·303 syf.··Beğendi
···Okunma: 24 Ekim 2025 22:09 June, üstün başarılı genç bir yazar olan arkadaşı Athena'nın öldükten sonra taslak kitabını çalıp kendi çıkarıyor. Böylece kendi yazarlık kariyerinde arkadaşının aksine asla elde edemediği bir yükseliş yakalıyor. Kitap boyunca bu sahte başarının arkasındaki sır perdesi ortaya çıkacak mı çıkmayacak mı diye kendinizi merakla kitabı okurken buluyorsunuz. June bir anti karakter ve okuyucuya anlattığı çoğu şey manipülasyon içeriyor. Bir okuyucu olarak June'un kendini aklamak için ortaya tezler savurduğunu bile bile manipüle oldum. Athena'nın kitabından intihal yaptığı ortaya gerçekten çıkmasın istedim. Mesela kitap boyunca yakalanmasına ramak kala anlar yaşanıyordu ve ben her seferinde hadi bundan da yırt bir şekilde diye düşünürken buluyordum kendimi. Ya ben şuna bile ikna oldum: "June Athena'nın kitabına el atmasa bu kadar güzel bir roman olmazdı. Daha mükemmel hale getiren oydu zaten, onun da kitapta emeği var." Böyle de güzel manipüle oldum ve kitabın benim düşüncelerimi "Vay hırsız"dan "ama o da emek verdi"ye getirmesi aslında anlatmaya çalıştığı akışkan gerçeklik kavramına tam uyuyordu.
Bir de kitabı çok sevenler olduğu kadar gömenler de olmuş.Negatif eleştirilere baktığımda genellikle ortak noktasının şu olduğunu gördüm. "Kitabın hiçbir edebi yönü yok." Bir kitabın çok satanlar listesine girmesi için açıkçası ben bunu bir ön koşul olarak görmüyorum. Edebiyatta birden fazla anlatım tekniği var. Bu kitap güncel popüler terimlerle günümüz yayın dünyasına bir bakış içerdiği için içimizden biri gibi iç sesini okuduğumuz bir anti kahraman var. Hangimizin iç sesi edebi ki? Dolayısıyla bu samimi anlatımı ben sevdim. Yani ne hissediyorsa açıkça cesurca kötü bir düşünce bile olsa söylüyordu. Bu sansürsüz anlatım çoğu yerde aslında çok falsosu olan bir karaktere karşı sempati hissetmemi bile sağladı. Kitapta en hoşuma giden şeylerden biri de linç kültürünü tasvir edişiydi. İnsanlar önce bir şeye bayılırlar, göklere çıkarırlar ve sonra bir kusur bulup çıkardığı yerden daha da dibe indirmeye çalışırlar. İnsanlar bir zamanlar çok ünlü olup zamanla düşüşe geçen insanların düşüsünü izlemekten zevk alırlar.
Ben bir okuyucu olarak şunu söyleyebilirim ki evet bana edebi şeyler, muazzam ana fikirler, ufkumu açan fikirler sunmadı. Ama çok etkiledi. Çünkü nerede gerçek başlıyor nerede bitiyor bulanık. Mesela ben Athena ve yazar arasındaki benzerlikleri de tesadüfi bulmuyorum, yazarın o karakteri çıkarırken kendinden ilham aldığı da gün gibi ortada. Bu da bana şunu düşündürüyor: Yazar bu kitapta başka hangi gerçeklerden esinlendi? Yorumumu kitabı okumasam belki bu kadar etkilemeyecek ama okuduktan sonra beni oldukça etkileyen kitaptaki şu cümleyle bitirmek istiyorum: "Gerçeklik akışkandır."