serinin son kitabını da bitirerek bu evrene veda ediyorum. içimde bir burukluk var dürüst olmak gerekirse. bu seriyle keyifli zamanlar geçirdim ve karakterleri, evreni, kurgusunu benimsemiştim. onları çok özleyeceğimden eminim ama neyse ki elimizde bir de Fırtına Mevsimi var.
seriyle ilgili sevdiğim ve sevmediğim kısımları sıralayacak olursam: ilk olarak sevdiklerimden - dünya inşaası. witcher evrenini çok seviyorum ve bence güçlü bir şekilde tasvir edilmiş. farklı türler, büyücüler, canavarlar, witcher'lar; farklı krallıkların entrikaları, motivasyonları, savaşları... bunlar bir arada güzel bir bütün oluşturuyor bence. ve mekan olarak oldukça kalabalık bir kurgu, sürekli haritadan takip etmemiz gerekiyor ve eğlenceli bence.
kitabın kurgusunu da oldukça güzel buluyorum. açıkçası seçilmiş kişi klişelerinden nefret ederim ve bu kitap da bir açıdan öyle. ana karakterlerden biri olan ciri seçilmiş kişinin vücut bulmuş hali. ve bu duruma çok odaklansaydım eminim sinir bozucu olurdu ama ben kurgunun geneline odaklanarak okuduğum için seçilmiş kişi benim açımdan çoğunlukla bir araç görevi gördü.
karakterlerin yazımını da beğendim. her birinin bu kadar gri ve gerçekçi olmasını seviyorum. ana karakterler dahil olmak üzere kimsenin ahlâk abidesi olmaması onları gerçekçi yapıyor. ve ben yazarın seçilmiş kişi klişelerinin olduğu çoğu kitabın aksine kendi kitabında yan karakterleri de hak ettikleri şekilde patlattığını düşünüyorum. kimse ciri'nin ya da bir başkasının gölgesinde kalmıyor. evet bazılarının görünme süresi az ama bu onların yan karakter olmalarından kaynaklı:) ve en önemlisi kimsenin hikâyesi ciri'nin hikâyesini tamamlamak için bir yan ürün görevi görmüyor. evet kesinlikle bağlantılar var ama herkes kendi hikâyesinin başrolü.
bunların yanında seriyle ilgili sevmediğim çok şey var. yazarın anlatım tarzını ilk kitaptan beri sevmedim ve bunun en büyük sebebi kesinlikle çevirisi. bu kitabın yarısını ingilizce okudum ve evet, her ne kadar yazımın hâlâ hayranı olmasam da ingilizce çevirisi türkçe'den çok daha uğraşılmış.
ikinci olarak serinin genelindeki zaman ve mekân çizgisi. her an her yerde ve herhangi bir zaman aralığında olabiliyorlar. bunu anlamak tamamen okura kalmış.
bakış açıları arasındaki geçişler çok keskin. tek bir karakterin bakış açısından sadece 2 paragraf okuyup daha sonra farklı bir karaktere geçtiğimiz oluyordu ve bu durum zaman/mekân karmaşası ile de birleşince çok keyif kaçırcı oluyordu benim için.
bir de yukarıda yazdıklarımla biraz çelişiyor gibi görünebilir bu söyleyeceklerim, evet hâlâ kimsenin bir başkasının gölgesinde kalmadığını düşünüyorum ama özellikle 3 ana karaktere verilen bölümler çok az. ve son derece düzensiz. bazı kitapların yarısı geralt ya da ciri'nin bölümlerinden oluşuyorken bazen dahil olmaları son sayfaları buluyor. ateşle imtihan'da mesela yennefer ve ciri'den toplasanız 5 bölüm falan okumuşuzdur.
bu kitap özelinde konuşacak olursak ben kişisel olarak beğendim. oyunları hiç oynamadım ve diziyi de izlemedim, o yüzden o yapımlarda nasıl işlendiğini bilmiyorum ama witcher kitap serisini bir bütün olarak değerlendirdiğimizde bu sonun tatmin edici olduğunu düşünüyorum. bazen kitap sonları okurun hayal gücüne bırakıldığında güzel oluyor bence ve bu seriye yakışmış:)
kitapla ilgili sevmediğim başlıca kısımlardan biri -yukarıda belirttiğim yazım tarzı/düzen haricinde- efsane motifleriydi. farklı dünyalar, zamanlar arası geçişi sevdim ama ne eğitim ne de aşk hayatlarıyla hiç ilgilenmediğim ciri efsanesi toplayıcıları'nı hiç sevmedim.
