Gönderi

8/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2025 42. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Eylül 2025 08:55
; 8/10 herkesi ayağa kalkmaya ve bu seriyi alkışlamaya davet ediyorum. benim bu seriye başlamamda emeği geçen tüm arkadaşlarımı ve bu seriyle ilgili güzel editleri ile yorumlarıyla beni etkileten bütün kitap hesaplarını da tebrik etmek istiyorum. tüm o beni bu seriyi okumam için baştan çıkarmalara değdi ve gram pişmanlığım yok. o kadar iyiydi ki... her kitabı ayrı ayrı iyiydi, veda etmemek için resmen çırpınıp son kitabı erteleye erteleye, araya kitaplar almaya çalışarak da olsa bir şekilde zoraki bitirdim. elime aldım ve o kadar iş yoğunluğum arasında normalde bir haftada bir kitap okuyan ben sadece iki günde bitirdim kitabı. su gibi aktı. birinci ve ikinci kitaptaki tüm o sırların çözülmesi ve gerçekten insanın aklında soru işareti bırakmadan çözülmesi çok iyiydi. ilaç gibi geldi. birde tüm bunları üç yüz sayfaya sığdırmış olması yazarın, sen nasıl bir kraliçesin ya? hikayeye mutlu son verdin, sırların çözümünü verdin, smut verdin, aşk verdin, arkadaşlık ve aile verdin yani tüm bunların hepsi için sayfa sayısı az ama okuyunca da tam kararındaydı. merakından orta yerimden çatladığım o lia, winter olayı sonunda çözüme kavuştu. bir an gerçekten karısı lia öldü ve winter bizim yeni lia'mız falan olacak sanmış ve açıkçası korkmuştum bundan. çirkin bir kurgu yani bir kadının başka bir kadının yerine geçip adamın karısı olması, adamın kendi karısını mafya diye öldürmesi falan aman aman neyse ki öyle bir şeyler başımıza gelmedi olay tamamen başka bir şeymiş. ama anlatmayım şimdi tadı kaçmasın. bu kitapta ağladığım çok nokta oldu. lia'nın adrian'ı sevdiği halde adrian onu sıktığı için tek çözümü intiharda bulması beni kahretti. adrian'nın bunun farkında olup onunda kendi psikolojik sıkıntıları yüzünden lia'yı sevdiği halde ona istediğini verememesi. bir noktada adrian'ın ipin ucunu kaçırıp zevki gerçekten işkenceye çevirmesini bekledim çünkü konu oralara doğru gidiyordu ama neyse ki lia acıdan zevk alan bir kadın karakter ki bu konu birbirlerini tamamladılar. bu arada kitabı üstünkörü okuyup bu resmen hastalık böyle kitap mı olur şeklinde darkrom kötüleyen hesaplar gelmeden şu notu da düşmek istiyorum, kitapta bu acıyı veren memnun alan memnunken, bu onlar için bir zevk okumaktan rahatsız olmayan kişiler içinde bir tercihken hoşunuza gitmeyen bir konu hakkında kötü başlığı adı altında yorum yapmanızı doğru bulmuyor kabulde etmiyorum yani. neye göre kötü? kime göre kötü? kötü değil sen bunu okumayı sevmiyorsun bu da çok doğal bir şey o zaman bu tarzı okumayabilirsin, benim favori tarzım ve üç kitaptır ikilinin ceza adı altındaki yatak fantezileri beni rahatsız etmedi, eğer okumayı düşünüp bu konuda rahatsız olacağını düşünen kişiler varsa da bu bir uyarıdır üç kitapta da ceza adı altında ikilinin cinsel hayatında bağlama, kırbaç, kemer ve zevkten ağlama noktasına gidilen olaylar yaşanıyor ona göre listenize ekleyip çıkartma yapabilirsiniz. şimdi konuya devam edelim, sonunda lia adrian'dan saçma şekilde kaçmayı bırakıp onu sevdiğini kabullenebildi. benim için huzur budur. yani ilişkilerinin kötü olmasının tek sebebi lia'nın birlikte vakit geçirmeye gelince mutlu, yatağa gelince mutlu, adiran onunla ilgilenince mutlu olup konu onun adrian'ı sevmesine gelince yok ben sevmiyorum demeleriydi. ikisini de tokatlamak istiyorum sevmemek nedir ya sizin aşkınızdan burada okurken bayılıyorduk biz. aile bölümleri çok sevimliydi, çalışanlarıyla falan aralarının aile kıvamında olması da. jeremy sevimli bir bebiş olarak son kez karşımıza çıktı sanırım. annika ile tanıştık o da büyüyünce baskın bir kadın karakter olacak havası verdi bana daha bebekliğinden, adrian çocuğu bela iki kapı ötemizde uyuyor diye çağırıyor yani siz düşünün daha doğar doğmaz neler çektirdiğini aileye. kesin büyüyünce herkesi kendine aşık edip ben onlara ümit vermedim dedikten sonra kenarı çekilecek ve jeremy'de ona bakan herkesi kurşuna dizecek. not alıyorum bunu bir kenarı. yani iyisiyle kötüsüyle güzel biten bir seri oldu. benim dark dozumu karşıladı o konuda çok iyiydi uzun zamandır böyle hakiki karanlık romantik okumamıştım. ve bize aşkın sadece çiçekler böcekler olmadığını bazen birbirine iyi gelen iki ruhun aşkları yolunda kırılıp dökülüp acı çekip başka bir şekilde alabileceklerini. her aşkın illa sağlıklı çerçevesi adı altında gerçekleşmediğini bazen karanlıkta olabileceğini gösterdi. bazen kahramana değil kötü adama aşık olabilir ve o kötü adam bizim kötü adamımız olabilir. adrian volkov rus mafyasının önemli bir parçası olan kötü bir adam, bir kahraman değil. karısını kolay olmayan yollardan karısı yaptı ama intihar etmenin eşiğinde olan lia'mıza yaşaması için bir sebep verdi, ona olan aşkı. ve sonrada ona bir aile verdi jeremy ve annika. kusursuz değiller ve ikisi de bunun farkındalar. o yüzden sadece pembe romantik şeyleri aşktan saymayıp şans vermek isteyen herkesi bu gri kitabı okumaya davet ediyorum. senenin şu ana kadarki en iyi karanlık romantiği benim için.
Duygu ve Düşünce
Yalanın YangınıRina Kent · Ren Kitap · 20231,137 okunma
·
458 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Adrian Volkov 🛐🥵