5/10
·279 syf.··
2025 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Ekim 2025 16:11
Bu kadar kendiyle çelişen, her şeyi de totalitarizme bağlayan, yeniliğe bu kadar karşı ama bir o kadar içinde olan bir yazar görmedim. İlk satırları okumaya başladığımda farklı bir bakış açısıyla karşı karşıya olduğumu anladım ama bir süre sonra kademe kademe artarak sinirlerim zıplamaya başladı. O kadar keskin ve abartılı ki fikirlerinde asıl kendisinin totaliter olduğunun farkında değil bence. İlk defa bir yazarın hayatını, düşüncelerini ve hakkında birçok şeyi merak ederek araştırma gereği duydum. Hiç de eleştirdiği ya da reddettiği şeylere uygun davranan bir yaşamı yok. Kitabın birkaç bölümünün sonunda not aldım. Öncelikle sizlerle bu notları paylaşmak istiyorum: V. BURADA YER, ŞURADA KONUŞURUZ Yazarın bir “totalitarizm” modeli olarak değerlendirdiği “apartman daireleri” fikrine katılmıyorum. 2000 bin küsur yıl önceki Roma’dan bahsederken de utanmamış. Arada büyüyen bir teknoloji ve nüfus ve hatta medeniyet kavramı var. 2000 küsur yıl önceki gibi yaşamamız mümkün değil. Eskiden mahremiyetin ya da evin odaları gibi görevsel ve niteliksel bölünmelerin olmaması bunun iyi bir şey olduğu anlamına gelmiyor. E iyi o zaman eskisi gibi yediğimiz yere sıçıp uyuduğumuz yerde duş alalım hep beraber. VII. SENİN CİNSİYETİN NE? Cinsiyet ve cinsiyetçilik birbirinden çok farklı tanımlar. Nasıl ki ırklar ve bunların kendine ait gözlemlenebilir özellikleri varsa cinsiyetlerin de öyle. Fakat bu özellikleri bir üstünlük ya da zayıflık olarak görmek “ırkçılık” ya da “cinsiyetçilik” oluyor. Tamamen olmusuz bir tanım. Bana kalırsa dünya canlılarını robotlar oluşturmadığı sürece dünya hep cinsiyetçi olacak. - Kadın vücudunun bazı bölgelerini çekici bulan erkekler aslında cinsiyetçilik yapıyor. Sonuçta -aksi bir durum yoksa- erkek bedenine aynı tepkiyi vermiyor. - Porno var olup izlenmeye devam ettikçe cinsiyetçilik var olacak. Sonuçta 2 cinsiyetin birbirinden farklı eylemlerini görüp zevk alıyoruz. Yoksa hayvan çiftleşmesini izlemek de bizi etkilemeliydi. - Kimin, nerede, ne giyeceği belli olduğu ve sözde “uygun” giyinmediği düşüncesi genelde kadına yüklendiği için bu durum bitene kadar cinsiyetçilik devam edecek. Kısacası 2 cinsiyet var olmaya devam ettiği takdirde dünya her zaman cinsiyetçi olacak. NOT: Bazı erkekler gücün (erkek olmanın getirdiği özellikle fiziksel gücün) sorumluluğunu reddettiği için anaerkil bir toplum olmasının hayalini kurup bunu da “Ben cinsiyetçi değilim, kadın haklarını ve hatta üstünlüğünü savunuyorum” gibi aslı olmayan söylemlerle dile getirir. Kendendin beklenenler ağır geldiği için bu ağırlığı kadına yüklemek isteyenler bunu yapar genelde. XV. ZIP, SEN ÖLDÜN 15 bin yıl öncesine gitme şansımız yok. Teknoloji var ve her gün varlığını büyüterek olmaya devam edecek. “Düğmelerin/tuşların kölesi olduk. Bak 15 bin yıl önce böyle değildi. İnsanlar özünü kaybetti. “ demek teknolojiyi tümden reddetmek demek. Burada önemli olan gelişen ve değişen teknolojiye nasıl baktığımız. Onunla ne elde etmek istediğimiz. Dünya, nüfus, ideolojiler bunlar insanlık geliştikçe değişen şeyler. Önemli olan bunları ne amaçla kullandığımız. “Teknoloji insanları özünden uzaklaştırıyor” demek çok abartılı. Bunlara karşı bilinçlenip “tuş kölesi” olmamak yine kişinin kendi elinde. Şu an 15 bin yıl öncesinin 15 bin yıl sonrasındayız. İnsanın zaman geçtikçe, geliştikçe aynı kalması beklenemez. XVI. HOMO SAPIENS BLUES Yazar o kadar kendisiyle çelişiyor ve o kadar kendini bilmez ki. Hem insan ilişkilerinin sıradanlığından, basit ve duygusuz olmaya başladığından yakınıyor hem de insanları bir araya getiren başka kişi ya da durum örnekleri varken gidiyor 10 Kasım Mustafa Kemal Atatürk’ü anma gününü örnek veriyor. Araştırdığıma göre ailesinin Atatürk ile yakınlığı/akrabalığı var. Abartı bir davranış adı altında aklına 10 Kasım gelmiş. Bunu yapmayı eleştirip evreni keşfedelim diyor. Evreni taşla, sopayla, ateşle araştıralım o zaman. XVIII. ŞU SİHİRLİ ‘AN’ Şimdi de zamana, ona tutsak olmaya takmış. “Eskiden doğa olaylarını gözlemleyip ekme-biçme işleri için kullanırdık şimdi alarmla uyanıyoruz.” diyor bir de. Yahu bu adam üniversitede eğitmenlik yapmış. Çoğu oraya alarmla geldi zaten. Yeni dünya (yeni dediğimiz de kaç yüz yıldır böyle) düzenini bu kadar eleştirip bundan farklı yaşamıyor olmak da tam bir iki yüzlülük. Velhasıl; altını çizdiğim cümleler, hak verdiğim noktalar tabii ki var. Ayrıca bir kişinin bir alanda uzman olması, eğitim almış olması ya da ne bileyim deneyim edinmesi, yaşı şunu bunu her konuda doğru ya da haklı olduğu anlamına gelmez. Yazarımızın da yaşı bayağı var. Tecrübeli ve okumuş birisi. Hatta bazıları kendisinden övgü ile bahsediyor, onun adına gururlanıyor. Doğru şeyler söylüyor ama onları çürütecek daha çok şey söylüyor. Yeniye, teknolojiye bu kadar düşmanca yaklaşıp yine bu teknolojiyle hayatını sürdüren ve bunlarım varlığıyla kendini var eden birinin yazdıklarını pek umursamamak lazım bana kalırsa. Çelişkileri ve saçmalıkları seven herkese keyifli okumalar dilerim.
Cehenneme ÖvgüGündüz Vassaf · İletişim Yayınları · 202512,9bin okunma
·
371 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Duygularıma tercüman olmuşsunuz. Çok güzel bir inceleme olmuş teşekkür ederim