Ebedi yaşam, onlarca yıldır her yazarın, yönetmenin yada bilim insanının merak ve arzu etmekten asla usanmadığı ilginç bir temadır.
Tv sektöründe benzerleri var mı şu anda çıkaramadım ancak sinema sektöründe İskoçyalı Serisi -Highlander- buna en büyük örnektir ve hatta Queen tarafından bestelenen ve söylenen eşsiz "Who wants to live Forever?" şarkısı da hem filmde yer edinir hemde bu temayı ilginç bir şekilde sorgular.
İnsan istemeden de olsa merak edip soruyor?
Kim sonsuza kadar yaşamak ister?
Sonsuzluk nedir yada neye göre sonsuzluktur?
Bu tema sadece bir cümle ile çözülemeyecek kadar derin ve detaylı bir konudur.
Yazar Murat Dural ise bu kitabında, bu temayı biraz daha kaotik ve korku unsurunu harmanlayarak anlatıp okura sunuyor.
Bu kısa Novella eserinin ilk sayfalarında sorduğum soru "Bu ana karakter ne dinliyor şu anda?" İdi çünkü dinleyici anlatıcı karşısında daha ilk başlarda şaşkınlığını belli ediyor ama merakına da yeniliyor.
Çünkü hikaye uzun ve gece kısa.
Sürpriz bozanlık yapmadan tarif etmeye çalışacağım.
Ana karakter neredeyse birkaç bin yıldır yaşıyor ama bunu farklı ve korku bazlı bir şekilde yapıyor.
Kitap aslen bir üçleme olarak yayınlandığı için bu yapımın sonu, sonraki kitaba hemen mi bağlanıyor bilemiyorum ancak beklenmedik bir sonla karşılaştığımı söylemeliyim.
Dinleyici olan karaktere de biraz üzülmedim değil açıkçası çünkü başlarda rahat olan karakter sonrasında bir tedirginlik yaşıyor gibi.
Ana karakter durumunu ve ölümsüzlüğü öz bir detayla hem bize hemde dinleyici karaktere anlatıyor.
Bu noktada özellikle de ana karakterin kimi yerlerde kendini ifade edemediğini düşünmeye başlamıştım çünkü binlerce yıllık bir gözlem var, bir bilgi birikimi var ancak ana karakterde bu birikim sanki yüzeysel kalmaya inat ediyor gibiydi.
Mustafa Kemal Atatürk gibi pek çok tarihsel değeri yüksek insanlarla temasları paragraflara farklı renkler katıyor.
Kitapta anlam veremediğim iki nokta vardı.
Birincisi sayfa sayıları yok, okuma sırasında kısa bir mola veripte kitaba geri döndüğümde kitaba devam etmek istemediğimi fark ettim. İkincisi ise paragraf düzeni bir tuhaf, sanki kocaman tek bir büyük yazı yazılıp baskıya verilmiş gibi hissettirdi.
Ama bunlar kişisel düşünce, elbette bunlar farklı incelemeler dahilinde yorumlanabilir.
Yazarın kendisi ilede bizzat tanışıp hem kitap hemde teması üzerine sohbet etme imkanına eriştim.
Onun gözünden ölümsüzlük, edebiyat çerçevesinde daha farklı bir kalıpla sunuluyor. Korku temalı kitaplara mesafeli dururum ancak içindeki Bilim-Kurgu eğer ilgi çekiyorsa okurum.
Kitabın ismini bile zamanın devrimsel kesimlerinden çıkagelen bir ismin söylemesi bile hikayeyi daha da ileri götürüyor.
Novella, adı üzerinde kısa ama aralarda kahve molası verirseniz bir günde bitirebilirsiniz.