Irmak Zileli / Son Bakış
"Ben şu anda bir adli vakayım deda, sokak ortasında boylu boyunca uzanmış bir vaka."
"Araftan, öte dünyaya geçişimi sağlayacak olan kapı buymuş meğer. Yanlış anahtarı almakla başladı bu hikaye, üstüne biraz aptallık ve epey bir korku ekleyince deda, her şey tereyağından kıl çeker gibi oldu."
[*deda: Gürcü dilinde anne]
Merhaba kitap dostlarım, sevgili Irmak Zileli' den okuduğum üçüncü kitap oldu. Yazarın dilini, kalemini ve anlatımını çok beğeniyorum. Kitapları oldukça akıcı ve sayfalar nasıl akıp gidiyor anlamıyorum bile, “kesinlikle kitaplarını okuyun” diyebileceğim Türk yazarlar arasında kendisi.
Şimdi gelelim “Son Bakış” kitabına; 150 sayfa boyunca aslında Tina’nın ölürken kendi içinde konuştuğu anları okuyoruz ancak kitap benim bahsettiğim kadar yüzeysel ve sıradan değil. Tina, Türkiye’ye sevgilisiyle kaçarak gelmeye çalışmış ancak sadece kendisi sınırdan geçebilmiş; ailesini ve tüm sevdiklerini kendi ülkesinde bırakmak zorunda kalan yalnız bir kadın. Hayatına devam edebilmek ve geçinebilmek adına yaşlı bakımı yapıyor. Günleri sadece bu yaşlı kadına bakarak, hiçte anlayışlı ve iyi bir kadın olmayan kızına katlanmakla geçiyor. Tina, bir gün çatıdan aşağı düşüyor ve aslında bizim okuduklarımızda son yolculuğunda kendi iç sesinden O’nun hayatı.
Kitap; mülteci sorunu, bir insanın kendini ve hayatını sorgulaması (belki pişmanlıkları), ayrımcılık ve genel olarak toplumsal yabancılaşma (ayrım) temalarını kapsıyor.
"Bakış açısı ne kadar önemliymiş meğer. Hep aynı yere bakmak ölümcül bir şey.”