Gönderi

Puan vermedi·626 syf.··
2025 7. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 20 Ekim 2025 02:57
Jane Eyre/ Bizde çok sığ, keyif kaçırıcı bir görüş vardır, kitapla az çok haşır neşir olan herkes bir kerecik olsun bu görüşe toslamıştır diye düşünüyorum: "roman okumanın/ başkasının hayatını okumanın bana ne katkısı olacak?" Aslında bu soruyu muhattap almak bile kendini yormaktan başka bir işe yaramaz, daha doğrusu vakit ayırmak kendi vaktini boş yere harcamak sayılır (.d) ama, ben ilk defa bir kitabı okurken bu berbat sorunun cevabını çok net bir şekilde aldım. Hatta bildiğin cevabı hissettim. Farkında olmasa da insanın kafası bazı dönemler aşırı düzleşir. Tektip düşünmeye, tektip anlamaya ve görmeye başlar. İşte tam da böyle zamanlarda okunan romanın, hele de jane eyre gibi hem dili hem de öyküsüyle etkileyici bir romanın verdiği yeni bakışaçısı o tektipleşmiş kafayı sallar, hacışakir sabunla silinmiş cam gibi pırıl pırıl yapar. Ve o Allahın cezası soruya niye roman okumamız gerektiğinin cevabını şıllak diye verir. Etkileyici, hele de uzun süren bir düzenin ardından insana o anki ritminden farklı ritim sunan bir roman okumak insanın hem yaşamdan aldığı zevki, hem düşünce tarzını tazeler ve etrafını çok rahat, çok profesyonel bir açıyla görmesini sağlar. (Yaniii... bende öyle oldu. Kendi başıma geleni bu kadar genellediğim için beni taşlayabilirsiniz sorun değil, çok etkilendim çünkü .d) Charlotte Brōnte öyle sağlam bir gözlemci, öyle sağlam bir yazar ki, kitaptaki karakterler bir elin parmaklarını zar zor geçecek kadar az olmasına rağmen her biri birer ders gibi. Her bir karakterden gerçekçilik ve kendine has bir doku akıyor. Hatta ben bu etki yüzünden, kitabı bitirdikten sonra fenasal bir yoksunluk yaşadım, yaa bi daha rochester'in "janet" demesini okuyamayacak mıyım filan diye hüzünlendim o derece .d Karakterlerden aldığım lezzettin tadı damağımda kaldı mesela, bahsetmeye çalıştığım etkileyicilik tam olarak böyle bir şey. Bana göre bir okuyucuyu uzun zamandır tanıdığı biriyle vedalaşır gibi hissettirecek karakterler yazmak her yazarın kolay kolay yapamayacağı bir gerçekçilik marifetidir. Charlotte bronte bu gücü oldukça sade ve tatlı bir dille, gayet durağan gözükmesine rağmen her detayı dantel kadar incelikli bir olay örgüsüyle sunmuş. Abartmıyorum, abarttığımı da düşünmeyin derim çünkü bu daha charlottenin en güçlü kozu bile değil. Hikayedeki karekterizasyonlar öyle sağlam ki, birinin mutluluğundan gerim gerim gerilip bir kıyamet alametinin gelmesini bekleyebiliyor, birinin basit bir bakışından, cümlesinden, küçük hareketinden (Allahın cezası narsist papaz) bile yorulacak kadar onun baskısını ve eziciliğini hissedebiliyorsunuz. Kadın karakterler jane eyre dışında ortalama üstü ve tutarlı diyebiliriz, ama erkek karakterlere bir giriyorsunuz, okurken kendinizi sanki bir psikiyatristin ağır vakalarını kaydettiği özel defterini okuyormuş gibi hissediyorsunuz. Gerçekçilikten tüyleriniz ürperiyor, hatta yoruluyorsunuz. Yanii ben hep böyle hissettim ve gördüm desem daha doğru, hala kitabın etkisinde olduğumdan sebep inceleme değil de ancak kendi etkilenmişliğimi kustum galiba .d Neyse. Velhasıl rochester'ın o çocuksu aşkını, st paulun diş sıktıran psikopat ruhsuzluğunu okuduktan sonra insan bir daha başkasının hayatını, anılarını okumak bana ne katacak demez sanırım. İşte Jane Eyre romanı o saçma soruyu soranları bile böyle etkileyeceğini düşündüğüm kadar muazzam işte .d Bunun dışında, hikaye çok tutarlı bir dinamiğe sahip olduğu için finali de muazzam doyurucu ve tatlıydı, okurken o son sayfalar hiç gelmesin istedim. Önceleri yüzde yüz güvenilmez bir adam olarak gördüğüm rochesterın jane gittikten sonraki halini öğrenince şaşkınlık ve hayranlık duymam, sonra böyle dumura uğradığım için kendime şaşırmam, o korudaki yürüyüş sahnesi, jane ile öylesine tatlı bir bağları oluşması, gerçekten ilişkilerine muazzam bir nokta koymuştu. Daha ne olsun ulan, doyurucu final dediğin budur dedim. Jane eyrenin finali işte böyleydi. Zorluklar, iyilikler, kurulan bağlar, oluşan aşklar, hasretler, özlemler, kederler, rochesterin delice ama çocukça sadık sevişi ve janenin yaşını millerce aşan oturaklılığı ve zekasıyla bu hikaye benim gözümde kusursuz eksi bir puanla 9.9luk bir romandır. Ki bana kalsa hikaye son sayfayı st jhon denen ruhsuzun hal hatrı ve en kötüsü de o kendinin inanmayıp safi gösterişle söylediği son sözüyle bitmiş olmasa gayet 10/10 bir eser olacaktı. Ama napalım, Bronte reyizin dini görüşü, zevk ve tercihleri. Olsun, en fazla süzme manda yoğurdundaki yaprak parçasıdır. Ben bu dehşetül fenasal muazzama eser hakkındaki incelememi iyi ki okumuşum, diyerek sonlandırıyorum. Sizlerin de son sayfayı kapattığnızda tam olarak bunu diyeceğinizi düşünerek. hadi bb. Jane EyreJane Eyre Charlotte BrontëCharlotte Brontë
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,1bin okunma
·
82 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.