Duymadığım isimde, görmediğim kapakta kitaplar okumayı sevdiğim bir dönemde görüşlerine çok kıymet verdiğim arkadaşımın önerisiyle Uçan Tabut’a başladım. Kısacık bir kitap ne kadar isminin hakkını verebilir, pek bilememiştim ancak bu kitap bana kısa kitapların aslında okunduktan sonra okurda yazılmaya devam ettiğini bir kez daha gösterdi. Bir süre etkisinden çıkamayacağım bir kitap oldu.
Konusundan bahsedecek olursak: Bora adındaki karakterimiz zorlayıcı bir dönem geçirdikten sonra hayatını kendisi sonlandırmaya karar verir. Cenazesi yurt dışından uçakla sevdiklerine ulaşmak üzere yola çıkarılır. İşte bu olayın etrafında dönüyor kitabımız. Bir insan öldüğü sırada ya da öldükten sonra birçok insanın neyin içinde mücadele verdiğini, neler hissettiğini, ne yaşadığını, biri ölmeden nasıl yasını tuttuğunu gibi birçok soruyu cevaplıyoruz. Bu cevabı veren karakterlerimiz birbirleriyle oldukça bağlantılı. Yani ana karakterin en yakınını dinledikten sonra bu kişinin rastgele karşılaştığı birinin de hayatını okuyoruz. Bu da bana aslında herkesin hayatta ana karakteri bir noktada canlandırdığını hissettirdi. Kitapta her bölüm bir kişinin dilinden anlatılıyor ve bambaşka zihin dünyalarını izliyoruz. Oldukça etkilendiğim, bir oturuşta keyifle okuduğum ve yer yer gözlerimi dolduran bir kitap oldu.