Yağmurun Elli Adı
"Hayatın boyunca içimde dönük bir sızı taşımışım, kendimi bildim bileli benimle olduğundan bihaber olduğum bir sızı. Ama şimdi fark ediyorum, çünkü artık yok."
Annesi Noriko'yu terk ettiğinde sadece sekiz yaşındaydı. Onu büyükannesinin kapısının önünde bırakıp gitmişti. O günden sonra ise Noriko için yıllarca sürecek bir hapis hayatı başlamıştı. Aristokrat bir aileye mensup olan annesi onu gayrimeşru olarak doğurmuş sonra da terk etmişti. O tavan arasında her şeyden mahrum olarak ve dayak yiyerek yaşamıştı. Çünkü kraliyetin itibarına leke sürüleceği düşünülüyordu.
Ta ki üvey abisi Akira gelene kadar. Ona Akira'dan uzak durması söylenmişti ama her şeye itaat eden Nori bir tek bu kurala uymamıştı. Akira, bu ailenin onurlu tek varisiydi ve ne istese oluyordu . Nori Akira ile kuvvetli bağlar kurmuştu ve Akira da onu her şeye rağmen sevmiş ve korumaya çalışmıştı. Fakat bir gün yolları kötü bir şekilde ayrılmıştı ve tekrar kavuşmaları yıllarını alacaktı.
Bu kitabı okuduğunuzda duygusal bir yolculuğa çıkacaksınız. Ve Nori kesinlikle ama kesinlikle bu yaşadıklarını hak etmiyor. Gerçi kimse böyle bir şey yaşamayı hak etmez ya... Güçlü kardeşlik bağlarının ve özgürlüğün önemini bir kez daha anlayacağız. Ve maalesef ki kadın olmanın nerede olursa olsun çok zor olduğunu tekrar göreceğiz. Dışlanma, önyargı, ırkçılık kitapta ön planda. Sizi duygusal olarak zorlayacak ama aynı zamanda da çokça düşündürecek bir okumaya hazır olun.
Sonunda her şey bu noktaya mi geliyor anne? Hepimizin sonu yalnızlık mı? Bir müzik kutusunun içinde dans eden ama hiçbir yere gidemeyen figürler miyiz sadece?