Canan Tan ’ın Piraye kitabı dışarıdan bir aşk hikâyesi gibi görünse de aslında bir kadının kendi iç sesiyle yeniden karşılaşmasını, kendinden uzak kaldığı yerlerden yavaşça kendine dönmesini anlatıyor. Sevgiyle başlayan yolculuk, acının içinden geçerek kimliğini ve gücünü yeniden inşa eden bir ruhsal uyanışa evriliyor.
Canan Tan , sade, derine işleyen bir anlatım kullanıyor. Her cümlesi günlük hayattan kolayca süzülmüş gibi; ama bıraktığı iz, sıradan hiçbir şeye benzemiyor. Duyguyu bağırmadan veriyor; biz okurların kalbini sessizce tutup kendi içine baktırıyor. Akıcı, samimi ve psikolojik derinliği güçlü.
Piraye kitabı bana sadece bir hikâye anlatmadı; kendi susuşlarımı duyurdu. “Kırıldığım yer başkası değilmiş, kendimden uzaklaştığım yermiş.” dedim. Piraye’yi okurken bir kadının nasıl sevdiğini değil; nasıl düştüğünü ve nasıl yeniden içinden yükseldiğini izledim. En çok da şu cümle içimde kaldı: “ bir gün anladım ki; kimseye kızgın değilim, kendime dönmediğim her an beni yaralamış.”
Piraye yalnız bir roman değil; kendine geç kalmış herkesin aynası. Eğer bir kitap seni başkasından değil kendinden hesap sormaya götürüyorsa, o kitap bitmez... içinde yaşamaya devam eder.
Keyifli okumalar dilerim.
PirayeCanan Tan · Altın Kitaplar · 201350,4bin okunma
Muhteşem bir inceleme olmuş kaleminize, yüreğinize, emeğinize sağlık hocam. Bu güzel yorumunuzdan sonra kitabı kesinlikle okumam gerek diyorum kendime. Teşekkürler bu güzel inceleme için🥰💯👌💜☕️❤️