·540 syf.····Okunma: 15 Ekim 2025 20:53 Açıkçası günlük olduğu için kolay ve hızlı bir şekilde okuyacağımı düşünmüştüm ama asla öyle değil bence. Aksine kasvetli ve boğucu ama aynı zamanda okurken kendinizden bir parça bulacağınız, zaman zaman sizi boş duvara baktıracak ve düşüncelere daldıracak da bir kitap.
Sylvia Plath "Günlükler"i 18 yaşında yazmaya başlıyor. Fakat bu basit bir günlük değil. Karmaşık, Sylvia'nın düşünceleriyle, yaşadığı zorluklarla, aşklarıyla dolu bir günlük. Yani okurken Sylvia Plath'ın kafasının içinde geziyor gibi hissediyorsunuz. Sylvia babasını erken yaşta kaybeden, annesi ile de iletişim kopuklukları yaşayarak büyüyen bir kadın. Kendisininde kitapta belirttiği gibi bencil bir kişiliğe sahip. Fakat eşi Ted Hughes onun için bir istisna. Çünkü Ted'e olan aşkı ve zaafı onu değiştiriyor. Döneminin iyi okullarında okuyan ve birçok kişiye göre şanslı sayılabilecek imkanlara sahip. Yine de içinde dolduramadığı ya da olduramadığı hep eksik kalan birşeyler var. Kitapta zaman zaman özgüvenli olduğundan bahsetse de kendine inancı olmayan biri. Çünkü her ne kadar kendisinden iyi olanları kıskansa da "Ben onlardan daha iyiyim." diyebilen birisi değil. Çok satan bir yazar olma hayali var ama intihar ettiği için bunu göremiyor. Zaten hayatının büyük bir bölümünü psikoz ve manik-depresif bozukluk ile geçiriyor.
"Diğer her şey gibi ölmek de bir sanattır. Ben bunu son derece iyi yapıyorum. "
Bugün bile birçok kişinin aykırı olarak nitelendirdiği bir kadın. Fakat bence Sylvia Plath özgün ve feminist karakteri ile kadınlar için ikon sayılabilecek birisi.
İyi okumalaar.