Victoria Schwab (V.E. Schwab)Işığın Büyüsü 10/10
Anoshe.
Bu yıl içinde çok fazla seriye başlayıp bitirdim ve bu biraz acı verici. Çünkü sevdiğim serileri çok hızlı bitiriyorum. Ama bu serinin arasına başka kitap almaya korktum çünkü kitaplarda o kadar olay geçiyor ki beynim yanıyor. Bazı sahneleri okurken boş bir sahne okuyormuş gibi hissediyorsun ama sonra o sahne bir şeyle bağlanıyor. Ve bence bu yönden güzel çünkü okuyucuyu daha dikkatli okumasını sağlıyor ama bu başka kişiler için farklı olabilir.
İlk öncelikle bu kitapta çok fazla karakter gelişimi var. Aslında herkesin bu değişimlerde bir başlangıcı var. Bazıların ki kitabı okurken olaylar arasında gerçekleşiyor bazıların ki etrafındaki kişiler sebebiyle istemeden değişiyor bazıların ki ise yazar bizi geçmişe götürüp gösteriyor. Ve bu yüzden de çok geniş bir şekilde tüm karakterleri okuyoruz. Yazarın bunu işlemiş oluşu ve her karaktere ayrı bir geçmiş ve hikaye oluşturmuş olması benim çok hoşuma gitti.
Kitaptaki büyü sistemi hepimizin alışık olduğu ateş, su, hava ve toprak gibi gözükse de bunlardan ibaret değil. Kitapta 3 tane antari ve 1 tane de kendini Tanrı zanneden kara büyü olduğu için büyüden daha öte şeyleri okuyorsunuz.
2. Kitabın sonunda Osaron tüm kırmızı Londra yı işgal ettiği için karakterlerimiz onu durdurmaya çalışıyor tüm kitap boyunca ve bunlar olurken bir çok ölüm okuyorsunuz. Bazıları olanlardan kendini sorumlu tutuyor, bazıları ise diğerlerini suçluyor. Bana kalırsa kitapta kimse suçlu değildi çünkü o kadar olayın içinde en mantıklı seçimi yapmaya çalışıyorlar. Tabi bu seçenekleri koyan Osaron’un kendisi olunca işler daha da sarpa sarıyor. Karakterler bir şeyler yapıyorlar ama ‘acaba bu işe yaracak mı ki?’ diye bende strese giriyorum.
Karakterlerin bu işin üstesinden gelmek için her beraber savaşmaları bence çok güzeldi ve eğlenceli bir takım olmuşlardı.
Karakterlerden de kısa kısa bahsetmek istiyorum:
Lila’nın 3. Antari olduğunu biliyordum zaten ikinci kitabın sonunda da ‘ne olursam olayım, bu işe yarasın’ diyordu ya. İşte o andan itibaren bu kanımı güçlendirmiş oldum. Çünkü bu büyüleri bu kadar hızlı ve etkili şekilde öğrenmesi, yolculuk yaparken hiç zorlanmadan kell ile geçebilmesi bunlar zaten onun antari olduğunu gösteriyordu. Ama bu kıza sevgi fena değiştirdi. Kell ile ilişkileri bir garip olsa da Lila kendisiyle beraber herkesi düşünmesi, gerçekten ilk kitaptaki Lila ile aralarında büyük bir fark vardı.
Kell kitapta hep bir çocuksu davranışları olan ama ona verilen görev nedeniyle bunu bastırmaya çalışan birisi oldu. Kral ve Kraliçe nin ona Rhy’ı koruma görevi verdiğinden beri onun içindeki çocuğu bastırmaya çalışmış ve kitapta karar falan verirken bunu fark ediyorsunuz. Kell’in ilk önceliği kendi değil ve çevresindeki kişiler. Rhy onu hep bir kardeş gibi görmüş olsa da Kell’in kendi hayatını ona bağlaması bile bize bu ilişkinin daha farklı olduğunu gösteriyordu. Ama kitabın sonunda tüm bu her şey bittikten sonra Kell’in gözü arkada kalacak olsa bile Lila ile denize açılması bence Kell için çok büyük bir şeydi.
