·90 syf.····Okunma: 21 Ekim 2025 23:20 Denemelerden oluşan bu kitap, gösterişsiz bir samimiyetle yazılmış. Sanki bir arkadaşınızın ses kaydını dinliyorsunuz.
Kitap zamanın sezgiselliğini anlatarak başlıyor. İlerideki satırlarda yazar, zamanın ellerinden akıp gidişini, bir türlü tutamamanın çaresizliğini “kum saati” metaforuyla anlatıyor.
Her denemede, “hayatta kalmaya devam eden ama içindeki karanlığı da inkâr etmeyen” bir kadının sesi var. Kırılmışlığın içinde mizah, kabullenmenin içinde ince bir isyan yer alıyor. Satırlarda güçten gelen bir kırılganlık ve hüzünden doğan bir tebessüm var. Ağrıyı anlatırken süslemeyen, bazen kendiyle dalga geçebilen bir iç monolog.
Yazar, güçlü görünmenin yorgunluğunu da, zayıf kalmanın suçluluğunu da tanıyor.
Yıkılmış binalardan, çatlamış avuçlardan, kırık aynalardan bahsediyor ama çaresizlik yok. “Saç boyamak” burada bir metafor. İnsanın, kendi karanlığına estetik bir rötuş yapma çabası. Bazen işe yarasa da bazen sadece o anı kurtarıyor.
Bu kitabı “her şeyi yoluna koyamadım ama deniyorum” diyen herkese öneriyorum.
Kendini toparlayamadığı günlerde bile güzel görünmeye çalışanlara, bir kupayla battaniye arasına sığınanlara ve bazen sadece “iyiymiş gibi yapma” hâline gülüp geçenlere...