Puan vermedi·400 syf.····Okunma: 30 Ağustos 2025 04:04 #Spoiler İçerir#
“Toprağın altına gömdüğümüz kimseler vardır; fakat özellikle sevdiğimiz öyle insanlar vardır ki, kefenleri yüreğimizdir ve anıları her gün yürek çarpmalarımıza karışır. Soluk alır gibi onları düşünürüz.”
“Bir tek mutlu geçen gün, bütün kötü günleri siler.”
“Bir kadın için suskunluğun ne kadar anlamlı olduğunu, dağınık bir konuşmanın da düşünceyi ne kadar gizlediğini öğrendim.”
Felix, anne sevgisi görmeyen, ailesinin düşman gibi davrandığı aristokrat ve otoriter bir ailenin çocuğudur. Hep dışlanarak büyüyen Felix katıldığı bir baloda bir hanımefendi görür ve ona âşık olur. Kadın evli ve iki çocuk annesidir. Felix, imkânsız olmasına rağmen aşkından vazgeçmez ve vadideki tüm çiçeklerin yanında sen vadideki zambaksın diye aşkını itiraf eder ve iltifatlarda bulunur. İyi bir eş, çocuklarına karşı ilgili bir anne olmak isteyen ve toplum tarafından erdemli görünmeyi önemseyen Henriette, bu iltifatları ne kadar beğense de ona gösterilen bu sevgiden ne kadar memnun olsa da bu sevgiye karşılık veremez. Yıllarca peşinden koşmasına rağmen beklediği karşılığı alamayan Felix, Leydi Dudley ile tanışır. Bu tanışıklığa sevinen(!) Henriette bir anne yüreğiyle bu durumu desteklese de sonrasında her şey alt üst olur.
Kitapta anne sevgisinin önemi çok güzel işlenmişti. Bir çocuğun anneye olan ihtiyacı ve sevgi beklentisinin hiç bitmeyeceği güzel anlatılmıştı. Aslında annenin hor gördüğü ve yok saydığı çocuğu, herkes iteler, suçlar ve kötü davranır. Toplumdaki bir çocuğun kıymetini anne belirler. Kişiyi kişi yapan ve onun her anlamda bir birey haline gelmesini sağlayan annedir. Kitapta sevgi görmeyen Felix’in daha sonraları da sevmeyi beceremediğini okudum. Doğru sevginin ne olduğunu görmeyen bir kişiden doğru tercihler yapılması zaten beklenemez. Ah Felix sana hem çok kızgınım hem de çok üzgünüm.
Kitap tahlili ve yorumun devamı için link profilde