Bazı kitaplar insanın kalbine sessizce dokunur ya, işte bu öyle bir kitap…
Kitap,sessiz bir kadının iç dünyasını, yıllarca bastırılmış arzularını ve yeniden doğuşunu anlatıyor. Başkahraman Türkan, hayatını bir başkasının gölgesinde yaşamış, sesini duymamayı öğrenmiş bir kadın. Eşinin ölümüyle birlikte yalnızlığın ve özgürlüğün keskin çizgisi arasında kalıyor. Onun karavanla çıktığı yolculuk, aslında kendi içine yaptığı bir keşif yolculuğu.Türkan’ın hikâyesinde kendimi, suskunluklarımı, “artık geç” dediğim yanlarımı buldum.
Bir kadının, yıllar sonra bile yeniden filizlenebileceğini, hayatın hep bir yerinde bizi bekleyen bir bahar olduğunu hatırlattı bana.
Kesmez’in dili yumuşacık ama etkisi derin…Okuduğum diğer kitaplarinu da çok sevmiştim
Hiç bağırmadan, hiç zorlamadan, içimizdeki kırıkları sevgiyle okşuyor.
Okurken hem hüzünlendim hem umutlandım çünkü gerçekten, her şey mümkün.
Kısacası; Çiçeklenmeler, geç kalınmış bir uyanışın, içten gelen bir “ben de varım” sesinin hikâyesi.
Okuyun, kalbiniz biraz yeşersin...