Çin'de geçen bir polisiyenin olduğunu öğrenmemle seriyi hemen temin edip okumaya başladım. Ansiklopedik mâlûmat kısmına geçelim. İskoç yazarımız Peter May'in bu serisi, "The China Thrillers"- Çin Gerilimi olarak geçiyor. Tamamı 7 kitaplık bir seri. Bu kitabı 1999'da kaleme almış. İlk dört kitabı dilimize yakın zamanlarda Alfa yayınlarınca tercüme edilmişti. Beşincisi de yeni çıktı. Diğerlerini de merakla bekliyoruz.
Şimdi kitaba geçebiliriz.
Modern polisiyenin kültürlerarası boyutlarını merkeze alarak yazan Peter May, Kundakçı adlı romanında, yalnızca bir cinayet soruşturması anlatmakla kalmaz; aynı zamanda Çin’in 1990’lardaki toplumsal yapısını, devlet reflekslerini ve bireysel hafızayı örten sistematik suskunluğu da sahneye taşır. Çin Polisiyesi başlığı altında toplanan yedi kitaplık serinin ilk halkası olan bu eser, hem klasik suç anlatısının yapısal unsurlarını içerir hem de Doğu ile Batı arasında kurulan kırılgan bir ilişkinin alegorisini barındırır.
Kültürlerarası Gerilim: Tanışma ve Çatışma:
Romanın merkezindeki karakterler –Amerikalı adli patolog Margaret Campbell ile Çinli dedektif Li Yan– ilk bakışta birbirinin zıddı gibi konumlanır. Margaret, mesleki bir teklif vesilesiyle geldiği Pekin’de kişisel geçmişinden kaçmanın yollarını aramaktadır; Li Yan ise yeni terfi etmiş, sorumluluğunun farkında bir polis olarak karşısına çıkan ilk ciddi soruşturmada kendi sisteminin sınırlarını da keşfetmek zorundadır. İkiliyi bir araya getiren olay, Pekin’in bir parkında yanmış bir cesedin bulunmasıdır. Görünüşte intihar gibi duran bu ölüm vakası, yapılan otopsi sonucunda cinayete dönüşür; ve böylece kişisel ve ideolojik gerilimlerle dolu bir ortaklık başlar.
May, bu karakterler üzerinden yalnızca bireysel farklılıkları değil, ulusal kimliklerin birbirine bakışını da sorgular. Margaret’ın Amerikalı özgüveni ile Li Yan’ın sistem içi konumunu koruma güdüsü arasındaki diyaloglar, Zaman zaman fazla didaktikleşen ama kimi yerlerde gerçekten düşündüren tartışmalar sunar.. Tiananmen Meydanı’ndan Vietnam Savaşı’na uzanan referanslar, iki ülkenin tarihsel yüklerini masaya yatırır. Ancak bu tartışmalar yalnızca sembolik düzeyde kalmaz; soruşturmanın gidişatı da doğrudan bu tarihsel ve siyasal arka planla ilişkilendirilir.
Çin’in Sessizliği, Bilimin Sınırları
Romanın temel meselesi, yalnızca bireysel bir cinayetin çözülmesi değildir. Cinayetin ardında yatan kurumsal yapılanmalar, biyoteknolojik girişimler ve devletin bilgi üzerindeki tahakkümü, romanı güncel politik okumalarla ilişkilendirmeye imkân tanır. Özellikle genetik mühendislik yoluyla geliştirilen tarımsal projelerin devletin gıda güvenliği politikasıyla iç içe geçmiş olması, eseri sadece polisiye türünün sınırlarında tutmaz; onu aynı zamanda bir bilim-toplum eleştirisi haline getirir. Bu bağlamda Peter May’in, yalnızca Çin polis teşkilatı hakkında değil, tarım politikaları ve bilimsel denetim üzerine de kapsamlı bir arka plan araştırması yaptığı açıktır.
Kitapta üç ölüm vakası işlenir: eski bir tarım bakanlığı danışmanı, bir uyuşturucu bağımlısı ve Şangaylı bir göçmen işçi. Her birinin ölüm biçimi ve olay yerinde bulunan ortak bir detay –Marlboro sigaraları– bu ölümlerin rastlantısal olmadığını gösterir. Soruşturma derinleştikçe, devlet destekli bir örtbas çabası ve bürokratik bir manipülasyon ağı da görünür hâle gelir. Margaret ve Li Yan’ın araştırması, bu ağın izlerini sürerken yalnızca suçluları değil, sistemin nasıl işlediğini de deşifre eder.
