Gönderi

7/10
·240 syf.··
2025 89. kitabı
Sevgisizlik, kötü sonuçlar doğurabiliyor. İnsan sevgisiz kalınca, onu bundan yoksun bırakan etmenlere veya kişilere karşı öfkeyle dolup taşıyor. Öfkeye, ikinci dereceden akrabası kıskanmak da katılınca, öfkeli ve kıskanan bir insan, her şeyi yapabilir bir hale geliyor. Nahid Sırrı Örik'in kaleme aldığı "Kıskanmak" adlı roman, tam da dediğim bir zemin üzerinde yükseliyor. Roman, 21 Eylül 1937 ila 22 Kasım 1937 tarihleri arasında 53 bölüm halinde Tan Gazetesi'nde tefrika ettiriliyor. Burada ilk olarak adı "Kıskançlık" olarak dikkat çekiyor. 1946 yılında ise eser, gerçek adı olan "Kıskanmak"a kavuşuyor ve basımı yapılıyor. Nahid Sırrı Örik, iki kardeşin hayatını incelediği bu eserinde, psikolojik analizlerini ve gözlemci yapısını ortaya çıkarıyor. Gerçekte de karakterlerin analizini ve psikolojik çözümlemelerini çok başarılı buldum, hoşuma gitti. Benim için romanın okunmasını sağlayan bir romandı. Öte yandan tefrika edilmesinin getirdiği birtakım olumsuzlukları anlayabiliyorsunuz, bölümüler bir anda bitiyor veya o anki kurgudan bağımsız bir zaman anlatılıyor. Yazar o günün Türkçesiyle yalın bir üslup tercih etse de bilinmedik kelimeler fazla, yanınızda bir sözlük olması tavsiyedir. Bana göre psikolojik bir roman olduğu için, sürükleyicilik açısından ağır ilerledi. Romanın aynı adla bir televizyon dizisine uyarlandığını da belirteyim. Cemal ailesinin İstanbul'da bir konakta başlayıp Zonguldak'a kadar uzanan hikayesine tanıklık ediyoruz. Halit ve Seniha'dan bahsediyorum, orta yaşlarına gelmiş pek anlaşamayan iki kardeş! Halit, her zaman ailenin gözbebeği olmuş bir isim, annesi tüm ilgisini her zaman ona gösterip Seniha'yı dışlamış. Halit güzel okullarda eğitim görmüş, üniversiteyi yurt dışında okuyarak maden mühendisi çıkmış. Yakışıklılığının ve egosunun yıllarca ekmeğini yemiş. Annesinin tüm sevgisiyle ve şımarık yetiştirildiği için böyle olmuş. Oldukça narsist bir insan, her sayfada daha iyi anlıyorsunuz. Orta yaşlara gelince de yirmilerinde genç bir kız olan ve güzelliğiyle dikkat çeken Mükerrem'le evlenmiş. Halit, kardeşi Seniha'yı hiç sevmiyor ve onu her zaman sırtında bir yük olarak görüyor. Seniha'ya adeta evin hizmetçilerinden biriymiş gibi görüyor. Seniha, Halit'in sekiz yaş küçük kardeşi. Henüz çocukluğundan beri içinde dallanıp budaklanmaya başlayan, yetişkinliğindeyse bir sarmaşık gibi her yerini saran, bir ur gibi gün be gün içini yiyip bitiren bir kıskançlıktan muzdarip... Çocukluğundan beri evin hizmetçisi muamelesi görmüş. Her fırsatta değersiz hissettirilmiş. Gözlerinin güzelliği dışında çirkin biri olarak görülüyor. İçinde tek bir sevgi kırıntısı bile kalmamış, içi çok karanlık. Öfkesi ve sevgisizliği ona adeta ikinci bir beyin olmuş. Abisi Halit'i neredeyse her bir hücresiyle kıskanıyor. Çocukken ona verilmeyen sevginin, eğitiminin devam ettirilmemesinin sebebi olarak abisi Halit'i görüyor. Ona karşı içinde bir nefret var, her fırsatta abisinin mutsuzluğunu ve acı çekişini görmek istiyor. Mükerrem görümcesi olunca, Seniha artık aklını kullanmaya ve abisine yapacaklarını Mükerrem üzerinden, genç kızı kışkırtarak tasarlamaya başlıyor. Mükerrem yoksul bir ailenin kızı... Onun için sevilmek, kendisine duyulan tutku boyutundaki hayranlık çok önemli... Kendisinden bir hayli büyük Halit'in ilgisine karşılık verip onunla evlendiğinde aklı havada, kocasını kendine bağlayabileceğini ve aşkı elinde tutabileceğini sanıyor. Ancak yanılması uzun sürmüyor. Tutku çabuk bitiyor ve herkesin beğeniyle baktığı genç kadın, kurumaya başlıyor. Halit onunla pek ilgilenmiyor, pek konuşamıyorlar ve zaman geçiremiyorlar. Burada sanki Mükerrem bir güzellik tablosu gibiymiş ve Halit de bu güzellikten etkilenerek bu tabloyu kendine almış gibi bir benzetme yapabiliriz. Mükerrem'in saf güzelliğini nesneleştiriyor Halit ve onu bir evin içine hapsediyor. Her kadın gibi, Mükerrem de zamanla gözlerini açıyor ve başka bir tutku yoluna giriyor. Karşısına Nüzhet çıkıyor. Nüzhet ise bir kaptanın oğlu, oldukça tembel ve haylaz görünüyor. Ancak Yunan tanrıları gibi bir yakışıklılığa ve görkeme sahip... Genç yaşından itibaren kadınlar ona yanıp tutuşmaya başlarken, bence kurgunun toksikliğini de Nüzhet tamamlıyor. Tembel olsa da Nüzhet aklını kurnazlıklara ve aşk oyunlarına iyi çalıştırıyor. Şeytani zekası ve ilahi yakışıklılığıyla baştan çıkaramayacağı kadın yokmuş gibi davranıyor. Annesi hayattaki tek varlığı için görünüşte onun sözünden çıkmazken, arka planda tüm kadınlar onunmuş gibi bir havalarda yaşıyor. Ego konusunda ciddi problemler ve kişilik bozuklukları hissediliyor. Nüzhetin aşktaki yeni kurbanı ise, bir araya geldikleri ilk andan beri Mükerrem oluyor. Seniha da bunu anladığından, Mükerrem'i her fırsatta Nüzhet'e itebilmek adına pratik zekasını konuşturuyor.
Edebiyat
KıskanmakNahid Sırrı Örik · Everest Yayınları · 20253,345 okunma
··
906 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.