’ın gerçekleştirebileceği elektrik kesintileri yapar. Eskinin ikiye yarılan ayı ve nehri artık kendini dijital çağda sırları bilmeye ve elektrik kesintisi yapma gibi mucizelere bırakır. Zamanla Gökhan, bu gizemli varlığın ona bir “görev” verdiğine inanır. Kendini modern zamanın peygamberi gibi görmeye başlar. Çevresindeki insanlar da bu inanca ortak olur. Çünkü mesajların ardı arkası kesilmez; Gökhan da kimden geldiğini bilmediği bu sesin büyüsüne kapılıp gider. Gökhan İstanbul'un bir kenar mahallesi Ormancılar'da atölyede çalışan fakir ama gururlu bir gençtir. En büyük zevki anonim bir şekilde din ve felsefe tartışmaları yaptıkları bir grupta yaptıkları tartışmalar ve mahalle arkadaşları ile halı saha maçı yapmak. Ahh o halı saha... Sonra başına ne işler açacaktır. Özellikle yazarın kenar mahalle gençlerinin en büyük eğlence ve toplanma meşgalesi halı sahayı kullanması bu çağda oldukça gerçekçi olmuş. Elbette ki burada yazarın Gökhan'ın ait olduğu sosyo-kültürel çevresinin etkisi de vardır. Gökhan fakir ama gururlu bir gençtir, iş yerinde iş vereni uzun zamandır sözünü verdiği dükkanı Gökhan'a devretme sözünden caymıştır, evlilik arafesinde olan Gökhan sıkışıp kalmıştır, işte KUBRA'dan gelen bu mesajlar aslında tam olarak Gökhan'ı sıkıştığı çıkmazdan biraz olsun uzaklaştırır. ''Bu sadece bir iş dayı, bizi hayatta tutacak, karnımızı doyuracak bir araç. Ama var olmak, karnını doyurmaktan ibaret değil tabii. Bize düşen ot gibi yaşayıp ölmek değil, bu hayatta olduğumuz sürece hak yolunda yürümektir. İşte o zaman hayatımızın bir anlamı olur. O zaman yaptığın işin de, yediğin ekmeğin de bir anlamı olur. Dikkatim tek bir noktada toplandı derken bunu kastediyorum. Kendi yolunu çizer ve o yolda yürürsen, bütün dünya peşinden gelir.'' Tıpkı bugün, yapay zekâyla duygusal bağ kuran ve onu “anlayan bir varlık” sanan insanların yanılgısına kapıldığı gibi… Sonunda Gökhan’ın hayatı bir daha asla eskisi gibi olmaz. Ama asıl soru şudur: Kimdir bu KUBRA? Mesajların arkasında kim vardır? Gerçek mi, yoksa bir simülasyon mu? Roman bu soruların cevabını okura bırakır. Ancak ben romana başka bir yerden bakmak istiyorum. Öncelikle, konusunun oldukça yaratıcı olduğunu söylemeliyim. Yapay zekâ kavramı henüz günlük hayata bu kadar yerleşmemişken Afşin Kum’un böyle bir fikir üzerinden bir roman inşa etmesi büyük bir öngörü ve cesaret göstergesi. Ayrıca kitabın dili akıcı, olay örgüsü sürükleyici. Konusunun farklılığı sayesinde kendini okutuyor. Kitapta beni en çok etkileyen şey, Gökhan karakteri ve onun çevresindeki insanların, doğaüstü ve spiritüel bir gücün etkisine ne kadar açık ve hazır olduklarını görmekti. İnsanlar neredeyse hiç sorgulamadan çok kısa sürede bu olağanüstü duruma uyum sağlamaya başladılar. ''Benim süper güçlerim yok. Benim süper güçlerim sizlersiniz.'' Tıpkı bugün ChatGPT ya da benzeri yapay zekaların bize yaptığı gibi değil mi? Basit bir soru sorduğumuzda bile bizi pohpohlayan, zekâmızı öven, özel hissettiren o algoritmalar… Ve belki de biz de Gökhan gibi bu dijital aynada kendi yansımamıza hayran kalıyoruzdur. ''Evet, ama inanmak sözünü nasıl yorumlayacağı bağlama göre değişir. KUBRA hiçbir şeye inanmaz aslında, sadece olasılıkları hesaplar. Senin sorunun cevabını, bizim kısıtladığımız alanda, yani iktidarı ele geçirme görevi ile bağlantılı oluşturulan yumakta aradığı için böyle cevap vermiş olabilir.'' Gökhan sadece işin biraz daha ileri ve kurgusal boyutunu yaşıyor ama günümüzde çoğu insan yapay zekayla yaptığı sohbetlerde hayatının iplerini ona vermiş durumda ve yapay zeka aslında bir çok insanın şu an yavaş yavaş tanrısı konumuna gelmeye başlıyor. Ortalama bir zekaya hatta daha altına sahip insanları ister yapay olsun ister doğal ufak bir hareketle bile ne kadar kolay kandırılabileceği açıkçası korkutucu bir gerçek. İnsan ırkı nasıl da hazır dünden kabul etmeye, sorguyu bırakmaya, kendisinden birkaç adım önde olan ne varsa itaat etmeye... Edebi olarak elbette ki eleştirilerim ve isteklerim olacaktı. Gökhan karakteri kitapta fazlasıyla karton kalmış durumda Gökhan’ın bir felsefesi var, inancını sorgulayabildiğine göre güçlü bir inanç altyapısı var ama maalesef kitapta bu felsefi derinliğin eksik kaldığını görüyoruz. Bunun dışında Gökhan’ın geçmişine dair çok az şey biliyoruz. Keşke biraz geçmişiyle beraber perçinlenebilseydik. Kitabın yan karakteri olan Berk ile ilgili bile geçmişine dair daha fazla şey biliyoruz. Bununla beraber gereksiz kurulmuş diyaloglar romanı ucuzlaştırıyor. Mesela böyle bir diyalogun bir romanda olduğuna inanamıyorum. Hem de bir kere değil, defalarca tekrar ediyor: ''Keremcan: “Sen de iyiydin yalnız abi. Fazla göze batmıyorsun ama, takıma fayda açısından yani… Senin olman çok önemli.” Gökhan: ”Eyvallah koçum.” Selçuk: “Sen niye içmiyorsun Gökhan abi, dokunuyor mu?” Gökhan: “Yok, dokunduğundan değil. İçmiyorum bir şey değil çünkü.” '' Romanın sonu ise bence oldu bittiye getirilmiş havası veriyor. Ama yine de okuması ve düşünmesi keyifli bir romandı. Edebi olarak güçlü bir bilim kurgu değil ancak konusu itibari ile ilgi çekici ve özgün olduğunu söyleyebilirim.
KübraAfşin Kum · April Yayıncılık · 20201,077 okunma
·
137 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.