[Şahsî not: Kanaatimce sanki 99'da, yirmi sene sonraki korona pandemisini öngörmüş gibi. Belki o zamanlar da Çinliler böyle şeylerle uğraşıyorlardı ve bu işlerin bir gün nasıl bir şeye dönüşeceğiyle ilgili bir çok senaryo üretilmiştir. Neyse, devam.]
Anlatı Dokusunda Zaman ve Sabır
Kundakçı, polisiye okurunun alışık olduğu hızlı tempoyu baştan sunmaz. Bu bakımdan ilk 80 hatta 100 sayfada bırakma ihtimaliniz olabilir baştan söyleyeyim.. Roman, klasik bir giriş-gelişme-sonuç çizgisinden çok, sabır isteyen, katman katman açılan bir yapıya sahiptir. Peter May, Pekin’in gündelik hayatını, bürokratik işleyişi, sosyal normları ve mekânsal düzenlemeyi detaylı biçimde tasvir eder. Bu tasvirler, anlatının atmosferini güçlendirici bir işlev görmektedir. Fakat metni yorucu hale de getiriyor. Okuyacaklar buna dikkat etsinler. Yine de bu detaycılık, Çin’in yüzeyde görünmeyen yapılarının anlaşılması için işlevseldir. Özellikle Kültür Devrimi’nin insanlardaki kalıcı etkileri, tek çocuk politikası çerçevesinde şekillenen toplumsal denetim, fert-toplum-devlet üçgeninde sıkışan gündelik yaşam pratikleri roman boyunca doğrudan ya da dolaylı olarak işlenir. May, bu yapısal meseleleri doğrudan anlatmak yerine, karakterlerin diyalogları, soruşturma sürecindeki karşılaşmalar ve küçük ayrıntılar yoluyla sezdirir.
Karakterler Arası Gerilim ve Duygusal Çekim
Margaret Campbell ve Li Yan arasındaki ilişkinin dönüşümü, romanın duygusal katmanını oluşturur. Başlangıçta sert ve çatışmalı olan bu ilişki, soruşturma ilerledikçe bir tür anlayışa ve ardından yakınlığa evrilir. Bu dönüşümü klişe olarak görmek mümkün olsa da, eserin kültürel etkileşim odağını pekiştirdiği de bir gerçektir. Margaret’ın Çin’e dair ön kabullerini yavaş yavaş terk etmesi, yalnızca birinin dönüşümü değil, Batılı bakış açısının kırılganlığının da yansımasıdır. Li Yan ise kendi sistemine karşı duyduğu eleştirel mesafeyi korurken, Margaret’ın varlığıyla birlikte yeniden şekillenen bir vicdani hassasiyet kazanır.
Romanın yan karakterleri de bu dönüşümde rol oynar. Li Yan’ın dedektiflik geçmişine sahip amcası, Margaret’ın rehberliğini yapan Amerikalı uzman, Çinli tetikçiler, yerel memurlar ve araştırmacılar, yalnızca soruşturmayı genişletmekle kalmaz; aynı zamanda Çin’in iç içe geçmiş sınıfsal ve bürokratik yapısını da temsil eder.
Edebiyat ile Belgesel Arasında:
Peter May’in anlatısı, bir yönüyle edebiyat, bir yönüyle belgesel nitelikler taşır. Olay örgüsünün gerçekliği, karakterlerin davranışlarındaki tutarlılık, sosyal politik detayların yoğunluğu, romanı bir tür saha çalışmasına dönüştürür. Çin’i yalnızca egzotik bir arka plan olarak kullanmaktan kaçınan May, bu ülkeyi bütün ağırlığıyla ve çelişkileriyle birlikte sahneye taşır. Devletin birey üzerindeki gölgesi, toplumsal normların şahsî arzuları bastırma biçimi ve kamusal olanın özel olanı belirleme gücü roman boyunca hissedilir.
Netice-i Kelâm: Polisiyenin Ötesinde Kültürel Bir Okuma Süreci
Kundakçı, salt bir suç romanı değildir. Suçun izini süren bir çift karakterin, aynı zamanda bir toplumun görünmeyen yapılarına dair sürdürdüğü bir keşif anlatısıdır. Peter May, bu romanda yalnızca bir hikâye anlatmaz; aynı zamanda Çin’i anlamaya çalışan bir Batılı yazar olarak kendi sınırlarını da test eder.