Puan vermedi·264 syf.····Okunma: 20 Ekim 2025 00:35 (spoiler içerebilir)
İnsan her daim bir arayış içinde midir? Yoksa hayatının bazı dönemlerinde arayışı son bulur yahut mola verir ve durgun kendinden emin bir yaşam evresine mi girer? Sanki bazı ilüzyon yaşam niteliklerimiz işimiz, ailemiz, hobilerimiz insanoglunun mutlak arayışı olan varoluş sancilarımızı bir süreliğine hokus pokus eder ve yok eder. Ama bu yok oluş hiç de kalıcı değildir. İnsanoglu hassas dengesinin herhangi bir surette bu kitapta olduğu gibi dramatik bir hastalık sonucunda misal bozulması sonucunda kadim arayış tekrar geri gelir. Kitaptaki ilk arayış ve kayboluş makus kaderden kaçışla başlar. Aranan şey somut bir insandır. Fakat kurulu düzen içinden çıkan her insanin sudan çıkmış balığa döneceği bir gercektir. Sudan çıkmanın balığa getirisi vardır yine de o artık karada da yaşamaya alışacaktir. Roman kahramanı kısa bir zaman için içine düştüğü durumlara öyle bir adaptasyon sergiler ki adeta bukalemun felsefesini benimsemiştir. Ahlak denen pamuk ipliğine bağlı katı hükümlerden sıyrılır ve kendini daha gerçek hissettiren ve müdavimlerinin niye terkedemedigini açık eden suçun karanlık dünyasına adım atar. Hırsizlik arsizlik absürt vaziyetler şov dünyasının saçmalıkları ihanet şiddet... Kısa bir zamana sığdırılmıs yalan bir gecmişten gelen bir adam için gerçek bir yaşam. Kötünün cazibesi en az kadınınki kadardır. Ama yine de karakterimiz yalandan bir hayat yaşamanın mağduruyken artık gerçeklerle cebelleşen gerçek bir insandır. Ne var ki bazı şeyler için iş işten geçmiştir. Karısı artık onun bir insan değil makine olduğuna inanmıştır. Bu yüzden karakterin ikinci kaçışı karısını değil kaybettigi kendisi aramaya yöneliktir. Kitap bu belirsizlik ve daha cezbedici olabilecek bir maceranın başlangıciyla son bulur.