Puan vermedi·176 syf.····Okunma: 18 Ekim 2025 15:50 Vİktor E. Frankl İnsanın Anlam Arayışı Üzerine
Neden Yaşamak ?
Herkesin hayatında kendisine sorduğu sorular vardır;
— Hayatın anlamı nedir ?
— Benim hayatımın anlamı nedir ?
— Niçin intihar etmiyorum ?
Bu sorular muhakkak ki zaman zaman aklımıza gelmiştir.
Peki ya kaçımız gerçekten bu soruları dürüstçe yanıtlayabiliyoruz ?
Bu soruları cevaplamaktansa kaçmak daha kolay geliyor bizlere lakin bu kitap sizin kaçmanıza izin vermeyecek, sizi kendinizle yüzleştirecek!
Çayınızı, kahvenizi hazırlayıp kitabın kapağını açıp, usul usul sayfaları çevirdiğinizde sizi dumura uğratacak bir soruyla karşılaşıyorsunuz.
“Neden intihar etmiyorsun?” Soruyu okuduktan sonra düşünüyorsunuz, sizi bu yaşama bağlayan şeyi - şeyleri. Ben kitabın üstüne şu satırları yazdım; “Etmiyorum çünkü yaşamak istiyorum. Güzellikleriyle ve acılarıyla yaşamak, hissetmek istiyorum.”
Frankl, okuyucuya hayatın en acımasız anlarında bile anlam barındırdığını göstermek istiyor. Bunu da bizlere; Nazi Almanyası’ndaki toplama kamplarında bir mahkûm olarak yaşadıklarını anlatarak yapıyor.
Her şeye rağmen “hayata evet demenin” nasıl mümkün olabileceğini anlatıyor.
Acı, Anlam ve Hayatta Kalma
Toplama kampında olduğunuzu tahayyül edin. Eski yaşamınızın artık bir önemi yok. Sizin artık bir isminiz de yok yalnız bir sayıdan ibaretsiniz. Kampa alındığınızda; Tıraş edileceksiniz vücudunuzdaki en ufak kıla kadar. Ardından iç çamaşırınıza varılıncaya kadar çırılçıplak bırakılacaksınız. Ve bilin ki, bu olanlar daha yaşanacakların yalnızca başlangıcıdır.
Etnik kimliğinizden ötürü asağılanacaksınız ve ezileceksiniz.
Düşünün birkaç yıl önce siz saygın biriydiniz şimdiyse hiçbir şeysiniz.
Ağır şartlarda çalıştırılacaksınız. Kuru ekmek ve çorba bulursanız şanslı bile sayılırsınız. Kışın ise dondurucu soğukta çalışmak zorundasınız. Isınmanıza bile bir an müsaade edilmeyecek. İlgili arkadaşlar kitabın ilgili kısımlarına bakabilirler. Ben üstünkörü yazdım insanlık dışı, ağır çalışma şartlarını.
Bu ağır şartlarda insan hayatında anlam bulabilir mi ? Böyle bir yaşam yaşamaya değer mi? Yaşama tutunursa neye tutunur insan?
Frankl, bu sorulara şöyle yanıt verir:
“Yaşamda gerçekten bir anlam varsa, o halde ıstırapta da bir anlam olmalıdır. Istırap, kader ve ölüm gibi yaşamın alaşağı edilemez bir parçasıdır. Istırap ve ölüm olmadan insan yaşamı tam olamaz.”
Ve ekler:
“İnsanın kaderini ve barındırdığı tüm ıstırabı kabul etme biçimi, kendi çarmıhını yüklenmesi ona en zorlu koşullarda bile yaşamına derin bir anlam katma olanağı sunar.”
Elbette Frankl, bize anlam bulmak için acı zaruridir demez. Tam tersine gereksiz acı çekmeyi mazoşistlik olarak görür. Anlatmak istediği şudur: Acının içinde bile anlam bulunabilir.
Sevmek: Yaşamın Gerekçesi
Toplama kampında hayatta kalanların ortak noktası, yaşama tutunmalarını sağlayan “bir neden”e sahip olmalarıdır.
Frankl için bu neden, eşi ve araştırmaları duyduğu tutkudur. Bir başkası için evlatları, diğeri için özgürlük arzusu, bir diğeri için de yaşama içgüdüsü…
Hepsinin ortak paydası sevgidir.
