Bulut Atlası
8/10
·640 syf.··
2025 14. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 11 Eylül 2025 08:49
Bu kitaba inceleme yazmayı baya bir süre erteledim çünkü kitap çok dolu bir kitap ve incelememin çok uzun süreceğini düşündüm ve tabiki de uzun sürdü. Kitap kitap 6 kişinin yaşadığı olaylardan oluşuyor bu 6 kişi farklı zaman dilimlerinde yaşamış farklı olaylardan geçiyor. Kitabın ilk yarısı en eski hikayeden günümüze ve ileri geleceği anlatıyor ve hikayeler yarım bırakılıyor. Son hikaye yani en gelecek zamanki hikaye tam olarak yazılıyor ve kitabın ikinci yarısında hikayeler gelecek zamandan geçmiş zamana doğru yazılarak, en eski hikaye en sonda anlatılıp kitap bitiyor. Romanın yapısı “iç içe geçmiş daireler” gibi: 1’den 6’ya kadar ilerleyip, sonra 5’ten 1’e geri dönüyor. Yani hikâyeler sıralanışta şöyle gidiyor: Her hikayede bir önceki hikaye ile alakalı easter eggler mevcut herşey birbirleriyle bağlantılı. Gerek yazımı olsun gerekse olay örgüsü olsun beni içine çeken bir kitaptı. Roman 19. yüzyılda Güney Pasifik’te bir not defteriyle başlıyor, geleceğin karanlık distopyalarına kadar uzanıyor. Arada 1930’ların Avrupa’sı, 1970’lerin Amerika’sı, günümüz İngiltere’si ve genetik olarak üretilmiş bir varlığın gözünden anlatılan uzak bir gelecek var. Her hikâye bir diğerinin içinden geçiyor — bazen bir mektup, bazen bir film, bazen bir efsane haline geliyor. Zamanın doğrusal olmadığı hissi, kitabın en güçlü damarlarından biri. Bir dönemin kahramanı, diğerinin mitine dönüşüyor. Buradan sonra her hikayeyi kısa kısa anlatıcağım o yüzden spoiler yemek istemeyenler lütfen geçsin. 1. Adam Ewing’in Güncesi (The Pacific Journal of Adam Ewing) 19. yüzyılın ortaları, Güney Pasifik adaları Amerikalı bir noter olan Adam Ewing, ticaret amacıyla deniz yolculuğuna çıkar. Günlüğünde hem kendi hastalığını hem de gemide tanık olduğu sömürgecilik, kölelik ve vahşeti anlatır. Bu hikâye, insan doğasının açgözlülüğü ve sömürgeciliğin meşrulaştırılması üzerine bir eleştiridir. Amerikalı bir noter olan Adam Ewing, iş için Güney Pasifik’te bulunur. Gemiye bindiğinde, yolculuk boyunca medeniyet ve barbarlık arasındaki farkın ne kadar ince olduğunu görür. Batılılar yerli halka “uygarlık götürme” bahanesiyle onları köleleştirir, sömürür, hatta öldürür. Ewing, başta bu duruma sessiz kalsa da, tanıştığı köleleştirilmiş Moritani yerlisi Autua ile vicdanının uyanışını yaşar. Bu arada sinsi doktor Henry Goose, ona “parazit tedavisi” bahanesiyle yavaş yavaş zehir veriyordur. Sonunda Ewing, hem fiziksel hem ruhsal olarak uyanır ve insan onuruna inanan bir yemin eder: “Bir damla iyilik, kötülük okyanusunda kaybolmaz; her damla önemlidir.” Günlüğü, yıllar sonra Robert Frobisher tarafından bulunur ve okunur. 2. Robert Frobisher’ın Mektupları (Letters from Zedelghem) 1931, Belçika Genç bir İngiliz besteci olan Robert Frobisher, yaşlı bir besteciye yardımcı olmak üzere Belçika’ya gider. Maddi sıkıntı içindedir, ama müzikle ölümsüzlük arar. Aynı zamanda sevgilisi Rufus Sixsmith’e yazdığı mektuplarla hikâyeyi biz okuruz. Yoksul ama yetenekli bir İngiliz besteci olan Robert Frobisher, zengin ve ünlü bir besteci olan Vyvyan Ayrs’ın yanına asistan olarak girer. Amacı, hem borçlarından kaçmak hem de büyük bir eser yaratmaktır. Ayrs’ın eşiyle yaşadığı yasak ilişki, hırsı ve ruhsal çalkantılarıyla birleşince Frobisher giderek karanlıklaşır. Frobisher, sevgilisi Rufus Sixsmith’e yazdığı mektuplarda hem müzikle ilgili düşüncelerini hem de iç dünyasının çöküşünü paylaşır. Kendini “geçici bir nota gibi” hisseder ama geride “Bulut Atlası Senfonisi”ni bırakır — altı bölümlü, birbirine karışan bir müzik parçası… tıpkı romanın kendisi gibi. Sonunda kendi ölümünü seçer ama ardında yankı bırakan bir güzellik kalır. Bu hikâye, sanatın ölümsüzlüğü ve insanın kendi gölgesiyle savaşı üzerine. Frobisher, Ewing’in günlüğünü okur ve kendi hikâyesini sevgilisi Rufus Sixsmith’e mektuplarla anlatır. Bu mektuplar, 1970’lerde Luisa Rey tarafından bulunur. Luisa aynı zamanda Robert’ın bestelediği bulut atlası altılısını bulur ve dinler. 