kitaptaki savaş sahneleri güzel yazılmamıştı bence. farklı karakterlerin gözünden bu savaşın ne kadar da acımasız ve yıkıcı ve kesinlikle sivilleri ilgilendirmediği güzel yazılmıştı ama... bu kadar yani. bütün stratejiler, taktikler baştan savmaydı. ve yine kendimi tekrar ediyorum afedersiniz ama bakış açıları karışık olduğu için okunması da keyifli değildi.
kitapla ilgili en sevmediğim kısım ise -kesinlikle spoiler olduğu için atlamanızı rica ediyorum- emhyr'in nasıl da ciri'nin iki gözyaşına kıyamayıp minnoş kediye dönmesiydi. bahsettiğimiz kişi binlerce cana kıymış bir cani, kendi öz kızına tecavüz etmeyi düşünen bir pedofili ama iki gözyaşına hemen yelkenleri suya indirdi. ne kadar da inandırıcı! bir de şunu da eklemeden geçmek istemiyorum, emhyr kesinlikle güzellemesi yapılacak bir karakter değil. onun için "bir babadır bizim için" diyenleri gördüm -hayır değil? iğrenç biri yaa! evet, kesinlike iyi yazılmış bir karakter, derinlikli, ama güzellenecek bir kişiliği yok!
sevmediğim, daha doğrusu saçma bulduğum bir diğer kısım ise son bölümde koskoca ordulara kafa tutmuş iki yetenekli büyücü yennefer ve triss'in bir avuç insanın karşısında beceriksize dönmeleri. hele yennefer... girl, get over yourself. vilgefortz'un şatosundan sağ salim çıkmış kadınsın sen.
veee bir tane de popüler olmayan görüş: geralt'ın romantik ilişkilerin desteklemiyorum, hiç kimseyle. söz konusu ahlâkî açıdan gri karakterler olunca bile sadakatsizlik kabul edebileceğim bir şey değil. geralt her önüne gelenle yatıyor o ne öyle bdbcb. yennefer de sütten çıkmış ak kaşık değil tabi ama geralt ile kıyaslandığında her türlü daha iyi. yennefer en azından ne istediğini biliyor. geralt peki? yemin ederim ki gerek günlük hayatta olsun gerek kurgusal dünyalarda; ne istediğini bilmeyen kişilerden hep nefret ederim. kararsız, ne kendinden ne duygularından emin, ikiyüzlü, bencil... bir de şöyle bir şey var ki geralt'ı geralt olduğu için seven tek kişi yennefer... diğer birlikte olduğu herkes bir menfaat için birlikte oldu onunla. özellikle büyücüler ise sadece yennefer'in sevgilisi olduğu için. "gururlu, ulaşılmaz yennefer'ın gardını indirmesine sebep olan bu ak saçlı witcher da kimmiş" diye merak ederek...
ve bu söylediklerime -geralt'ın aşk hayatını desteklememe- rağmen bu serideki aşkın geralt ve yennefer'e ait olduğunu düşünüyorum. yennefer'ın eskiden çarpık bir aşk anlayışı olsa da bu durum değişti ve kimse onun geralt'a aşık olmadığını iddia edemez. geral ise geralt işte. vefasız, ikiyüzlü, bencil mutantın teki ama aklındaki tek kişi hala. yennefer..bu durumu takdir ediyor muyuz peki? hayır kızlar
neyse, söyleyeceklerim neredeyse bu kadar. hatırladıkça yine eklemeler yaparım tabi. ve seriyi içtenlikle tavsiye ederim; karakterleriyle, amosferiyle, kurgusuyla bence okunmaya değer.
ilk eklemeyi incelemeyi paylaştıktan 5 dakika sonra yapıyorum sbbdbc. ciri'nin kendi bölümlerinde ne kadar da olgun,ne kadar da özgüvenli ve cesur olduğu ama geralt ve yennefer ile bir araya geldiği gibi savunmasız, küçük bir çocuğa dönmesi detayını çok sevdim ve çok duygusaldı ilk karşılaşmaları bence.