·479 syf.····Okunma: 19 Ekim 2025 18:42 Aile
“Ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz. Yaşarken anlaşılmaya mecburum. Ben Van Gogh’un resmi değilim; öldükten sonra beni müzeye koyamazsınız. Beni tanımalısınız ki benden bahsedebilesiniz.”
Yukarıdaki cümle, Oğuz Atay’ın Tehlikeli Oyunlar adlı kitabından bir alıntıdır.
Tehlikeli Oyunlar, Hikmet adlı karakterimizin “var olması”, “ben olması” yolundaki zihninden geçen karmaşaları bize aktaran; akıcı olmayan, zor anlaşılan bir kitaptır. Ancak birçok konu hakkında bize “bizi” hatırlatır.
Ben burada Hikmet’in hayatta niye bir yer bulamadığını, kendini bir yere ait hissetmemesini; çocukken yaşadığı travmaların ve aile yapısının bir insanın hayatını, isteklerini nasıl etkilediğini ele almak istiyorum.
Kitapta da gördüğümüz gibi Hikmet’in içinde büyüdüğü aile ortamı çok da sağlıklı olmayan, hatta annesinin intihar ettiği bir aile yapısıydı. Görüyoruz ki, annesinin ölümünden sonra Hikmet’in farklı kişiliklere büründüğünü ve bu ölümü bir türlü kabullenemediğini fark ederiz.
Buradan şunu çıkarabiliriz: Doğduğun, büyüdüğün ve yaşadığın ortam, karakterin ve isteklerin üzerinde son derece etkilidir. Hatta bunun en önemli belirleyicisi ailedir.
Aile ortamı sağlıklı olan insanların daha mutlu olduklarını, amaçlarının kendilerini geliştirmek olduğunu, kendilerini tanıdıkları için ne istediklerini bildiklerini ve istedikleri şeylerin ardında durduklarını kolayca fark edebiliriz.
Ayrıca aşk konusunda da diğer insanlardan daha avantajlı oldukları çok barizdir. Ailesinden sevgi ve ilgi görmemiş insan, büyüdüğünde her canlı gibi sevgi ve ilgi ister. Ancak bunu en kısa yoldan, yani karşı cinsten bekler.
Karşı cinsi istemesinin tek nedeni, ondan sevgi ve ilgi almaktır. Fakat bunu alınca da genelde soğur ve sonuç olarak elimizde, aşka ve sevgiye inancını kaybetmiş bir insan kalır.
Ne yazık ki, sevgisiz büyüyen bir insan, bir başkasının sevgiye olan inancını da kırabilir.
Madem bunları göz önüne getirdik ve bu konular hakkında bir farkındalık oluşturabildik, o hâlde şimdi üstümüze düşeni yapma zamanı.
Eğer sevgi dolu bir ailede büyümüşsen çok şanslısın. Yapman gereken, hiçbir insanı aşka ve sevgiye küstürmeden, ona hak ettiğini verip sağlıklı bir aile kurmak ve çocuklarını ile eşini o sevgi yuvası içinde yaşatmaktır.
Peki, ya sevgi dolu bir ailede büyümemişsek ne yapmamız gerekiyor?
Sevgi görmemiş, ilginin ne olduğunu bilmeyen bir insan genelde kolayı ister. Ama bizim yapmamız gereken, önce kendimizi tanımak ve ne istediğimizi bilmektir.
Sevgi sadece karşı cinsten elde edilmez; bazen istediğin bir yerde olmak, sevdiğin bir işi yapmak ya da bir arkadaşla vakit geçirmek, inanın ki karşı cinsten alınacak sevgi ve ilgiden çok daha fazla mutluluk verebilir.
Sen sağlıklı bir ailede büyümemiş olabilirsin, ama çocuklarına ve eşine böyle bir ortam kurmak senin elinde. Yapman gereken, önce kendini tanıyıp sonra da bu ortamı kurmak için çabalamaktır.
Hepimizin sevgi dolu bir dünyada yaşaması dileğiyle…
Saygılarımla