3. Luisa Rey Vakası (Half-Lives: The First Luisa Rey Mystery) 1970’ler, Kaliforniya Ne yalan söyleyeyim bu hikayeye kadar kitap benim için biraz yavaş ilerliyordu bu hikaye beni tam olarak kitabın içine çekti, hikayenin diğer yarısına çabucak gelmek için kitabı daha hızlı okudum. Gazeteci Luisa Rey, büyük bir nükleer enerji şirketindeki yolsuzluğu araştırmaktadır. Bir mühendis (Rufus Sixsmith — Frobisher’ın eski sevgilisi) Sixsmith, şirketin felakete yol açabilecek bir reaktör inşa ettiğini ortaya koyar, fakat öldürülür. Luisa, cinayeti araştırırken hem şirket ajanları hem de kirli politik güçler tarafından takip edilir. Hikâye klasik bir 70’ler politik gerilim filmi atmosferine sahiptir; arabalar patlar, gizli dosyalar çalınır, suikastçılar vardır. Fakat bu karmaşanın ortasında Luisa’nın direniş gücü ve gerçeğe olan inancı, insanlığın umut damarını temsil eder. Bu kısım tipik bir gerilim romanı gibi yazılmıştır ama derininde gerçeğin gücü ve kurumsal kötülük vardır. Luisa, Rufus Sixsmith’in ölümünden sonra onun arşivindeki Frobisher mektuplarını bulur. Hikâyesi yıllar sonra Timothy Cavendish’e gönderilen bir roman taslağı olarak karşımıza çıkar. 4. Timothy Cavendish’in Laneti (The Ghastly Ordeal of Timothy Cavendish) Günümüz İngiltere’si Bu hikâye, bireysel özgürlük, yaşlılık, bürokrasi ve toplumun zalim düzeni üzerine bir taşlama gibidir. Egoist ama sevimli bir yayınevi sahibi olan Timothy Cavendish, bir kitap yüzünden suçlularla başını belaya sokar. Kardeşinin “yardım” bahanesiyle onu bir huzurevine kapatmasıyla trajikomik bir kabus başlar. Cavendish, orada sistemin baskısını, yaşlılığın görünmezliğini ve özgürlüğün ne kadar kırılgan olduğunu fark eder. Bir grup yaşlı arkadaşıyla birlikte kaçma planı yapar; bu kaçış hem mizahi hem iç burkucu bir özgürlük mücadelesidir. Yıllar sonra, onun anılarına dayanan bir film çekilir — bu film Somni~451’in dünyasında izlenir. Cavendish, Luisa Rey hakkındaki roman taslağını okur 5. Somni451’in İtirafları (An Orison of Sonmi451) Somni~451, genetik olarak üretilmiş bir fabricant (klon) — bir fast food zincirinde itaatkâr bir hizmetçi olarak yaşar. Ama beklenmedik biçimde bilinci gelişir. Kendisini eğiten isyancı insanlar sayesinde geçmişi ve sistemi sorgulamayı öğrenir. Zamanla kendi türünün özgürlük sembolüne dönüşür. Onun röportaj şeklinde anlatılan “itirafları”, aslında geleceğin dinî metni haline gelir. Yönetim, sonunda onu idam eder; ama Somni’nin fikirleri asırlar sonrasına ulaşır. Bu kısım, insanlık, bilinç, özgürlük ve kapitalizmin köle düzeni üzerine felsefi bir anlatıdır. Bu hikaye luise ray hikayesinden sonra en sevdiğim hikayeydi, bu bölümle kitap tam olarak bilim-kurgu kitabına dönüştüğünü hissettim. Somni, Cavendish’in yaşamına dayanan bir film izler. Somni’nin itirafları da çok daha ileri bir gelecekte kutsal metin gibi okunur. 6. Zachry ve Meronym’in Hikayesi (Sloosha’s Crossin’ an’ Ev’rythin’ After) Kıyamet sonrası bir dünya, Hawaii adaları civarı Medeniyet çökmüştür. İlkel bir kabilede yaşayan Zachry, gelişmiş bir “Prescient” olan Meronym ile karşılaşır. Meronym, geçmişin teknolojisini anlamaya çalışan bir bilim insanıdır. Zachry’nin kabilesi doğaüstü korkularla yaşarken, Meronym ona bilgi, cesaret ve merhamet getirir. Bu, romanın en ileri zamanı — insanlığın tekrar başa döndüğü, uygarlığın yeniden doğduğu dönem. Zachry’nin toplumu, Somni~451’in sözlerini kutsal bir öğreti olarak görür. Bu hikâye zaman döngüsünü kapatır; insanlık yeniden başa döner.
Bulut AtlasıDavid Mitchell · Doğan Kitap · 2017272 okunma
·
231 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Müthiş bir özet ve yorum olmuş 🙆🏻‍♀️
3548
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim hem yorumunuz için hem de vakit ayırıp incelememi okuduğunuz için 🥰