Puan vermedi·204 syf.··Beğendi
· KİTAP YORUMU: Nicolas Poussin Şifresi - Selçuk Fatih Abak & Recep Şentürk.
Nihayet bitti! “Nicolas Poussin Şifresi”ni elime alırken, Da Vinci Şifresi tadında hızlı bir macera bekliyordum. Ama yazarlar beni resmen aklın sınırlarını zorlayan anagramlı bir şifre sarmalının içine bıraktı. 400 yıllık bir komploya açılan kapı! Elimdeki kitap, sadece bir ressamın tablosunu değil, rönesanstan bu yana Avrupa’nın kalbine sızmış en organize yalanı deşiyor. Her sayfa, bir tarih kitabının fısıldamak zorunda kaldığı bir itiraf gibi.
Barok dönemi sanatçısı Nicolas Poussin’in “Arkadyalı Çobanlar” eserinin sadece bir resimden ibaret olmadığını, o meşhur “Et in Arcadia ego” yazıtının bile Hristiyanlığın temellerini sarsacak, Kutsal Kâse’nin biyolojik ve genetik sırrına giden, zekice kurgulanmış bir anagram zinciri olduğunu kanıtlıyorlar.
Yazarlar bizi, İrlandalı Profesör Alvero De Paul’un, Poussin’in tablosuna gizlenmiş şifreler aracılığıyla Kutsal Kâse’nin sadece bir efsane olmadığını kanıtlama çabasına ortak ediyor. Selçuk Fatih Abak ve Recep Şentürk, okuyanı İrlanda’dan yola çıkarıp Paris’in gölgeli sokaklarına, oradan da Türkiye’nin kadim topraklarına uzanan, nefes kesen bir kovalamacaya sürüklüyor. İrlanda’nın sisli havasından Paris’in klasizmine uzanırken, rotanın Anadolu’nun mistik coğrafyasına dönmesi, kitabın iddiasını on kat artırdı. Kitabın temposu o kadar yüksek ki, sayfaları çevirirken Sion Tarikatı’nın peşinde koşan üçüncü kişi gibi hissedeceksiniz.
Peki beni en çok ne vurdu? Kâse’nin kendisi ya da anagramların zekası değil. Beni vuran, Poussin’in 17. yüzyılda, sanatın o idealist doruk noktasında bile, kilisenin ve gücün sırlarını resminin altına kazıma cüretini göstermesiydi. Poussin’in tuvalindeki her fırça darbesi, sanki Sion Tarikatı’nın yeminli bir beyanıymış gibi titizlikle yerleştirilmiş. Onun rasyonel dehası, bu sırrı görmek istemeyenler için görünmez kıldı. Aklıma sürekli şu soru takıldı: Eğer Poussin, dört yüz yıl önce, dünyanın en önemli sırrını sadece sanat kullanarak kodlayabildiyse, bugün elimizde tuttuğumuz “gerçek” dediğimiz diğer bilgiler ne kadar güvenilir?
Kitabın finalinde, o son bağlantı kurulduğunda, inanışlarınızla Poussin'in sanatı arasında gergin bir köprü kuruluyor. Artık mesele Kâse'yi bulmak değil; mesele, onu kimin, neden bu kadar uzun süre saklamak zorunda kaldığını anlamak. Bu kitap size 'Kâse nerede?' diye sormuyor; 'Bu sırrı bilenler, hayatlarımızdaki hangi kararları sessizce yönettiler?' diye sorgulatıyor.
Sizce sanat, en tehlikeli sırları saklamak için kullanılan en güvenli araç mıdır sizce ?
#nicolaspoussinşifresi