Taner Timur’un “Felsefe, Toplum Bilimleri ve Tarihçi” kitabında genel anlamda Eskiçağ Yunan Medeniyetinden başlayarak modern çağa kadar geçen dönemlerde ortaya çıkan felsefe ve toplum bilimleri, başlıklara ayrılarak her dönemin ekolünü ortaya koyan önde gelen filozofların görüşleri de açıklanarak incelenmiş ve her bölümde tarihçinin gelişen felsefe ve tarih felsefesiyle üstlendiği sorumluluklar anlatılarak görevlerinden söz edilmiştir.
Kitabın ilk bölümlerinde Tarih nedir? Tarihçi kimdir ve tarih nasıl yazılır? Sorularının cevabı aranmıştır nitekim bu sorular ele aldığı her dönem için tekrar tekrar sorulmuş ve gelişen felsefe düşüncesi ile değişen tarih yazımında bu sorulara farklı farklı cevaplar verilmiştir. Kitapta oldukça detaylı bir şekilde Marx ve Engels anlatısı vardır. Timur bu anlatım ile aslında iki filozofunda ortaya koydukları teorilerin nasıl şekillendiğini süreçler dahilinde göstermek istemiştir. Kitabın sonraki bölümlerinde yeni akımlar ve temsilcileri işlense de arkada Marx’ın teorisine yeni bir görüş getirme çabası hissedilmektedir ki Marx’ın karşısına daha çok filozoflar Nietzsche’yi koymuşlardır. Aslında iki filozofunda ortak düşmanı kapitalizmdir ve ikisi de bu kokuşmuş düzenin değişmesini talep etmiştir. Fakat ortak noktadan çıktıktan sonra farklı yönlere ilerlemişler ve Marx proletaryanın isyanı ile bir sosyalist devrim ön görürken, Nietzsche ise yüksek kültür ürünü yaratıcısı olarak kabul ettiği aristokratik bir yapının egemenliği ile evrensel nitelikte bir Avrupa insanı yaratımında kurtuluşu aramıştır. Benim de eserde dikkatimi çeken nokta bu iki filozofun karşılaştırılmasını kitabı okudukça rahatça yapabiliyor olmamızdır. Ayrıca Nietzsche tarihçinin geçmişe bakıp orada kaldığını ve ne bugünü ne de geleceğini inşa edecek olanı bulamadığını söylemiş ve aslında burada Marx ile ortak bir noktaya değinmiştir. Marx’ta geçmişin anahtarı bugünü anlamakta saklıdır demiş ve iki filozofta tarihi bugünün ve geleceğin sorunu kılmıştır. Timur’un anlatımı sayesinde oldukça önemli olan bu iki filozof arasındaki hem benzerlikler hem de farklılıklar oldukça net bir şekilde görülmektedir.
Genel olarak Taner Timur bu kitabında ele aldığı filozof ve akımlar ile tarihin sadece ne olduğunu anlatmakla mesul olmadığını aynı zamanda olanın nedenlerini, nasıl olduğunu, neye etki ettiğini de bulmak ve anlatmak olduğunu göstermiştir. Bu açıdan disiplinler arası çalışmaların önemini vurgulamış ve her disiplinin birbiri ile ortak çalışması gerektiğini söylemiştir. Bu çalışmaların ise ideolojik bir amacı olmamasının gerektiğini belirterek bu çalışmaları toplumsal hareketlerin takip edilmesinde kullanılmasını uygun görmüştür. Kitabı bu anlamda tarihçinin nasıl etik içinde kalacağına yönelik örnekler ile bezelidir ayrıca her disiplinden okuyucu için oldukça bilgilendirici olup tarihi olayların ve toplumsal hareketlerin arkasında yatan fikirleri anlamlandırmada ufuk açıcıdır.