Konusu tam benlik, ama işleyişinde çok arada kaldım...
7/10
·603 syf.··
2025 40. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2025 18:12
Bu yazardan okuduğum ilk kitap ve ilk seri. Bu yüzden kitabı bitirdikten sonra baya bir düşünüp analiz edip öyle inceleme yazmak istedim. Diğer serisi uzun zaman önce yazılmış ve cringe sahnelerin çok olacağını düşünüyorum ve alıntılarını da beğenmemiştim. O yüzden bu seriden başlamak kararını aldım. Bu kitaba başlamama diğer bir etkense fantastik olması ve konusunun da bir yazarın kendi yazdığı fantastik evrene geçiş yapması. Kitap ortalama 30 sayfa, 24 bölüm ve 603 sayfa. 24 bölüme göre 603 sayfa normal. Akıcılık konusunda aradayım. Şahsi düşüncem o ki, bence, kitap wow derecede akıcı değildi, ama kendini okutturuyordu da. Böyle söylememin sebebi kitabı normal akışında okuduğumda bazen bir an aklıma "Bu cümle neden var ki, sanki yazılmak için yazılmış", gibi düşüncüler geliyordu. Tabi ki, yazarın da bir bildiği vardır. Ben sadece bu zamana kadarkı tecrübeme göre analiz ediyorum. Konu bakımından, bence, kendine has bir kitaptı. Merak unsurunu kaybettirmiyordu, hep devam ettiriyordu. Konusu, kitaba giriş, ilk sayfalar, Rose'ın kendi yazdığı bir evrene geçişi, hiçbir şey anlamadığını okumak heyecanlı hissettiriyordu. Kısacası, konu, kurgu, fantastik olması benim için büyük bir artı. Gelelim karakterlere. Karakter isimleri ingilizce. Hem de baya baya ingilizce. Sadece isimler değil, bazı dialoglar bile sanki bir Hollywood filminin dublajını izliyorum havasını veriyordu, bu ne kadar güzeldi, bilemiyorum, çünkü bazı sahnelerde böyle işlenişi cringe buldum, doğrusu. Kadın okey de, erkek karakterin kim olduğunu anlamadım, bence, hiç kimse anlamadı. Blake mi, Gölge mi, Falcon mu? Böyle paralel evren, geçiş olayları olan serilerde arada kalıyorum acaba nasıl finale bağlanacak diye. Hangisi daha kabul edilebilir erkek, onu da bilemiyorum. 1.kitap baya giriş kitap, çünkü her şey çok açıkuçlu bitdi ve biz 603 sayfa okusak da, aslında hala ana kurgunun temeli hakkında hiçbir bilmiyoruz. Bu aslında merak uyandırıcı ve devam etmeye sevk eden bir şey. Buradaki kötü taraf o ki, yazarın kitapları arasında uzun zaman farkları var. Bu kitabın çıkmasından 1 yıl geçmiş, ama hala 2.kitaptan ses yok mesela, ya da ben duymadım, bilmiyorum. Blake iyi mi, kötü mü, anlayacağımız büyük olaylar yaşanmadı, o yüzden wow da değil, kötü de. Sonraki kitaplarda yazar kaderini belirleyecek. Gölge'yi size bırakıyorum... Blue minnoşumu ben de yemek istedim tatlılığından. Kardeşler gıcık olsalar da, onları anlamak mümkün, ama dozunda. Ana karakter olarak şu an sadece Rose'u gördüğüm için ve 1.kitap o kadar giriş kitabı ki, diğer karakterler hakkında bir şey söyleyemiyorum, çünkü şu an hepsine nötürüm, çünkü kitap ne kadar 603 sayfa olsa da, bence, wow bir şeyler yaşanmadı, karakterleri tam benimseyemedim, bir çoğuna karşı nötürüm. Rose karakteri benim için ortalama bir ana karakter. Zeki diyemeyeceğim asla. Kitaptaki bir çok tehlikeli sahnenin yaşanmasında zaten sebep kendisi. Her, "Burası tehlikeli, buraya gitme", denildiğinde orada oldu ve başına bir şeyler geldi, sonrasındaysa Blake ya da Gölge kurtardı. Kitabın büyük bir kısmı böyle geçti. Haliyle de zeki olduğunu düşünmüyorum. Düştüğü evreni anlamadığını o kadar çok söylüyordu ki. Anlamadığını anlıyorduk zaten okuduğumuzda, mesela bunu 603 sayfa içinde max 20 sayfada söylemek lazımsa, Rose 100 defa söyledi, haliyle de adamı bayıyordu. Benim için ortalamaydı yani. Blake ile olan sahnelerini de anlamıyordum bazen. Ona nefret mi ediyordu, analiz mi etmeye çalışıyordu, anlamadan bir de nasıl yakışıklı ve teninin, haraketlerinin, aurasının ve bir çok şeyinin farklı olduğuna dair iç seslerini okumaya başladım. Bunun bir yanı güzel ki, Rose da Blake ve Gölge'e ne hissettiğini, onları hayatında nasıl konumlandırmalı olduğunu bilmiyor ve bunu bize de güzel yansıtdı. Kitapta en sevdiğim sahneler: 1. Farklı yaratıkların olduğu, onları keşfettiğimiz sahneler 2. Rose ve saraydaki diğer karakterlerin komik dialogları, Rose'un bizim için normal, onlarınsa anlamadığı cümleler, kelimeler, şakalar yaptığı sahnelerde diğerlerinin ona deli gözüyle baktığı sahneler çok komik ve akıcı sahneler okutturuyordu. 1.kitap öyle bir yerde bitti ki, 2.kitabı elimin altında olmasını çok istedim, ama hiç çıkmamış ki, ala bileyim... Yazarın kitapları çok geç çıkıyor. Artık 1 yıl geçmiş, 2.kitap ne zaman gelir, bilemiyorum. Böyle uzun zamanları asla anlayamıyorum, çıkan gibi okuyan okurlar 1 yıl sonra ne hatırlayacaklar ki, okuduklarında da keyif ala bilsinler. Yani bu kitap benim için tam olarak ortalama bir giriş kitabıydı. Fantastik olması bakımından güzel konusu var, ama işleyişi ortalama. Son olarak fantastik bir evrende yazarın kendi yazdığı kurgusunun evrenine geçiş yaptıktan sonra hayatta kalmak için mücadelesini okurken farklı-farklı yaratıklar, yaratıklara dair gizemleri çözmek, hayatta kalmak için yalan söylemek, yazarın kendi yazdığı kötü karakter tarafından defalarca kurtarıldığını görmek, iyi karakter olarak yazdığı karakterin nerede olduğunu öğrenmek ve Gölge'nin kim olduğunu öğrenmek istiyorsanız, bir şans verebilirsiniz. Benim için 7/10.
ZamansızM. Rise · İndigo Kitap · 2024228 okunma
·
248 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.