Rhy karakterini biz hep çapkın prens olarak okuduk ama bu kitapta her şey çok farklıydı çünkü bu kitapta o bir kraldı ve halkını korumaya çalışıyordu. Bu denli bir değişiklik asla Rhy den beklemezdim. Ama o da hayatı Kell’in hayatına bağlandık sonra çok zorlu şeyler yaşadı. Bir sahne vardı işte Rhy’ın hayatın Kell’e bağlandında Rhy kalbine hançer saplamıştı ve Kell bunu hissedip yanına gittiğinde o da ‘sadece nasıl olduğunu denemek istemiştim’ gibi bir şey demişti. Orda çok duygulanmıştım my shaynla diye sarılacaktım çocuğa.
Alucard’an pek bahsedeceğimi sanmıyorum çocuğa ayrı bir gıcıklığım var onunla olan sahneler bir türlü bana işlemedi.
Holland, bu çocuk var ya hslsjshdksksssh. Kötü karakter olduğu için falan değil tamamen çocuğun ayrı bir aurası vardı. Antari gücünü kullanışı , hareketleri falan ne bileyim çok iyidi. Ben zaten bu çocuğun iyi olacağını biliyordum. Herkes onu suçluyordu ama o sadece özgür olmak istemişti. Şimdi böyle söyleyince yanlış bir şeyi destekliyormuş gibi hissettim ama okuyunca anlıyorsunuz zaten. O hep iyi şeyler yapmak istedi ama Beyaz Londra onun iyi olmasın istemedi. Sevdiği herkes ya öldürüldü ya da onu öldürmeye çalıştı. Holland asla kimseye güvenemedi. Zaten uzun bir süre boyunca Dane ikizlerine tutsaktı. Tek yapması gereken hayatta kalmaktı. Sonra Osaron onun zihninde kendi hakimiyetini kurmaya çalışınca ondan kurtulmak için yanlış olsa da bir seçimde bulundu. Zaten kitabın diğer kısmında Osaron’u yok etmek için kendini ortaya koyuyor ve öyle de oluyor Çocuk bir anda yaşlanıyor ve sonra huzurlu bir şekilde ölüyor. O an o kadar duygusaldı ki anlatamam. “Denemişti. Verebileceği her şeyi vermişti. Ama çok yorgundu.”
Neyse daha fazla konuşmayacağım yoksa ağlarım.
Bu kitap çok iyiydi ve güzeldi. Ama bu seri çok sabır istiyor. Ortalarda bazı olaylar dönüyor ve bu olayların çözümlenmesi hep son sahnelerde oluyor. O yüzden sabırlı olup sakince kitabı okursanız bir çırpıda bittiğini fark edeceksiniz.
Seri boyunca hep bir ayrılık ve buluşma geçiyor. Son kitabın son sahnelerinde de bazıları bir daha buluşmamak üzere ayrılıyorlar bazıları ise buluşma umuduyla ayrılıyor. Güzel bitti şekilde gözüküp aslında mutsuz biten bir kitap finalıydı. Çoğu kişi eksik kaldı ama yinede kendi hayatlarına devam etmeye çalışıyorlardı. Yani ben öyle bıraktım.
Bu evrenin içinde bir de Gücün Hassas İplikleri bu kitap varmış. Ben bu kitabı aynı evren içinde farklı karakterler sanıyordum meğersem bizim karakterleri okumaya devam ediyormuşuz. Yani benim anladım kadarıyla. Dün dr gezerken bu kitabın içine bir göz gezdirmiştim ve bizim karakterlerden bahsediyordu. Bunu görünce hemen alma isteği oluştu içimde ama 450 TL’ydi. Ve ben bunu görünce dedim ki ‘internette daha ucuzdur’ diyerek yerine bıraktım. O yüzden yakın bir zamanda kitap alışverişi yapmam gerek…
Evettt çok uzun bir inceleme oldu ama içimdekilerin hepsini söylemek istedim. O zaman bugünlük bu kadardı, iyi ve güzel günleriniz olsun efenim
Birinci kitaba olan incelememi okuyunca şunları da eklemek istedim. Rhy’ın çok acayip birisine aşık olacak demişim.. Keşke haklı olmasaydım bsjsjdhdhdhs.