Kitap başarısız bir yazar olan June Hayward ile onun üniversite yıllarından arkadaşı, çok satan romanların yazarı Athena Liu’nun hikâyesi etrafında döner. Athena, genç yaşında büyük başarılar elde etmiş, Çin asıllı Amerikalı bir yazardır. June ise aynı yeteneğe sahip olduğunu düşünmesine rağmen yayınevlerinin ilgisini çekememiştir.
Athena Liu beklenmedik bir kaza sonucu hayatını kaybeder. June, Athena’nın tamamlanmamış el yazmasını elde eder ve bunu çalarak kendi romanı gibi yayımlar. June, “Juniper Song” adını kullanarak Asyalı bir yazar imajı yaratır.
Kitap, June adlı yazarın kıskançlıkla başladığı yalanının giderek kimlik, etik ve gerçeklik sınırlarını yok etmesini anlatıyor.
Ancak zamanla sosyal medya söylentileri, gizemli mesajlar ve yayınevi baskısı artar. Gizemli bir Twitter hesabı ve bazı kanıtlar, June’un çalıntı hikâyesini açığa çıkarma tehdidiyle ortaya çıkar. June bu sırları saklamak, şöhretini sürdürmek için giderek daha karanlık kararlar alır.
June karakteri hem tiksindirici hem de inanılmaz derecede insani. Onun iç sesini okudukça “ben olsam ne yapardım?” diye sormadan edemiyorsunuz.
Kitabın bazı bölümleri rahatsız ediyor evet okurken düşündürmek istiyor. Bazen nabız yükseltiyor heyecanlanıyorsunuz bazen de notmal seyrine dönüyor. Bazı yerlerde svet sıkıldım ama okumaya devam ettikçe sonunu merak ettim. Sonu da biraz farklıydı böyle hani ne oldu şimdi diye sordum .Belki de böyle olması gerekir.
Psikolojik derinliği olan çağdaş romanlar okumayı seviyorsanız kitabı okumanızı öneririm.