Ray BradburyRay Bradbury
Mars Yıllıkları’nı okurken, teknolojiden çok insanın değişmeyen doğasını, korkularını, açgözlülüğünü ve umutlarını gördüm. Bradbury, Mars’ı yalnızca bir gezegen değil, insanlığın kendi vicdanı haline getiriyor.
Her hikâyede farklı bir yüzümüzle karşılaşıyoruz: merak eden, sömüren, hayal eden, unutan…
Ve sonunda fark ediyorsun ki, Mars’a giden biz değiliz; oraya taşıdığımız dünya ağrımız.
Kitap boyunca içimde hem büyülenme hem de tedirginlik duygusu vardı — çünkü anlatılan gelecek, aslında bizim bugünden yazdığımız bir olasılık gibi.
Bu kitap bana şunu hatırlattı:
İnsanlık nereye giderse gitsin, kendinden kaçamaz.