Saramago, Körlük’te insanlığın en karanlık yanlarını, bir salgın metaforu üzerinden gözler önüne seriyor. Aniden yayılan “beyaz körlük” yalnızca gözleri değil, vicdanları da karartıyor.
Toplumun çöküşünü anlatırken, medeniyetin aslında ne kadar ince bir çizgiye dayandığını fark ediyoruz. Kurallar, ahlak, düzen — hepsi bir anda yok oluyor.
Saramago’nun benzersiz, virgüllerle akan anlatım tarzı, okuru olayların içine hapsederken aynı zamanda düşünmeye zorluyor: “Asıl körlük, görüp de anlamamaktır.”
Bu kitap, insana rahatsızlık veren ama aynı zamanda insan olmanın özünü sorgulatan bir başyapıt.