Sevmek belki de insanı ayakta tutan yegane güçtür.
Frankl bunu şu sözle özetler:
“Yaşamak için bir nedeni olan insan her türlü nasıl’a katlanabilir.”
Logoterapi (Anlam Yoluyla Tedavi)
Frankl’ın kuramı, insanın psikolojik iyileşmesinin anlam bulmasıyla mümkün olduğunu savunur.
Onun sözleriyle:
“Acı anlamla kavuştuğu an acı olmaktan çıkar.”
Peki anlam nasıl bulunur?
Frankl’a göre üç yol vardır:
Kendini bir işe adamak.
Sevmek, fedakarca sevmek.
Acılara cesurca katlanmak.
Frankl şöyle der:
“Kişi, hizmet edeceği bir davaya ya da seveceği insana kendini adayarak ne kadar çok kendini unutursa, o kadar çok insan olur, ve kendini de o kadar çok gerçekleştirir.”
Frankl şuna dikkat çeker, çağımızda anlam krizi muazzam derede artmıştır. Anlam insanın ihtiyaç duyduğu en temel şeydir.
Şöyle der:
“İnsanın gerçekte ihtiyacı olan, gerilimin olmadığı bir durum değil kayda değer bir hedef, özgürce seçilmiş bir görev uğruna uğraş ve mücadeledir. İhtiyaç duyduğu şey, ne pahasına olursa olsun gerilimden kurtulmak değil, onun tarafından karşılanmayı bekleyen potansiyel bir anlamın çağrısıdır.”
Modern dünyada her şey eskisine göre daha kolay ve ulaşılabilir. Daha çok boş zamanımız var ve biz bu boş zamanda ne yapacağımızı bilmiyoruz! Can sıkıntısının en büyük kaynağı da budur. İnsanın bir işe yaramak gayesi güder. Doğal olarak da bu onu tatmin eder. Bizim sorumluluklara ihtiyacımız var. Ne yapacağımızı bilmiyoruz! Böylece de günlerimizi heba ediyor, için için kendimizi yiyoruz.
Anlam bizim her daim aramamız, onu bulmak için kendimizi heba etmemiz gerken bir şey değil. Süreç içinde kendiliğinden çıkacaktır. Aşırı niyet hüsrana sürükler.
Frankl bunun için tezat niyet tekniğini kullanmayı öğütler.
Obsesyonlarına karşı şavaşmayı durdurduğu ve onlarla dalgacı bir üslupla başa çıkmaya başlamasıdır tezat niyet.
“İyileşmenin anahtarı kendini aşmasıdır.”
Sonuç: Acıya Rağmen Evet
Frankl bize yalnızca toplama kampında yaşanmış bir hayatta kalma öyküsü anlatmaz. O, insanın iç dünyasındaki en karanlık kamplardan -umutsuzluktan, anlamsızlıktan, kendinden kaçıştan- kurtulmanın da mümkün olduğunu söyler.
“İnsanın Anlam Arayışı” yalnızca bir kitap değil, bir çağrıdır da aynı zamanda. Acının ortasında bile anlam bulmaya, sevmeye, üretmeye, yaşamaya dair bir çağrıdır.
Kitap her okuyucuda farklı hisler doğuracak, derin sorgulamalara ve düşüncelere itecektir. Bu kitap size hayatınızın anlamını söylemeyecektir. Belki de yalnızca bir ışık, yol gösterecektir. Anlam sizin içinizde yatıyor.
Bana bu kitabı öneren sevgilime çok teşekkür ederim. O olmasaydı bu kitaptan bi’ haber olacak ve bu incelemeyi yazamayacaktım. Benim de bu hayatta tutkuyla tutunduğum şeylerdensin, seni çok seviyorum. İyi ki varsın.
Bir zamanlar Bilge Hoca’nın da sana dediği:“Yaşadığın şeylerin kurbanı olma” cümlesi Frankl’ın anlatmak istediğini kısaca özetliyor :)
“Kişisel bir trajediyi zafere dönüştürebilirsiniz.”
Son olarak Frankl’ın şu sözüyle bitirmek istiyorum:
“Dünya kötü bir durumdadır ve her birimiz elimizden gelenin en iyisini yapmazsak daha da kötüsü olacaktır.”