#k:505881a Amélie Cordonnier
Okurken beni gerim gerim geren, gecenin birinde “böyle saçmalık mı olurmuş ya” diye oturup Fransa ve Türkiye’deki çocuk koruma kanunlarını incelemeye çalıştığım bir kitap oldu.
Araştırdım, çünkü yazar bu romanı pandemi sürecinde yaşadıklarından yola çıkarak kurgulamış yani eser aslında otobiyografik bir nitelik taşıyor. Bunun ne kadarı tamamen oldu ne kadarı kurgu bilemiyorum.
Paris’te yaşayan iki çocuklu bir aile, Çocuk Koruma Birimi’ne yapılan bir ihbar sonucu mercek altına alınıyor. Öyle ki sosyal güvenlik uzmanı, zamansız ziyaretlerinin ardından neredeyse eve yerleşiyor(abart!). Yazar, bu durumu sık sık 1984’e gönderme yaparak anlatıyor.(ve haklı bence)
Aile, sürekli kimin ihbar ettiğini, çocukların ellerinden alınacağı korkusunu, hangi davranışlarının ya da sözlerinin “kötü ebeveyn” olarak nitelendirileceğini düşünüyor.
Yani çocukların korunmasının gerekliliğinin ötesinde, asılsız veya intikam nitelikli bir ihbarın yarattığı gerilimi okuyoruz. Mahrem alan sürekli sorgulanıyor.
Kurguda büyük dramatik patlamalar yok daha çok içsel çatışmalar, belirsizlik ve psikolojik baskı üzerine kurulu bir anlatım var. Bu yüzden kitabın her okurda değişken bir memnuniyet yaratacağını düşünüyorum.
Ben yazarın duygularını çıplak bir biçimde yazma cesaretini, aile içindeki dayanışmayı ve o kırılgan atmosferi okumayı sevdim. (her ne kadar sayfalar boyunca gerilsem de sevdim)
Konusu ilginç bulanlara gönülden tavsiye ederim kendini okutuyor ama kurgusal hareket ve tempolu olaylar bekleyenleri tatmin etmeyebilir.